Tahran, Ortadan Kaybolan Nükleer Fizikçilerin Kaybolmasından ABD'yi Sorumlu Tutuyor
İsrail gizli servisi MOSSAD’a yakınlığıyla bilinen ‘DEBKAfile’ adlı web sitesinde ve El-Cezire ve diğer haber kaynaklarında yer alan habere göre, İran’ın Kum kenti civarındaki İkinci nükleer zenginleştirme programında çalıştığı iddia edilen Malek-e-Ashtar ve Tahran Üniversitesi Nükleer Fizik Bölümü’nden İran’lı nükleer bilimci Shahram Amiri, Hac vazifesini ifa ederken ortadan kayboldu. Ailesi, kendisinden şu ana kadar haber alınamadığını ifade etti. İran Dışişleri Bakanı Manouchehr Mottaki, 07 Ekim 2009 tarihinde yaptığı açıklamada Amiri’nin ortadan kayboluşundan ABD ve Suudi Arabistan’ın sorumlu olduğunu iddia etti (Tıkla 1). ABD bu iddiayı yalanlarken, şahsın Batı’ya (özellikle İngiltere’ye) iltica etmiş olabileceği de ileri sürüldü.
İran Dışişleri Bakanı Mottaki’nin iddiasına göre, ortadan kayboluş olayında Amerika’nın dahlinin olduğunu ispatlayan belgeler söz konusuydu. Mottaki’nin bu çıkışı, bazı kaynaklarca İran’ın nükleer programını yakından takip eden altı ülkenin 01 Ekim 2009’da Cenevre'de yaptıkları ortak toplantı sonrasında, İran’ın 25 Ekim’de Kum yakınlarındaki tesisi teftişe gelecek olan gözlemcilerin gelişi öncesinde yeni bir krize hazırlandığı şeklinde yorumlara sebep oldu.
DEBKAfile'ın haberine göre İran, Hac görevinin ifası dışında nükleer bilimcilerin yurtdışına çıkışlarını yasaklıyor. Hac vazifesi için Suudi Arabistan’a gidecek olanlar ise, ancak İran Devrim Muhafızlarının görevlendirdiği personelin eşliğinde bir grup içerisinde bunu gerçekleştirebiliyor. Pasaportları da bu grubun sorumlu liderinde kalıyor. Bu nedenle Shahram Amiri’nin pasaportsuz olarak ortadan kaybolduğu, kişisel eşyalarının ise kaldığı otel odasında bulunduğu belirtiliyor. Suudi yetkililer ise, olayla ilgili herhangi bir bilgilerinin olmadığını söylemekteler.
Yine benzer bir olay 2007 Mart ayında İstanbul’da yaşanmıştı. İran’ın nükleer konularda Suriye ile ilişkilerinden sorumlu bakan yardımcısı konumundaki General Ali Rıza Asgari, İstanbul’da ortadan kaybolmuştu(Tıkla 2) Stratejik açıdan hassas konularda çalışan bilim adamlarıyla ilgili olaylar, sürekli spekülasyon ve komplo teorilerinin ilgi odağı oluyor. Bu tür çalışmalar ve ilgili bilim adamları istihbarat dünyasının da özel ilgi alanı kuşkusuz. Irak’ta da değişik alanlarda çalışan 250 ila 350 arasında bilim adamı ve 200 profesörün öldürüldüğü iddia edilmişti
(Tıkla 3)
Bu tür olayların ülkemizde de olduğuna dair kuşku ve yorumlar medyamızda zaman zaman yer aldı. ASELSAN’da çalışan üç mühendisin 2006 – 2007 yılları arasında intihar şeklindeki (kuşku duyulan) ölümleri, 30 Kasım 2007’de ATLASJET’in Isparta’da düşmesi sonucunda Boğaziçi ve Doğuş Üniversite’lerinden aralarında nükleer enerji konularında çalışan 6 bilim adamının hayatını kaybetmesi bu tür kuşkuları gündeme taşıdı.
(Doç. Dr. Ertan Beşe, Savunma - Güvenlik - Terör Masa Başkanı, 09.10.2009)