“Grek” Açılımı
7 Kasım’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan Başbakanı Yorgos Papandreu’ya gönderdiği mektup ile Devlet Bakanı ve Baş müzakereci Egemen Bağış’ın Yunanistan’a yaptığı ziyaret konusunda yaşanan gelişmeler Yunan ve Türk basınında değişik yorumlara yol açtı. Türkiye’nin son aylarda gerçekleştirdiği ‘demokratik açılım’ adlı reform sürecinin yanında, tarihsel sorunlar yaşadığı komşularıyla da bir takım reformlar yapacağı beklenmektedir. Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın Yunanistan’a yaptığı ziyaret, Türk-Yunan ilişkilerinde bir fırsat penceresi olarak değerlendirilmektedir. Bağış’ın Atina’ya ziyareti Yunan basını tarafından, “Ankara’nın tüm konularda kapsamlı diyalog istediği” şeklinde haberleştirilmiştir.
(Tıkla-1)
Bağış, Papandreou ile görüşmesinde, Erdoğan’ın mektup aracılığıyla iki ülke arasında Kıbrıs, azınlıklar, Ege, kaçak göçmenler ve Türkiye’nin AB süreci konularını ele alacak ortak bir işbirliği kurulunun (Yüksek Temsilciler Temas Grubu) oluşturulması önerisinde bulunduğunu kaydetmiştir. 2004 yılında iki ülkede aynı hükümetlerin iktidarında girişimlerde bulunulmazken bugün ilk diplomatik adımı Papandreou atmıştır. Yeni Başbakan Papandreou, seçildikten iki gün sonra 9 Ekim’de Türkiye’ye yaptığı ziyaret bu olumlu havaya destek sağlamıştır. Aralık ayında yapılacak AB Zirvesi’nden önce gönderilen bu mektup, uluslararası ilişkilerde stratejik bir diplomatik davranış olarak değerlendirilebilir. Aralık ayında Kıbrıs konusunda her iki topluma uygun bir çözüm bulunacağını ümit eden Bağış’a göre, Türkiye olumlu adımlar atılmasında ‘pro-motor güç’ rolü oynayacaktır. Bu konuda Türkiye’nin desteği açıktır. “Kazan - kazan” teorisine uygun bir çözüm bulunacağı ve adanın iki lideri Talat ve Hristofyas’ın bu çözüme destek vereceği de beklenmektedir.
Bu bağlamda ilişkilerin geliştirilmesine yönelik olumlu adımlar atılmasının yanında daha ileriye gitmek için PASOK hükümetin siyasi sermayesinde bulunan stokları kullanması gerekmektedir. Yunan basını da bu gelişmeler ışığında Yunan hükümetinin çok ihtiyatlı davranarak cevap vermesi gerektiğini belirtmektedir. Çünkü Türk hükümeti Ege sorunu konusunda Yunan hükümetiyle müzakerelerde bulunursa, bunun hem Kıbrıs hem de AB üyeliği konularında Aralık ayında gerçekleşecek AB Zirvesi’nde olumlu yansımaları ile ‘bir taşla iki kuş vuracaktır’
(Tıkla-2).
Yunanlılara göre, Türk-Yunan ilişkileri olumlu bir atmosfer içerisinde seyretmektedir ancak sonuçlar uluslararası anlaşmalar ve uluslararası hukuk ile uyumlu bir gelişme gösterilmesi için henüz yeterli değildir. Yunanistan’ın iddia ettiği konularda kolay taviz vereceğini beklenmemektedir. Şu anda kimse bu olumlu atmosferin sonucunu tahmin edemez. Kesin olan her iki hükümetin “kazan - kazan” stratejisinde siyasi irade koyma noktasındaki kararlılıklarıdır.
(Erjada Progonati, AB-Balkanlar Masası, Kıdemli Asistan)