‘Polis Dayağı Komalık Etti’ İddiası
Polis şiddetini konu alan haberlere bir yenisi daha eklendi. Bu haberler daha ziyade polisin aşırı güç kullanımı içeren, ölümle de sonuçlanabilen müessir fiil niteliğindeki dayak vs. gibi olaylar ya da ölümle sonuçlanabilen türden silahlı müdahalelere ilişkin olmaktadır. Bu son olaylardan birisi de İstanbul Avcılar’da rutin uygulama yapan ve ‘yunuslar’ olarak bilinen asayiş ekiplerinin ‘Güney Tuna’ isimli üniversiteli bir genci döverek bacaklarında iki kırık ve beyninde darbeye bağlı ödem oluşmasına sebep oldukları iddiasıydı. Daha önce de benzer bir olay 21 Kasım 2007’de yine Avcılar’da bir parkta yaşanmıştı. İddialara göre 26 yaşındaki Feyzallah Ete, polisin göğsüne attığı tekme sonrası hayatını kaybetmişti
(Tıkla 1).
Fakat bu tür olayların medyada sıklıkla yer alması, çoğu zaman yanıltıcı olabilmekte zira bu tür olaylara medya ilgisi olayların artış gösterdiği anlamına gelmemektedir. Zira Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesinde tanımlandığı şekliyle ‘işkence’, 95. maddesinde tanımlandığı şekliyle ‘neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış işkence’ ya da 256. maddesinde tanımlandığı şekliyle ‘zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması’ şeklindeki olaylara ilişkin sayısal verilere baktığımızda 2003 yılından günümüze kadar bu maddelerden polis aleyhine açılan dava sayılarında çok ciddi bir düşüş olduğunu görüyoruz.
Bu düşüş, her yıl nispi bir şekilde gerçekleşmiştir. Öyle ki 2003 yılında 94 ve 95. maddelerden açılan dava sayısı 200’lü rakamlar iken; 2007’de 50’li rakamlara düşmüştür. ‘Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması’ suçlamasıyla açılan dava sayılarında bu düşüş çok daha ciddi boyuttadır. Bu sayı 2003 yılında 800’lü bir rakam iken; 2007’de 80’li rakamlara kadar düşmüştür. Söz konusu dönem içerisindeki bu düşüşte kuşkusuz belirli faktörler söz konusu olmuştur. Her şeyden önce Avrupa Birliği sürecinde atılan adımlar çerçevesinde yapılan yeni düzenlemeler, Emniyet Genel Müdürlüğü Teşkilatı’nın kararlılığı, eğitime yönelik proje, eğitim programları ve uygulamalar, personelin niteliğindeki değişmeler gibi hususlar en belirgin faktörler olmuştur. Bu süreç içerisinde daha önce 8 ay olan polis eğitimi 2 yıla çıkartılarak, polis eğitimi asgari ön lisans düzeyine çıkartılmıştır. Ayrıca 2 dönem halinde 4 yıllık lisans mezunu üniversite mezunlarından sınavla seçilen toplam 20.000 civarında aday, POMEM denilen eğitim merkezlerinde eğitim gördükten sonra polis memuru olarak, EGM Teşkilatı’nda göreve başlamıştır. Ayrıca şu anda aynı statüde 8.500 civarında lisans mezunu eğitim görmektedir.
Sonuçta mevcut istatistikî veriler ışığında gerçekte reel anlamda bir artış söz konusu değildir. Fakat son dönemde cereyan etmiş bir takım olayların kamuoyunda dikkat çekici özellikte olması ve konuya medya ilgisi nedeniyle ‘sanki bir artış varmış’ gibi bir hisse kapılmaktayız. Ama bunun reel bir artış olmadığını tekrar vurgulamakta yarar vardır. Bunu insan haklarının korunmasıyla ilgili uluslararası kuruluşların denetim ya da yıllık raporlarında da açık ifadelerle görmek mümkündür. Ayrıca son zamanlarda nispi anlamda sayısal bir artış mevcut olsa bile, bunun bir politika değişikliği sonucu olmayacağını, bir takım arızi nedenlerden kaynaklandığını da ifade etmek gerekir. Zira son dönemde bir takım münferit olaylara rağmen; özellikle küçük yaşta çocukların istismar edilerek sokaklara sürüldüğü yasadışı gösteri ve şiddet eylemlerinde polisin son derece ölçülü davrandığını ve bu yönüyle çok başarılı olduğunu da gördük.
Burada her şeyden önce ‘polis niçin (aşırı) şiddet kullanır?’ sorusuna bir cevap aramak gerekir. Polis şiddeti söz konusu olduğunda, bunun nedenlerini ‘bireysel’ ve ‘kurumsal’ nedenler olarak iki kategoride ele almak gerekir. Bireysel nedenler, her şeyden önce polisin de birer insan olduğu gerçeğiyle alakalıdır. Onun da her insan gibi zaafları ve kişisel sorunları olacağını unutmayalım. Her hangi bir insanı şiddet kullanmaya iten faktörler, bireysel anlamda onlar için de geçerlidir. Yine O’nun da bir insan olarak yaşama hakkı, bedensel ve ruhsal bütünlüğünü koruma ve adil yargılanma hakkı olduğunu unutmadan! Kurumsal nedenler ise, polisin özlük hakları, çalışma şartları, eğitimi, örgütsel ve idari yapısıyla ilgili hususlardır.
(Doç. Dr. Ertan Beşe, Savunma Güvenlik Terör Masa Başkanı, 05.10.2009)
Kaynak:
(1) 05 Ekim 2009 tarihli Milliyet - ‘Polis dayağı komalık etti’ iddiası – [http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=5&ArticleID=1146448&Date=
05.10.2009&b=Polis%20dayagi%20komalik%20etti%20iddiasi]