Pakistan’ın Nükleer Silahları Yeniden Gündemde
İnternette yayımlanan Amerikan dergisi “The New Yorker”da çıkan, 8 Kasım 2009 tarihli,
Seymour M. Hersh imzalı ve ‘Defending the Arsenal’ başlıklı yazı
(Tıkla 1) Pakistan gündemini uzun süredir meşgul eden nükleer silahlar meselesini bir kez daha gündeme getirmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. “İstikrarsız bir Pakistan’da nükleer silah başlıklarının güvende kalması söz konusu mu?” sorusunu irdeleyen Hersh, ismini vermediği Amerikalı hükümet ve askeri kanadı temsilcilerinden gelen yorumlara dayanarak, Obama Doktrini çerçevesinde Pakistan ordusuyla ülkenin yüksek hassasiyet barındıran konularını müzakere ettiği ve özel eğitimli Amerikan unsurlarının herhangi bir kriz durumunda Pakistan nükleer varlığını korumak için yardım edebileceğini belirtmiştir. Hersh, belirttiği kriz ortamını tetikleyebilecek gelişmeleri de Pakistan ordusunun başlatabileceği bir isyan hareketi veya nükleer tesislere yönelebilecek bir terörist saldırı olarak örneklendirmiştir. Pakistan’da ABD karşıtlığının yükselişe geçtiği ve karşılıklı güvensizliğin diplomatik ilişkilerde hakim olduğunu vurgulayan Hersh, pekçok Pakistanlıya göre ABD’nin asıl hedefinin söz konusu nükleer unsurları garantiye almak değil, mevcut nükleer tesisleri devre dışı bırakmak veya tümden yok etmek görüşünün hakim olduğunu söylemiştir.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Abdül Basit söz konusu yazının çıktığı 8 Kasım tarihinde yaptığı açıklamayla iddiaları reddetmiştir. Açıklamada, “Pakistan’ın egemen bir devlet olduğu ve nükleer-stratejik tesislerine doğrudan veya dolaylı hiçbir müdahaleye izin verilmeyeceği, bu bağlamda da Pakistan’ın Amerikan resmi görevlileriyle özellikle nükleer unsurların güvenliğinin sağlanmasına dönük hiçbir görüşme yapılmadığı ve yabancı ülkelerden bu yönde bir yardım talebinde bulunulmadığı” vurgulandı.
(Tıkla2)
ABD’nin Pakistan büyükelçisi Anne Patterson da basında çıkan haberler üzerine Pakistan ordusuyla nükleer unsurlar üzerinde konuşulduğunu reddederek; “iddialar bütünüyle asılsızdır. ABD, Pakistan’ın nükleer silah veya materyallerini kontrol etme yönünde bir girişim içinde değildir. Pakistan, bölgede tırmanan aşırılıklarla mücadelede ve bölgesel güvenliğin temininde kilit müttefikimizdir. Pakistan’ın nükleer programını ve materyallerini koruma konusundaki kapasitesine güveniyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.
(Tıkla3)
Söz konusu yazı, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un 28 Ekim 2009 tarihli ziyaretiyle başlattığı; ABD-Pakistan ilişkilerindeki soğukluğu gidermeye, Kerry-Lugar Ödeneği’nin yarattığı kaygıları yatıştırmaya ve Güney Veziristan’da gerçekleşen operasyonları desteklemeye dönük kamu diplomasisi çalışmalarının somut meyveleri toplanamadan ikinci plana düşürmüş, ABD’nin Pakistan’ın iç işlerine ve ülkenin güvenliğini ilgilendiren ‘hassas’ konulara müdahale edileceği korkusunu yaratmıştır. Bu bağlamda Pakistan’da tırmanan Amerikan karşıtlığının azaltılması ve yaratılan olumsuz havanın giderilmesine dönük çalışmaların önümüzdeki günlerde yeniden hız kazanması beklenebilir.
(Ali Ertan, Asya-Pasifik Masası, Kıdemli Asistan)