Birleşik Arap Emirlikleri, Nükleer Kurul Oluşturdu
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Khalifa bin Zayed al-Nahyan geçen hafta içinde Nükleer Enerji Düzenleme Kurulu’nu oluşturan kanunu onayladı. Sivil nükleer enerjiden istifade edilmesini öngören kanun, uranyum zenginleştirilmesi ve nükleer yakıt üretiminin ülke sınırları içinde gerçekleştirilmesini ise yasaklamaktadır. Uluslararası Atom Ajansı’nın teknik danışmanlarından William Travers Kurulun ilk genel müdürü olarak atandı. Birleşik Arap Emirlikleri, elindeki mevcut doğal gazın ve petrolün çoğunu ihraç ettiğinden elektrik enerjisi açığı ile karşı karşıya kaldığını ileri sürmektedir. Ülkede 2017 yılına kadar iki nükleer reaktörün inşa edilmesi için açılacak olan ihalelerin 40 milyar dolarlık bir rakama ulaşacağı belirtilmektedir. Bu yılın sonunda neticelendirilecek olan ihaleler için Fransız şirketleri ile ABD menşeli General Electric şirketinin başını çektiği konsorsiyum rekabet halindedir. Başkan Obama, BAE ile ABD arasında nükleer enerji işbirliği anlaşmasını imzalayarak onay için ABD Kongresi’ne havale etmiştir. Anlaşma, Kongre tarafından 90 gün içinde reddedilmemesi halinde yürürlüğe girmiş olacaktır. Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Abdulrahman Al-Attiyah yaptığı açıklamada, BAE’nin barışçıl amaçlarla nükleer reaktör inşa etme kararını memnuniyetle karşıladığını belirtmiştir. Genel Sekreter, Şeyh Zayed al-Nahyan’ın bu kararının, Orta Doğu’yu kitle imha silahlarından arındırma politikasını destekler nitelikte olduğunun altını çizmiştir.
Petrol zengini ve uluslararası yabancı sermayenin ilgi odağı BAE’nin bu kararı bölge açısından önemli sonuçlar doğuracak niteliktedir. Bakıldığında BAE, 5 milyon nüfuslu küçük bir ülke olmakla birlikte, Ortadoğu petrollerinin dünyaya arzında kritik bir coğrafi konuma sahip bulunmaktadır. Arap yarımadasında Umman’la birlikte Hürmüz Boğazı’nı tutan BAE, körfezin karşı tarafındaki İran’la aynı jeostratejik konumu paylaşmaktadır. İran, ABD ya da İsrail tarafından kendisine karşı askeri bir harekâtın yapılması halinde, uluslararası petrol sevkiyat hattı olan Hürmüz Boğazı’nı bloke edeceğini tüm dünyaya ilan etmiş durumdadır. BAE ile İran arasında halen egemenlik tartışmalarına sebep olan 10 kilometre karelik Ebu Musa Adası ise, bu stratejik bölgenin tam kalbinde yer almaktadır. Hürmüz Boğazı’nın ortasında yer alan ve Ege’deki Kardak kayalıklarının sadece 10 katı büyüklüğünde olan bu küçük Ada, İran ve Arap dünyası için olduğu kadar, bu bölgeye ilgi duyan Batı için de hem petrol sevkiyatının güvenliği ve hem de zengin petrol yatakları açısından son derece hayati bir noktadadır.
Dünyanın en önemli petrol havzası olan Arap Yarımadası, petrolün keşfinden itibaren Batı’nın ilgi odağına girmiş ve bir daha çıkmamıştır. Hatırlarsanız geçen yılın Ocak ayında Körfez ülkeleri gezisine çıkan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy de Arap ülkelerine sivil nükleer enerjide işbirliği teklifi götürmüş ve BAE’yle nükleer enerji işbirliği anlaşması imzalamıştır. Bu yılın Mayıs ayında ise Fransa, BAE topraklarında Arap Körfezindeki ilk daimi askeri üssünü açmıştır. Birinci Körfez Savaşı’nın ardından 1994 yılında ABD ile sıkı bir savunma işbirliğine giden/gitmek zorunda kalan bu zengin Arap ülkesinde ABD’nin de bir askeri hava üssü bulunmaktadır. Tüm bu gelişmelerin İran tarafınca kendilerine yönelik ciddi bir tehdit olarak algılandığından şüphe yoktur. Nükleer enerji yolunda BAE’ni takip edecek diğer Arap ülkeleri açısından da BAE örneğinde olduğu gibi nükleer yakıt, büyük ihtimalle ithal bir ürün olarak kalacaktır. BAE Nükleer Kurulu’nun başına bir Amerikalının getirilmesi de bu tespitimizi doğrular niteliktedir. ABD’nin kontrolü ve denetimi altında nükleerleşme bu ülkelerin cebinden büyük paraların çıkmasına sebep olacakken, elinde önemli miktarda nükleer silahı olan İsrail karşısında Arapların konumunu hiçbir surette güçlendirmiş olmayacaktır.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı, 08 Ekim 2009)
(1)
http://www.bloomberg.com/apps/news?pid=20601087&sid=aDjmeAHse6W8
(2)
http://www.kuna.net.kw/NewsAgenciesPublicSite/ArticleDetails.aspx?id=2030080&Language=en