Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai Türkiye’de
Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai 8 Kasım 2009 tarihinde 25. İslam Konferansı’na katılmak üzere Türkiye’ye geldi. Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Karzai’yi özel bir ziyafete davet ederek, Afganistan’da tekrar seçilmesinden ötürü tebrik edip gelecek için başarılar diledi. Karzai de, Gül ve Türkiye halkına Afganistan’a farklı alanlarda yardım ettiği için teşekkür etti. Karzai, Türkiye hükümetinin geçmişte Afganistan-Pakistan görüşmelerine ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, görüşmeleri iki devlet arasında yaşanan sorunların çözümü bağlamında olumlu adımların atılması olarak değerlendirdi. Gül de Afganistan-Pakistan arasında sürmekte olan sorunların çözümü için Türkiye’nin çabalarının süreceğini ve yakın gelecekte adı geçen ülkelerin başkanlarının bir araya geleceği yeni bir toplantıya ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu açıkladı. (Tıkla-1) Afganistan’ın şu anda içinde bulunduğu şartlara bakıldığında, Afganistan dış politikasını ilgilendiren konuların iç meselelerden daha önemli hale geldiği aşağıdaki açıklamalar dikkate alındığında daha açık ve somut biçimde görülecektir.
Türkiye’nin yeni dönem dış politika açılımları göz önünde bulundurulduğunda, Batılılar ve İslam ülkeleri arasında köprü olacak öncü bir konuma gelmesi, Afganistan’ın geleceği için büyük bir önem taşımaktadır. Afganistan-Türkiye ilişkilerine bakıldığında tarihsel, dinsel, dilsel ve kültürel alanlarda ortak bağların bulunduğunu görmek mümkündür. Bu bağlardan yola çıkıldığında, Türkiye’nin Afganistan’da kurulacak hükümet için büyük katkıda bulunacağı aşikârdır. Çünkü Karzai, yakın gelecekte kendi hükümetini kuracaktır. Karzai kurulacak hükümette Afganistan’daki farklı gruplara yer vermeyi planlarken önüne büyük sıkıntılar ve engeller çıkacaktır.
Birinci grupta yer alan; Afganistan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Karzai’ye destek veren unsurlar (Sıbgatullah Müceddedi, Abdurrab Resul Seyyaf, Abdurreşid Dostum, Gülbiddin Hikmetyar’dan ayrılmış Hizb-i İslam grupları) ikinci grupta yer alan; Afganistan seçimlerinde Karzai’nin en büyük rakibi Dr. Abdullah ve onu destekleyen Burhaneddin Rabbani ve son grupta yer alan; Batılı ülkelerden gelen bazı Afganlar kurulacak yeni hükümette önemli mevkilere gelmek için sırada bekliyorlar. Söz konusu gruplardan en güçlüsü ve kurulacak hükümete daha fazla etki edebilecek grup, ABD ve batılı devletlerin desteğini alan son gruptur. Söz konusu son grup, 11 Eylül 2001’de ABD ve müttefikleri, Afganistan’a gelmeden önce Afgan halkı tarafından sevilmekteydi ve onlara itimat edilmekteydi. Çünkü Afgan halkı, Afganistan’daki savaşlara katılan diğer grupların iktidara gelmesine olumsuz bakmakta ve farklı alanlarda uzman olup, milletini ve ülkesini daha iyi bilen bir gruba ihtiyaç duymaktaydı. Batılı ülkelerden gelen Afgan uzmanlar, Karzai hükümetinde, kendilerinden beklenen hizmeti veremedikleri gibi, Afgan halkı nezdinde büyük hayal kırıklığı yaratmışlardır.
Yukarıda sayılan sorunlardan daha büyük sıkıntıya sebep olabilecek unsurlardan biri de Afganistan devletine karşı savaşan Taliban ve Gülbiddin Hikmetyar’dır. ABD ve Batılı müttefikleri bir taraftan Afganistan’daki askerler sayısını artırarak Hikmetyar ve Taliban’la mücadele etmeye çalışırken diğer taraftan da onlarla görüşüp ılımlı gruplara kurulacak hükümette yer verme çabasındadırlar.
Karzai önümüzdeki birkaç hafta içinde kurulacak hükümette hangi gruplara yer verip vermeyeceğini belirlemek zorundadır. Adı geçen grupların tamamı kurulacak hükümet için Karzai ile pazarlık yaparken, ABD ve Batılılar Afganistan’ın en önemli ve yetkili makamlarına kendi taraftarlarını getirmek için Karzai’ye yoğun baskı yapmaktadırlar. ABD ve İngiltere de, Karzai’yi eleştirmektedirler. Obama, Karzai ile yaptığı telefon görüşmesinde Afganistan’ın yolsuzlukla mücadelede daha somut adımlar atması gerektiğini söylerken, İngiltere Başbakanı Brown ise yeni hükümette savaş lordları ve yolsuzluğa karışmış isimlere yer verilmemesini istemektedir. BM Afganistan Özel Temsilcisi Kai Eide de Brown’un görüşlerine katılmaktadır. (Tıkla-2) Bu açıklamalardan yola çıkıldığında Karzai ne yapmalıdır? Yeni hükümet Afganistan’ın içinde bulunduğu şartların dikkate alınmasıyla mı kurulmalıdır? Yoksa Batılıların baskılarına boyun eğerek mi karar verilmelidir? Söz konusu problemler sırası ile dikkate alındığında, Karzai’nin hangi seçeneği benimserse benimsesin, zor bir yol ayrımında kalacağı anlaşılmaktadır.
Afganistan’da 100 binden fazla yabancı asker bulunmakta, hükümet ise her yıl milyarlarca dolar dış yardım almaktadır. Bu sebeplerden ötürü, Afgan hükümeti Batılı müttefikleri memnun etmek zorundadır. Aksi takdirde yeni hükümet de yardımlardan yoksun kalabilir ve gücünü kısa sürede tüketebilir. Ancak Karzai’nin yalnızca Batılıların taleplerini göz önünde bulundurması ve yeni hükümette nüfuz sahibi olan isimlere yer vermemesi durumunda ülkede istikrarsızlığın artmasını da beklemek mümkündür.
Karzai, Batılılar ve Afgan aktörler arasında denge politikası gütmek zorunda kalacaktır. Böylesine zor şartlarda Afgan halkı, Afganistan devletinin en samimi dostu olarak Türkiye’yi görmektedir. Türkiye’ye her kesimin itimat etmesinden ötürü mevcut beklentiler de artmakta, Afganistan’daki parti ve kabile liderleri ile Batılılar arasında sıkışan Karzai’yi yalnız bırakmayarak kurulacak yeni hükümet bağlamında desteklemesi beklenmektedir.
(Khalilullah Rasuli, Asya Pasifik Masası, Kıdemli Asistan)