ENGLISH
23.05.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Birleşik Arap Emirlikleri, Nükleer Kurul Oluşturdu

10.11.2009 12:28:30

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı geçen hafta içinde Nükleer Enerji Düzenleme Kurulunu oluşturan kanunu onayladı

 Birleşik Arap Emirlikleri, Nükleer Kurul Oluşturdu

 
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Khalifa bin Zayed al-Nahyan geçen hafta içinde Nükleer Enerji Düzenleme Kurulu’nu oluşturan kanunu onayladı. Sivil nükleer enerjiden istifade edilmesini öngören kanun, uranyum zenginleştirilmesi ve nükleer yakıt üretiminin ülke sınırları içinde gerçekleştirilmesini ise yasaklamaktadır. Uluslararası Atom Ajansı’nın teknik danışmanlarından William Travers Kurulun ilk genel müdürü olarak atandı. Birleşik Arap Emirlikleri, elindeki mevcut doğal gazın ve petrolün çoğunu ihraç ettiğinden elektrik enerjisi açığı ile karşı karşıya kaldığını ileri sürmektedir. Ülkede 2017 yılına kadar iki nükleer reaktörün inşa edilmesi için açılacak olan ihalelerin 40 milyar dolarlık bir rakama ulaşacağı belirtilmektedir. Bu yılın sonunda neticelendirilecek olan ihaleler için Fransız şirketleri ile ABD menşeli General Electric şirketinin başını çektiği konsorsiyum rekabet halindedir. Başkan Obama, BAE ile ABD arasında nükleer enerji işbirliği anlaşmasını imzalayarak onay için ABD Kongresi’ne havale etmiştir. Anlaşma, Kongre tarafından 90 gün içinde reddedilmemesi halinde yürürlüğe girmiş olacaktır. Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Abdulrahman Al-Attiyah yaptığı açıklamada, BAE’nin barışçıl amaçlarla nükleer reaktör inşa etme kararını memnuniyetle karşıladığını belirtmiştir. Genel Sekreter, Şeyh Zayed al-Nahyan’ın bu kararının, Orta Doğu’yu kitle imha silahlarından arındırma politikasını destekler nitelikte olduğunun altını çizmiştir.

 
Petrol zengini ve uluslararası yabancı sermayenin ilgi odağı BAE’nin bu kararı bölge açısından önemli sonuçlar doğuracak niteliktedir. Bakıldığında BAE, 5 milyon nüfuslu küçük bir ülke olmakla birlikte, Ortadoğu petrollerinin dünyaya arzında kritik bir coğrafi konuma sahip bulunmaktadır. Arap yarımadasında Umman’la birlikte Hürmüz Boğazı’nı tutan BAE, körfezin karşı tarafındaki İran’la aynı jeostratejik konumu paylaşmaktadır. İran, ABD ya da İsrail tarafından kendisine karşı askeri bir harekâtın yapılması halinde, uluslararası petrol sevkiyat hattı olan Hürmüz Boğazı’nı bloke edeceğini tüm dünyaya ilan etmiş durumdadır. BAE ile İran arasında halen egemenlik tartışmalarına sebep olan 10 kilometre karelik Ebu Musa Adası ise, bu stratejik bölgenin tam kalbinde yer almaktadır. Hürmüz Boğazı’nın ortasında yer alan ve Ege’deki Kardak kayalıklarının sadece 10 katı büyüklüğünde olan bu küçük Ada, İran ve Arap dünyası için olduğu kadar, bu bölgeye ilgi duyan Batı için de hem petrol sevkiyatının güvenliği ve hem de zengin petrol yatakları açısından son derece hayati bir noktadadır.
 
Dünyanın en önemli petrol havzası olan Arap Yarımadası, petrolün keşfinden itibaren Batı’nın ilgi odağına girmiş ve bir daha çıkmamıştır. Hatırlarsanız geçen yılın Ocak ayında Körfez ülkeleri gezisine çıkan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy de Arap ülkelerine sivil nükleer enerjide işbirliği teklifi götürmüş ve BAE’yle nükleer enerji işbirliği anlaşması imzalamıştır. Bu yılın Mayıs ayında ise Fransa, BAE topraklarında Arap Körfezindeki ilk daimi askeri üssünü açmıştır. Birinci Körfez Savaşı’nın ardından 1994 yılında ABD ile sıkı bir savunma işbirliğine giden/gitmek zorunda kalan bu zengin Arap ülkesinde ABD’nin de bir askeri hava üssü bulunmaktadır. Tüm bu gelişmelerin İran tarafınca kendilerine yönelik ciddi bir tehdit olarak algılandığından şüphe yoktur. Nükleer enerji yolunda BAE’ni takip edecek diğer Arap ülkeleri açısından da BAE örneğinde olduğu gibi nükleer yakıt, büyük ihtimalle ithal bir ürün olarak kalacaktır. BAE Nükleer Kurulu’nun başına bir Amerikalının getirilmesi de bu tespitimizi doğrular niteliktedir. ABD’nin kontrolü ve denetimi altında nükleerleşme bu ülkelerin cebinden büyük paraların çıkmasına sebep olacakken, elinde önemli miktarda nükleer silahı olan İsrail karşısında Arapların konumunu hiçbir surette güçlendirmiş olmayacaktır.
 
(Ömer Ersoy, Araştırmacı, 08 Ekim 2009)

 
(1)
http://www.bloomberg.com/apps/news?pid=20601087&sid=aDjmeAHse6W8
(2)
http://www.kuna.net.kw/NewsAgenciesPublicSite/ArticleDetails.aspx?id=2030080&Language=en
 





SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya