Başkan Obama: İran’ın Gizli Nükleer Tesisi Derhal Denetime Açılmalıdır
Geçen ay düzenlenen BM zirvesi sırasında ABD Başkanı Obama, İngiltere ve Fransa Başbakanlarının da hazır bulunduğu bir basın toplantı yaparak, İran’da, Natanz’daki uranyum zenginleştirme tesisine benzer başka bir tesisin var olduğunu kamuoyuna duyurmuştur. yapılan ortak açıklamada, istihbarat raporlarına göre ülkenin dini başkenti Kum şehrinin yakınında bulunan ve bitmek üzere olan bu tesisin derhal denetime açılması istenmektedir.
Devrim Muhafızlarının koruması altında bulunan böyle bir tesisin deşifre olması İran’ın asıl amacının nükleer silah üretmek olduğunu ileri süren ABD ve İsrail’in elini güçlendirdiği muhakkaktır. İran’ın özellikle İsrail’den baskın bir hava saldırısı ihtimalini göz önüne alarak böyle bir yol seçtiği de düşünülebilir. Ancak her halükarda, Güvenlik Konseyi’nden İran’a yönelik daha sert yaptırımların çıkma ihtimali her zamankinden daha fazladır. Durumun ciddiyetinin farkında olan İran, vakit kaybetmeksizin, Kum’daki tesiste BM denetçilerinin inceleme yapabileceklerini açıklamıştır. ABD, İran’ı nükleer enerji konusunda uzlaşmaya zorlamak için şu anda uygun bir ortam olduğunu düşünmektedir. Bu amaçla devam etmekte olan İran ile 6’lıların (Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ve Almanya) müzakerelerinde ABD’nin ağırlığını koyacağı anlaşılmaktadır. Bunun ilk işareti, Ekim ayının başında Cenevre’de gerçekleştirilen müzakerelerde kendini göstermiştir. Burada İran ve ABD’li diplomatlar ilk defa ikili görüşmelerde de bulunmuşlardır. Bu müzakerelere katılan tüm taraflar en tecrübeli ve üst düzey diplomatlarını gönderirken bunun tek istisnası Çin olmuştur. Çin’in alt seviyede bir yetkiliyle bu görüşmelerde hazır bulunması özellikle ekonomik alanda İran’la artmakta olan ilişkilerini zedelemek istemediği şeklinde yorumlanabilir. Diplomatik çözüme fırsat verilmesi gerektiğini düşünen ülkeler müzakerelerin başarıyla sonuçlanmasını beklerken, aksi durumda çok ciddi yaptırımların gündeme geleceği tahmin edilmektedir. Bu görüşmelerde İran tarafı, prensip olarak nükleer yakıtlarının bir kısmının Rusya ve Fransa’da işlenmesine onay verebileceklerini söylemiştir.
Diğer taraftan, Orta Doğu’nun tek nükleer silahlı gücü İsrail konusunda ise, ABD’nin ve Batı ülkelerinin herhangi bir girişimde bulunacağını düşünmek, şu aşamda mümkün gözükmemektedir. Obama’nın BM Güvenlik Konseyi’nde ABD’nin ‘nükleer silahsız bir dünya’ konusunda kararlı olduğu mesajını verdiği konuşmasını, İsrail pek üstüne almış görünmemektedir. Bu konuda kendisine yöneltilen bir soruyu yanıtlayan İsrail Başbakanı Netanyahu, üstü kapalı olarak, ABD Başkanı Nixon ile İsrail Başbakanı Golda Meir arasında 1969 yılında varıldıkları mutabakata işaret ederek ABD ile aralarındaki ortak anlayışın halen geçerliliğini koruduğunu belirtmiştir. Yazılı bir belgede yer almayan bu mutabakat, dünyaya ilan etmedikçe ve nükleer deneme yapmadıkça İsrail’in nükleer silah programını ABd’nin kabul ettiği anlamına gelmektedir. Obama’nın da bu çizgiden çıkmayacağı mesajını İsrailli muhataplarına ilettiği ileri sürülmektedir. Netanyahu’ya göre Obama tarihi konuşmasında özellikle Kuzey Kore ve İran’ı kastetmiştir.
Ancak Başkan Obama’nın İsrail’i, nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya projesinin dışında tutması, kendi kendini yalanlaması anlamına gelecektir. İsrail elindeki nükleer silah kapasitesinin özellikle Arap komşuları ve İran tarafından iyi bilinmesini istemektedir. Bunun temel nedeni elbette ki, savaş ve çatışma halinin devam ettiği ve çözümsüzlüğün kronikleştiği bu coğrafyada İsrail’in caydırıcı güç olabilmesini sağlamaktır. Ancak bu durum barış habercisi değil aksine bölgede nükleer savaş felaketinin yaşanabileceği itimalinin var olduğunu gösteren bir alarm zilidir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı, 12 Ekim 2009)
Kaynaklar:
http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2009/09/25/AR2009092 500289pf.html
http://www.washingtontimes.com/news/2009/oct/02/president-obama-has-reaffirmed-a-4-decade-old-secr/#