“Erdoğan Baykal’a ‘Buluşalım’ Diye Yazdı”
Başbakan Erdoğan’ın, çalışmaları süren demokratik açılımla ilgili görüşme talebini de içeren bir mektubu özel kurye aracılığıyla CHP Genel Merkezi’nde özel kaleme teslim edildi. Baykal, mektupta sadece randevu talebi bulunduğunu açıkladı. Mektupta başka bir mesaj olmadığını belirten CHP lideri farklı bir değerlendirmede bulunmadı. Baykal’ın Erdoğan’a, partisinin kırmızıçizgilerini içeren, demokratik açılım konusundaki duruşunu özetleyen bir mektupla cevap vermesi bekleniyor. Randevu talebinin kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin açıklama gelmezken, yarınki MYK toplantısından da yazılacak mektubun değerlendirilmesinin yapılacağı kaydedildi
(Tıkla 1).
‘Demokratik Açılım Süreci’ başladığından günümüze kadar, hükümetin karşılaştığı en önemli sorun, başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere, muhalefet partilerinin mesafeli tutumu oldu. Her biri, kendilerine göre kırmızıçizgiler ve mesafeli duruşun gerekçelerini ileri sürdüler. Paketin neleri içereceğinin belirli olmaması, dış güçlerin etkisinin olduğu iddiaları, terör örgütünün muhatap alındığı, şehit ailelerinin hassasiyetleri, teröristlerin affedileceği vs. birçok gerekçeler ileri sürüldü. Sürecin başlangıçta büyük ümitler doğurması, beklentileri de o ölçüde yükseltti. Sorunun çözümünde atılması beklenen adımların beraberinde siyasi riskler taşıması ve bir takım anayasal ve yasal değişiklikleri gerektirmesi, devletin kurumları ve siyasi partiler arasında bir anlayış birlikteliğini de gerektirdiği aşikârdır.
Bu nedenle hükümetin yapmayı planladığı anayasal değişiklikler için muhalefetin desteğini alamaması halinde ‘referandumu göze alabileceği’ ifade edildi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ‘Her şeyi bir kenara koyup da mutlaka bir anayasa değişikliği yapmamız gerektiğinde referandumu göze alabiliriz’ dedi
(Tıkla 2).
Nitekim İspanya’nın bugünkü terörle mücadele politikasının özünü, o dönemde ETA’nın siyasi kolu olan, Herri Batasuna Partisi dışında kalan tüm siyasi partilerin 12 Ocak 1988 tarihinde imzalamış olduğu Ajuria Enea Paktı oluşturmaktadır. Bu Pakt, İspanya’da terörle mücadelede ‘sivil siyasi inisiyatif’i ve çok boyutlu bir konsensüsü temsil etti. İspanya’daki siyasi partiler, ETA’ya ne şekilde silah bıraktırılabileceği konusunda birlikte hareket etme kararı aldılar. Burada temel amaç, terör prim vermek ya da terör örgütüyle bir pazarlık zemini yaratmak değildi. Aslında ortak bir terörle mücadele stratejisi ve bu stratejinin ortak ilkelerini yaratmaktı. Böylece toplumsal bir uzlaşı içerisinde terör örgütünün bir tür toplumsal kıskaç altına alınması hedeflenmişti. Bugün İspanya siyaseti, radikal unsurların hala varlığına rağmen Bask Sorunu’nun demokratik araçlarla çözümü konusunda bir uzlaşı noktasına ulaşmış gözükmektedir.
Türk siyasetinin kendi içerisinde böylesine ciddi bir konuda diyalog içerisinde olamaması, sorunun çözümünü istemeyen kesimler için en önemli cesaret kaynağı olmaktadır. Kuşkusuz herkesin kırmızıçizgileri ve beklentileri olacaktır. Bu gayet doğaldır. Her konuda uzlaşılması da gerekmez ki böyle bir şey zaten mümkün de değildir. Ama önemli olan demokratik tartışma ve diyalog ortamının sağlamasıdır.
(Doç. Dr. Ertan Beşe, Savunma - Güvenlik - Terör Masa Başkanı, 08.10.2009)