Fransa, İnternet Korsanlığı Mevzuatını Sertleştirdi
Fransa Parlamentosu, geçen Haziran ayında kabul ettiği internet kanununda, Hükümetin önerdiği yeni değişiklikleri de kabul etti. İnsan hakları ve özgürlükleri bağlamında büyük tartışmalara yol açan yasanın önceki hali Anayasa Konseyi tarafından anayasaya aykırı bulunmuştu. Bu yasayla, internet üzerinden eserlerin dağıtımı ve hakların korunması konusunda yetkili ayrı bir idari birim kurulmuştur. ‘Hadopi’ (the Haute Autorité pour la diffusion des oeuvres et la protection des droits sur internet) olarak isimlendirilen bu birim, yasanın ilk halinde, telif haklarıyla korunan eserleri kanunsuz olarak defaatle bilgisayarına indiren kullanıcıların internet erişimlerini sonlandırmak gibi tartışmalı bir yetkinin de sahibi olmuştu. Bu yetkisiyle Hadopi, ilk tespitte kullanıcıya sadece uyarı mesajı göndermekte, ikinci kez tespitte ise bu kez mektupla uyarmakta, ancak buna rağmen kanunsuz dosya indirme faaliyetlerinin devam etmesi halinde, kullanıcının internet bağlantısını, ücreti ödendiği halde 1 yıla kadar dondurmaktaydı. Eylül ayının sonunda Hadopi Yasasında yapılan son değişiklikle bu tedbir değişmemiş, ancak internet bağlantısını kesme yetkisi hâkime devredilmiştir. Bu cezanın yanında 300 bin Avroya kadar para cezası ve 2 yıla kadar hapis cezası da uygulanabilecek müeyyideler arasındadır.
Hadopi Yasası, Avrupa Birliği’nde internet üzerinden telif haklarının korunması konusunda yürürlüğe giren en sert tedbirlerden birisi olarak kabul edilmektedir. Bu kanunun temel amacı film, müzik eseri gibi telif haklarına konu olan eserlerin izinsiz olarak internetten indirilmesini engellemektir. Askeri fikirlerle ortaya çıkan internet bugün sivilleşmenin, kişisel özgürlüklerin ve demokrasinin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Güncel rakamlara göre dünyada her 4 insandan birisi internet kullanmaktadır. Kendisinden önce var olan televizyon, radyo, gazete, kitap, dergi, seminer, konferans gibi bilgi, fikir ve düşünce paylaşımını sağlayan tüm iletişim araçlarını bünyesinde barındırmaktadır. Bu sanal ortamın gerçek dünyaya etkileri ise tahmin edilemeyecek seviyededir. ABD kaynaklı bu keşfin, uyuşturucu gibi bağımlılık yaptığı dahi bilim çevrelerinde tartışılmaktadır. Kullanıcıya verdiği anonimlik, erişilebilirlik, hız ve kolaylık, internetleşmeyi günlük hayatın vazgeçilmesi haline getirmiştir. Ancak, bu olumlu yönünün yanında, internetin, suçluların elinde önemli bir silah haline geldiğini de şahit olmaktayız. Siber suçlar bağlığı altında değerlendirilen bu sorunlu alanı, bilgisayar korsanlığı, kimlik bilgisi hırsızlığı, kredi ve banka kartı dolandırıcılığı, pornografi, casusluk faaliyetleri ve terör propagandası gibi birçok yasadışı faaliyeti kapsamaktadır. Bu sorunlu alanın bir parçası olarak telif haklarının internet yoluyla ihlal edilmesi de özellikle bu eserlerin sahibi olan şirketlerin ya da bireylerin maddi anlamda büyük kayıplara uğramasına sebebiyet vermektedir.
Bu yönüyle bakıldığında internetin kontrol edilmesi gerektiği herkesçe kabul edilmektedir. Ancak bunun nasıl ve hangi oranda olması gerektiği konusunda ortak bir anlayış bulunmamaktadır. Örneğin, interneti siyasi rejimlerine yönelik bir tehdit olarak gören Çin, Myanmar, Vietnam, Suriye ya da İran gibi ülkeler interneti filtrelemek konusunda ısrarlıdır. Diğer taraftan kopya ürünlerin satışına en uygun pazar olduğundan dolayı interneti ekonomik çıkarlarını zedeleyen bir araç olarak gören başta ABD olmak üzere gelişmiş Batı ülkeleri bunun engellenmesine odaklanmış durumdadır.
Fransa’nın uygulamaya koyduğu bu tedbirler izlenen mücadele politikasının bir ürünü gibi görülebilir. AB Konseyi’nin sahtecilik ve kopya ürünlerle mücadele amaçlı 25 Eylül 2008 tarihli Konsey kararında da telif haklarını koruyan yasal çerçevenin etkinliğinin gözden geçirilmesi istenmektedir. Bireysel özgürlükler açısından baktığımızda ise, internette kimin hangi siteye ne kadar bağlandığını, bilgisayarına hangi bilgileri ya da dosyaları indirdiğini izleyecek bir mekanizmanın varlığı rahatsızlık vericidir. Hadopi Yasasını şiddetle eleştirenler, bunun AB standartlarının gerisine gitmek anlamına geldiğini ileri sürmektedir. Gerçekten de yasanın önceki halinde yer alan idari bir birimin, kullanıcılar için elektrik, su, ekmek gibi hayati bir ürüne dönüşen internet bağlantısını, hiç bir mahkeme kararı olmaksızın cezai anlamda kesmesi ileri bir demokraside kabul edilmesi mümkün değildir. Diğer taraftan, kişiyi internetsiz bırakan bu yasanın uygulanma şansının da çok az olduğu görülmektedir. Zira bu kişinin kamuya açık kablosuz internet hizmetlerinden ya da başkasının internetinden faydalanmayacağını Fransız makamları nasıl garanti edeceklerdir?
Ülkemizde de, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda buna benzer değişiklikler gündemdedir. Burada önemli olan husus, internetten ticari amaçla müzik ve film dosyası indirenlerle sadece kişisel kullanım amaçlı dosya indirenlerin aynı kefeye koyulup koyulmayacağıdır. Bu işin ticaretini yapanlar indirdikleri bir filmden onbinlerce CD ya da DVD kopya üretmekte ve el altından piyasaya sürmektedir. Mücadelenin, bu işi meslek haline getiren gruplara ve sitelere karşı verilmesinin daha etkin ve caydırıcı olacağı muhakkaktır.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı, 05 Ekim 2009)
Kaynak: