Afganistan’da yaşanan son gelişmeler, ülkede kötüye giden durum ve Amerikan askerlerinin verdiği kayıplar, Washington’da yeni çözüm ve strateji arayışları sürerken, Afgan sorunu bağlamında yeni çözüm olanaklarının ve alternatiflerinin ele alınmasını gerekli kılmaktadır.
Afganistan’da sekiz yıldır süren ABD askeri operasyonlarına rağmen ülke çapında Taliban’ın etkisi artmaktadır ve alınan askeri tedbirlerin yoğunluğunda gözle görülür artışa karşın, Taliban bugün ülkenin önemli bir bölümünde kontrolü elinde tutan güç haline gelmiştir.
Bugün Afganistan’da uygulanması düşünülen yeni strateji çerçevesinde, askeri seçenek Washington çevrelerinde ana gündem maddesini oluşturmaktadır. Afganistan’ın hile karışan devlet başkanlığı seçimleri sonucunda yeniden bölgesel etnik tansiyon artış göstermiş ve ülkenin politik yaşamı yıkıcı bir eğilime sürüklenmiştir.
Son olarak komşu Pakistan’da artan istikrarsızlık nedeniyle Afganistan askeri ve politik alanlarda doğrudan ve olumsuz bir etkiye maruz kalmaktadır. Bu süreç, Kabil’de devam eden güç boşluğu ve Karzai hükümetinin ülke yönetiminde gösterdiği etkisizlik ve beceriksizlik nedeniyle hız kazanmaktadır.
Dünya siyasi liderleri, Afganistan’da uzun süredir devam eden sorunlara işaret etmişler, çözüm yolu olarak da pragmatiklikten gerçeküstülüğe kadar uzanan geniş bir yelpazede çeşitli girişimler başlatmışlardır. Sunulan egzotik öneriler arasında, Türkmenistan eski Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov’un Taliban’la görüşmeler yürütmesi ve Kırgızistan Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev’in Bişkek’i Afganistan’da birbirine muhalif güçlerin katılacağı bir arabuluculuk platformuna çevirme önerisi de yer almaktadır.
Afganistan’ın sorunlarının ele alındığı onlarca konferans ve görüşmeye rağmen, söz konusu organizasyonların hepsi pratik etki yaratma becerisinden yoksun olup, olaylar sırasında alınan kararlar ve Afganistan’ın içinde bulunduğu gerçek durum arasındaki uçurum dikkat çekmektedir.
Bu arkaplan karşısında, Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’un 2008 Nisan'ında Bükreş’te düzenlenen NATO Zirvesi sırasında sunduğu öneri önemli ilgi görmüştür.
NATO Zirvesi sırasında, Bush Doktrini’nin Gürcistan ve Ukrayna’yı ittifaka dahil etme çabalarıyla eş zamana rastladığı için gölgede kalan Kerimov’un önerisi Afganistan’da jeopolitik ve stratejik durumun pragmatik açıdan değerlendirmesi bağlamında sık rastlanan bir yönteme sahip değildir ve bu yönüyle geçmişteki önerilerden farklılık arz etmektedir. 11 Eylül 2001’de yaşanan dramatik olaylardan önce, Özbek lider Afganistan’ı küresel terörizmin ve dini aşırılıkların merkezi olmaya başladığı yönünde defalarca uyarmıştır ve bu uyarılar bugün Afganistan’ın içinde bulunduğu duruma ilişkin bir öngörü niteliği de taşımaktadır.
Kerimov, Afganistan’ın sorunlarının çözümünde askeri bir yöntemin bulunmadığına, bununla beraber özellikle ülkede kalıcı hale gelen yoksulluk ve işsizlik bağlamında toplumsal ve ekonomik sıkıntılara yönelik acil çözüm arayışına işaret etmektedir. Afganistan’ın çok etnikli, çok dinli bir devlete, eşsiz bir tarih ve kültüre sahip olduğunu ve insanların fikir yapısı ve dindar inançlarının görmezden gelinmesi yerine anlaşılmaya çalışılmasının ve saygı duyulmasının gerekliliğini vurgulamaktadır.
Kerimov’un konuşmasının en ilgi çekici ve yenilikçi tarafı, Birleşmiş Milletler’in Afganistan “6 artı 2” grubunun yeniden hayata geçirilmesi ve söz konusu grubu “6 artı 3”e dönüştürme önerisidir. NATO’nun Afganistan’daki anti-terörizm operasyonları bağlamında çalışmalara katılması ve altı üyeli Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan, Pakistan, Çin, İran’ın yanında diğer iki devlet olarak ABD ve Rusya’nın katılımını istenmektedir.
Kerimov, otuz yıldan fazla bir süredir Afgan krizinin yıkıcı sonuçlarından etkilenen komşu devletlerin Afganistan’daki sorunlara doğrudan müdahil olmaması halinde sorunların çözülemeyeceğini de sözlerine eklemiştir. Kerimov, Afganistan’ın sorunları bugün küresel ölçekte olduğu için çözümlerin de uluslararası koalisyon dahilinde faaliyetlerini yürüten NATO’ya bağlı ISAF birliklerin katılımını içeren küresel nitelikte olmasının gerekliliğini belirterek sözlerini tamamlamıştır.
Özbekistan’ın Afganistan Önerisi Amaca Uygun ve Zamanındadır
Kerimov, “6 artı 3” üyeli çözümün, Afganistan’da uzun dönem stratejisinin izlenmesine dönük uygulamalar başlatması, uluslararası çapta verilen destekle birlikte Afgan milli uzlaşısına dayalı yeni bir modelin geliştirilerek uzun dönem barışın sağlanması konusunda ısrar etmektedir.
Batının bakış açısında fark edilen gözle görülür değişimle beraber, Kerimov, Afganistan’daki yabancı askeri unsurların artırılmasının mümkün olduğunu belirtirken, açık bir ulusal uzlaşı modelinin yoksunluğunda, çatışmalarının sonlandırılmasının imkânsızlığına dikkat çekmiştir.
Afganistan’ın komşularından biri olan Özbekistan’ın söz konusu girişimi, BM’nin Afganistan’daki “6 artı 2” temas grubunun kuruluşunda yer alarak geçtiğimiz on yıla kadar uzanan eşsiz tecrübesine ve bu gruba aktif katılımı bağlamında temellendirilmiştir. Kerimov’un “6 artı 2” grubunu genişletmeye dönük önerisi, Afganistan’daki sorunların BM çerçevesinde, özellikle siyasi yollar vasıtasıyla çözülmesine vurgu yapmaktadır. Özbekistan’ın Temmuz 1999’daki BM “6 artı 2” toplantısına ev sahipliği yapmasını takiben, “Afganistan’daki Çatışmalarının Barışçıl Yollarla Çözülmesine Dönük Temel İlkeler”e dayalı Taşkent Deklarasyonu kabul edilmiştir. Deklarasyon daha sonra, Afganistan’da barışı sağlamaya dönük uluslararası çabalara engel teşkil eden Taliban’ın saldırgan tutumunun kınandığı, BM Güvenlik Konseyi Başkanlığı’nın 6743 nolu beyanı çerçevesinde şekillenmiştir.
Taşkent görüşmeleri bugün de geçerliliğini koruyan iki temel faktörün geliştirilmesine yardımcı olmuştur. 1979 İran Devrimi’nden sonra ilk kez, Amerika İran’la dolaylı yollardan görüşmek için aynı masaya oturmuştur. İran’ın, nükleer programı ve jeopolitik tutkularına rağmen, Afganistan krizinin çözümünde ve söz konusu ülkede uzun vadeli bir barış ortamının kurulması bağlamında üstlenebileceği potansiyel rol yadsınmamalıdır. İkincisi, Afganistan’da kilit öneme sahip yerel muhalif güçlerin katılımına dayanan yapıcı yaklaşım, ilk kez Taşkent Deklarasyonu ile önerilmiştir.
Özbekistan’ın Afganistan’daki kültürel, fikirsel, gelenek ve göreneklere olan aşikarlığı, asırlık temellere dayanan yakın tarihsel ve kültürel bağları, Afganistan’da yaşanan sorunların çözümünde başvurulması gereken önemli bir kaynak olarak görülmektedir. Bugün üç milyon Özbek yoğun olarak Afganistan’ın kuzey bölgelerinde yaşamaktadır. Buna ilaveten Amerikan’ın Afganistan deneyimi 2001 Kasım’ına dayanırken, Özbekistan, 1979 Sovyet işgalinden bu yana Afganistan’da yaşanan karışıklık ve istikrarsızlık alanlarıyla meşgul olup, söz konusu ülkenin dinamiklerini otuz yıldan fazla bir süredir yakından takip etmektedir.
