Demir Perde
Yıkılışının 20. yılında Berlin Duvarı, yapılışı kadar ses getiren gösterilere sahne oldu. Doğu ile Batıyı birbirinden ayıran, Soğuk Savaş döneminin en önemli simgesi haline gelen duvarın 9 Kasım 2009 günü Berlin’de yapılan anma törenlerinde sembolik domino taşları ile bir kez daha yıkılması 20 yıl önce yaşanan olayların hafızalardaki izlerine bir çizgi daha attı.
Berlin Duvarı’nın yapılmasına giden süreç, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile başladı. 1945’te savaşın sona ermesiyle düzenlenen Yalta Konferansı’nda, savaştan yenilgiyle çıkan Almanya’nın topraklarının bölünerek işgal kuvvetleri arasında -yani Batılı müttefikler Amerika, Fransa ve İngiltere ile Sovyetler Birliği- paylaşılması ve yönetilmesi kararlaştırıldı. Alman topraklarının Amerikan, Fransız, İngiliz ve Sovyet bölgesi olarak dört yönetime bölünmesi ileride yaşanacak daha büyük bir bölünmenin işaretini verir gibiydi. Batılı ülkelerin benzer yönetim biçimlerini birleştirmesi sonucu zamanla tek bir yönetim bölgesi haline gelen Batı Berlin’e karşı Doğu Berlin’de Sovyetler Birliği bu yönetime şiddetle karşı çıkmakta ve Doğu’dan Batı’ya kaçışlara engel olmak amacıyla çözümler aramaktaydı. Önce tel örgü ile beliren ayrım zamanla 46 metre yüksekliğinde bir gecede dikilen 165 kilometre uzunluğundaki bir duvara dönüştü. Bu duvar üzerinden ‘iki kutuplu bir dünya düzeni’ oluşturuldu. 1961 yılında dikilip 28 yıl boyunca ayakta kalan, Doğu kısmına bakan tarafı beyaz, Batı kısmına bakan tarafı renkli bu duvarı geçmek isteyenlerin kimi bunu başardı kimi ise bu amaçla hayatını kaybetti.
Haziran 1987’de iki kutuplu dünyanın merkezi olan Berlin’i ziyaret eden dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Sovyetler Birliği Başkanı Mihail Gorbaçov’a yaptığı “ Bu duvarı yıkın!” çağrısının yakın bir zamanda gerçeğe dönüşeceği ihtimalini belki de o tarihlerde kimse düşünemiyordu
.(Tıkla – 1) Ancak Doğu Almanya’da insanların rejim üzerindeki baskılarının artması sonucu seyahat özgürlüğü ile ilgili yeni düzenlemelerin yapılması, 1989 yılı başlarında alınan bir kararla isteyen Doğu Almanya vatandaşlarına Sovyetler Birliği dahilindeki Doğu Bloku ülkelerine geçiş hakkının verilmesi bir bakıma duvarın soyut bir şekilde yıkılması anlamına geliyordu. Doğu Berlin'de binlerce insanın basın, fikir ve gösteri özgürlüğü ile demokratik reform talepleriyle sokağa dökülmesi doğrultusunda yaşanan gelişmeler Doğu Alman Hükümeti’nin bu konu ile ilgili birtakım görüşmeler yapmasını zorunlu kılmıştı. Yapılan görüşmeler sonucunda nihayet duvarın yıkılmasına onay verilecek yönde kararlar alınmıştı. Konu ile ilgili olarak Komünist Parti Politbüro üyesi Günther Schabovski’nin yaptığı bir yorumun duvarın yıkılması yolunu açmıştı. Schabovski’nin “Ve bu yüzden, tüm Doğu Alman vatandaşlarına, Doğu Almanya sınırları dışına çıkmalarına imkan tanıyan yeni düzenlemeler getirmeye karar verdik” sözlerinin 9 Kasım 1989 tarihinde halka duyurulmasından itibaren binlerce insan duvar kenarlarında geçişin yapılacağı anı beklemeye başlamıştı.
(Tıkla – 2) Ve sonunda ‘utanç duvarı’ yıkıldı. Sınır muhafızlarının şaşkın bakışları arasında sevinç çığlıklarıyla yer değiştiren vatandaşlara müdahale etmemesi 28 yıl sonra bir zaferin fiilen gerçekleştiğinin göstergesi oldu. Duvarın yıkılması ile 7 Ekim 1949’da Sovyet işgal bölgesinde kurulan Demokratik Alman Cumhuriyeti dağılırken Almanya Federal Cumhuriyeti'nin 1949 yılında kabul edilen Temel Yasası'nın öngördüğü gibi Almanya'nın yeniden birleşmesinin yolu da açılmış oldu. Yani Berlin Duvarı’nın yıkılması ile özelde Almanya’nın genelde Avrupa’nın bölünmüşlüğünün sona erdiği gözler önüne serildi.
Berlin Duvarı’nın yıkılması ile bölgedeki diktatörlükler de birbiri ardına çökmeye başlamıştır. Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve diğer ülkeler demokratik seçimlere geçerken ekonomilerinde de hızlı bir büyüme baş göstermiştir. Ancak bu ülkelerin komünist geleneklerinden vazgeçmeleri çok kolay olmamıştır. Duvarın yıkılması ile Avrupa’da bölünmüşlük ortadan kalkıyor gibi gözükse de zamanla Doğu Avrupa'nın eski komünist bloku ülkelerindeki yolsuzluklar, rüşvet olaylarının artması, küresel kriz ile ortaya çıkan ekonomik sorunlar, yönetimlerin zayıflığı ülkelerin ilerlemesinde sıkıntılara neden olmuştur.
Demir perdenin ortadan kalkması Avrupalı ülkeler arasında yeni bir döneme geçiş için vize olmuştur. Tarih boyunca sahne olduğu savaşlara ve bölünmüşlüklere inat Avrupa kıtasındaki ülkeler hızlı bir yapılanma sürecine girmiştir. Bu aşamada en önemli girişim de Avrupa Birliği’nin oluşmasına yönelik atılan adımlar olmuştur. Ekonomik bütünleşmeden siyasi entegrasyona doğru hızla ilerleyen Avrupa Birliği, genişleme eksenini tüm kıtaya yaymaya çalışarak tarihteki bölünmüşlük izlerini Berlin Duvarı gibi yıkmaya çalışmaktadır. Avrupa Birliği’nin kurulması için en önemli adımları Almanya’nın atmış olması, onun Berlin duvarı gibi bir bölünmüşlükten önemli dersler aldığı şeklinde yorumlanabilir.
Berlin Duvarı’nın yıkılması Doğu ve Batı Almanya arasındaki sınırı kaldırırken, günümüzde globalleşme ile birlikte artık ülkeler arasındaki sınırlar kültürlerarası diyalog ile kalkacak gibi gözükmektedir. Bu bağlamda genişleme sürecine devam etmekte olan Avrupa Birliği’nin daha iyi şartlarda varlığını devam ettirebilmesi için bünyesine dahil edeceği ülkelere yönelik duvarlar örmek yerine diyalog sürecini geliştirmesi gereklidir. Türkiye’nin birliğe tam üyeliği sürecinde 20 yıl öncede yaşananlar unutulmayarak ayrımcılık yerine birleştirici politikaların uygulanması en işler politika olarak gözükmektedir.
(Yrd. Doç. Dr. Nail Alkan, AB – Balkanlar - Kıbrıs Masası, Kıdemli Araştırmacı)