İran, Pakistan’a Cundullah Baskısını Artırıyor
Geçen Pazar günü İran Devrim Muhafızlarına karşı Cundallah örgütünce gerçekleştirilen ve aralarında üst düzey devrim muhafızlarının da olduğu toplam 43 kişinin ölümüyle neticelenen bombalı saldırının siyasi etkisi devam etmektedir. İran İstihbarat Bakanı Heyder Moslehi, Cundallah konusunda Pakistan’ın pozisyonunu netleştirmesi gerektiğini belirtmiştir. İran haber ajansının bildirdiğine göre Moslehi, Cundallah’la Pakistan istihbaratının da bağlantısının olduğunu ileri sürmüştür. Diğer taraftan İran ordusu, saldırıyla ilgili ABD ve İsrail’i suçlamıştır. Şu ana kadar 3 İranlı şüphelinin yakalandığı bombalı saldırıyla ilgili olarak İran heyetinin Pakistan’a gideceği ve Pakistan’dan en kısa sürede saldırıyı gerçekleştirenleri yakalamasının isteneceği bildirilmektedir. Saldırının hedefinde olan Devrim Muhafızlarının Komuta Kademesi, suçluları Pakistan topraklarında da takip ederek cezalandırma yetkisinin kendilerine verilmesini talep etmiştir. Pakistan tarafı ise, Abdülmelik Rigi’nin Pakistan’da olmadığını söyleyerek, bu saldırının iki ülke arasındaki ilişkileri bozmak amacına hizmet ettiğini belirtmiştir.
(Tıkla-1)
Bu bombalama olayı, İran Devrim Muhafızlarının maruz kaldığı en büyük saldırılardan birisi olmuştur. Ülke içindeki istikrarı sağlamakta zorlanan ve Talibana karşı askeri tedbirler alan Pakistan gerçekten sıkıntılı bir süreçten geçmektedir. İran’ın güneydoğusundaki Sistan-Belucistan bölgesinin durumu, Tahran’ın çok hassas olduğu konuların başında gelmektedir. Diğer taraftan, Farsların yönetimi elinde tuttuğu İran’da, Beluçların dışında Azeri Türkü, Türkmen, Arap ve Kürt nüfus bulunmaktadır. İran’da 1920’lere kadar ülkeyi yöneten ve şu an nüfusları 30 milyona yaklaşan Türkler, etnik kimliklerini reddeden merkezi idareden memnun olmamakla birlikte, kendilerini ülkenin bir parçası olarak görmeye devam etmektedirler. Bu durumun değişme ihtimali bile Tahran için yaşamsal bir tehdit olarak algılanmaktadır. Bu memnuniyetsizliğin, 2006 yılının Mayıs ayında Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde onbinlerin katıldığı toplumsal gösterilere dönüşmesi, mevcut rejime karşı bir uyarı olarak kabul edilmiştir. Ancak Farslarla Türklerin aynı dini inancı paylaşması (şia inancı) belki de iki temel unsuru bir arada tutan en temel sosyal tutkaldır.
Bununla birlikte, bu tutkaldan mahrum bölgelerden İran, Belucistan’ı ve Kürdistan’ı şiddet eylemlerine sahne olmaya aday bölgelerdir. Ülkenin güneybatısındaki Ahvaz’daki Arap milliyetçi grupları saymazsak İran’ı silahlı şiddet eylemleriyle tehdit eden başlıca iki örgüt bulunmaktadır. Bunlardan PJAK, İran’daki Kürdistan eyaletini bağımsızlaştırma ya da en azından özerkleştirme gerekçesiyle silahlı Kürtçülük yapmaya ve almış olduğu eylemsizlik kararına rağmen küçük çaplı saldırılara devam etmektedir. PKK’yla da yakın ilişkileri olan örgüte karşı İran’ın, idam cezası dâhil olmak üzere sert önlemler aldığını görüyoruz. Son saldırılarla İran’ın güvenlik gündemine oturan Cundallah ise varlığını devam ettireceğe benzemektedir. Bu iki örgüt arasında bilinen herhangi bir ilişki olmamakla birlikte aralarındaki bazı benzerlikler dikkat çekicidir. Baktığımızda, her iki örgüt de İran’a yönelik saldırılarda komşu ülke topraklarını kullanmakta ve dış yardım almaktadır. Her iki örgüt de yakın zamanda (Cundallah ve PJAK’ın kuruluş yılları sırasıyla: 2003 ve 2004) kurulmuştur. Afganistan’dan gelen ve Balkan Rotası üzerinden Avrupa’ya ulaşan eroinin geçiş yolu üzerindedir. Ayrıca, her iki örgüt de farklı açılardan hareket etse de, bölgenin güvensizleştirilmesine ve istikrarsızlaştırılmasına hizmet eden araçlardır.
(Ömer ERSOY, Araştırmacı, 22 Ekim 2009 )