Bölgesel kilit oyunculardan biri olan Özbekistan’ın sahip olduğu önemi daha da vurgulamak gerekirse, Afganistan’ın yeniden yapılandırılması bağlamında verdiği yoğun desteği belirtmek gerekir. Geçtiğimiz birkaç yıl boyunca, Özbekistan, demiryolu inşası, enerji üretimi, madencilik, tarım, sulama, eğitim ve uzmanların değişimi gibi pek çok ortak projenin uygulanmasına katılmasıyla birlikte, komşularına inşaat materyalleri, metaller, suni gübre, yiyecek ve diğer ürünleri sağlamasıyla da bilinmektedir.
Asya Kalkınma Bankası’nın desteğiyle yürütülen ve Afganistan’ın kuzey bölgelerini dünyaya bağlayan ve tek işleyen demiryolu hattı olan Termez-Hayratan Hattı’nın modernizasyonu Özbekistan tarafından yürütülmekte ve diğer bir hat olan Termez-Hayratan-Mezar-ı Şerif demiryolunun inşası sürdürülmektedir. Özbekistan’ın transit hatlara verdiği desteğin bir başka somut örneğini, Şubat ayında faaliyete geçen, Afganistan’daki NATO-ISAF kuvvetlerine kargo yoluyla ikmallerin yapıldığı “NATO Kuzey Dağıtım Hattı” oluşturmaktadır.
Özbek şirketler ve mühendisler Mezar-ı Şerif-Kabil bölgesinde 11 köprü inşa etmiştir ve dünyanın en zor geçit veren dağlık arazilerine döşenen 150 megavatlık akım iletebilme kapasitesine sahip 275 mil uzunluğundaki yüksek gerilim hattı inşası tamamlanmak üzeredir. Özbek Telekom ve Afgan Telekom Şirketleri de Afganistan’a fiber optik kablo bağlantısının kurulmasına ve internet erişiminin sağlanmasına dönük bir sözleşme üzerinde uzlaşmışlardır.
Yukarıda hatırlatılan örnekler Özbekistan’ın, Afganistan’ın yeniden inşası çalışmalarında üstlendiği aktif rolü gözler önüne sermektedir. Bununla birlikte ABD de dahil hiçbir devletin tek başına Afganistan’da yaşanan zorlukların üstesinden gelemeyeceği, bu bağlamda da sorunun kapsamlı çözümünün ancak yeni gerçeklerin dikkate alınarak çözülebileceği düşünülmektedir.
Taşkent Deklarasyonu’nun üzerinden on sene geçmesiyle birlikte, Özbekistan, dünyanın en güçlü ordusu ve siyasi birlikteliğinin Afgan krizini çözme bağlamında, askeri tedbirlerin ötesinde çaba sarf etmesi gerektiğine inanmaktadır. Özbek tezinin özünde, NATO’nun yalnızca ISAF askeri misyonunun başarılı biçimde uygulanmasının değil, aynı zamanda Afganistan’da ulusal uzlaşının ortaya konduğu yeni bir model çerçevesinde uzun dönem siyasi düzenin sağlanması yatmaktadır.
Afganistan’ın diğer komşularının dışında yalnızca Özbekistan, Afganistan’da onlarca yıl süren savaşın ardından ortaya çıkan yeni devletin gerek kaynak temini gerek ekonomik gelişim projeleri bağlamındaki çabalarını desteklemektedir. Kerimov’un kapsamlı ve geçerliliğini koruyan “6 artı 3” girişimi daha geniş katılımlı uluslararası çabaların zeminini oluşturabilir ve önünü açabilir.
Geçtiğimiz on yılda Özbekistan, Afganistan’ın yaşadığı sarsıntının giderilmesine dönük kapsamlı çözüm önerilerinin sunulmasındaki bölgesel çabalarda öncü konumunu üstlenmiştir. Washington çevrelerince tartışılan tutarlı alternatiflerin yokluğunda, Kerimov’un zamanlaması itibariyle gözden kaçan girişim çabaları, dikkatli bir şekilde gözden geçirmeye ve yeniden değerlendirmeye değerdir.
(John C.K. Daly, UPI Dış Gözlem Analisti, UPI, Washington, 5 Kasım 2009)
Tercüme: Ali E. Ertan (SDE, Asya-Pasifik Masası, Asistan)