Çin Yeni Silahlarıyla Gövde Gösterisi Yaptı
Çin, Komünist rejiminin kurulmasını 60’ıncı yıl dönümünde 200 bin kişinin katıldığı törenle kutluyor. Dünyaya yeni ve güçlü Çin’in mesajının verildiği kutlama töreninde, ilk defa yerli yapım yeni füzeler de gösterildi. Çin’deki tören, 01 Ekim 1949 günü Başkan Mao Zedong’un Yasak Kent’in Tiananmen Meydanı’na bakan kapısı üzerinde Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan ettiği yerde devlet erkânının yerini almasıyla başladı. Burada bir konuşma yapan Çin Devlet başkanı Hu, “Çin halkı yaklaşık 100 yıl süren kanlı mücadeleden sonra bundan tam 60 yıl önce Çin Devrimi’ni büyük zafere taşımış ve Başkan Mao Zedong Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu buradan tüm dünyaya ilan etmişti. O andan itibaren Çin halkı ayağa kalktı ve 5 bin yıldan uzun bir uygarlık tarihine sahip olan Çin ulusu hızlı gelişmelerin kaydedileceği yeni bir tarihi döneme girdi.” dedi. Hu’nun konuşmasının ardından başlayan askeri geçit töreninde ilk kez tanıtılan “Changjian (Uzun Kılıç) 10” tipi kruz füzeleri ile “Dongfeng (Doğu Rüzgarı) 21-C” tipi yeni nesil orta-uzun menzilli karadan karaya konvansiyonel füzeler törenin en dikkat çeken bölümünü oluşturdu. Çin’in stratejik nükleer gücünü temsil için “Dongfeng (Doğu Rüzgârı) 31-a” tipi nükleer füzeler de geçit töreninde gösterildi.
Bundan tam 60 yıl önce Mao’nun sosyalist anlayışını iktidara taşıyan Çin Komünist Partisi, günümüzde önemli bir küresel aktör haline gelmiş olan ülkelerinin gücünü tüm dünyaya göstermek istercesine, bol miktarda silah ve askerin boy gösterdiği bir kutlama merasimi tertip etmiştir. İnsanların neredeyse zorla üretim tesislerinde çalıştırıldığı bir ülkede, kuruluş kutlamaları için ilan edilen 6 günlük resmi tatil, Komünist Partinin, bugünü ne kadar önemsediğini göstermektedir. Rusya’nın da desteklediği komünistlerin iktidara gelmesi aslında hiç de kolay olmamış; milliyetçilerle komünistler arasında 1920’lerin sonuna doğru patlak vererek ülke geneline yayılan iç savaş, İkinci Dünya Savaşı sırasında hızını kesse de Çin’i işgal eden Japonya’nın ABD tarafından saf dışı bırakılmasının ardından tekrar alevlenmiş ve nihayetinde milliyetçilerin Tayvan’a, komünistlerin ise geri kalan tüm Çin topraklarına sahip olmasıyla son bulmuştur. Savaş son bulmuş ancak ABD’nin desteklediği ve kolladığı Tayvan ile Komünist Çin arasında bugüne kadar herhangi bir uzlaşıya varılamamıştır. Bu yönüyle Tayvan, Çin’in yumuşak karnı olmaya devam etmektedir. Bu dönemin diğer önemli hadisesi, iç savaşın hemen akabinde başlayan Kore Savaşı olmuştur. Türk askerinin de içinde yer aldığı ve ABD’nin başını çektiği Batı Bloğu’yla Çin ordusunun karşı karşıya geldiği bu muharebe, hem Çin açısından hem de Batı Bloğu açısından önemli sonuçlar doğurmuştur. NATO da Çin Halk Cumhuriyeti gibi bu yıl 60’ıncı kuruluş yıl dönümünü kutlamaktadır. NATO her ne kadar kurumsal anlamda Kore Savaşı’na müdahil olmasa da, bu savaş NATO’nun formüle edilmesinde, kendine özgü askeri ve güvenlik konseptinin geliştirilmesinde önemli bir katalizör görevi görmüştür. Çin ise, bu savaşla, kendi ekonomik, askeri ve politik çıkarlarını başka bir ülke topraklarında askeri güç kullanarak korumuş olmaktadır.
3 milyona yakın mevcuduyla nicel anlamda dünyanın en büyük askeri gücüne sahip Çin Halk Cumhuriyeti, son dönemde, ordusunu modernize etmek için çok önemli çabalar içine girmiştir. SIPRI’nin (Stockholm International Peace Research Institute) 2009 Raporu’nda belirtildiği üzere; Çin büyümekte olan ekonomik gücü sayesinde, ABD’den sonra, silahlı kuvvetleri için en çok harcama yapan ikinci ülke sıralamasına yükselmiştir. Bu yıl içinde özellikle Batı ülkelerinden gelen baskılar neticesinde Çin Savunma Bakanlığı, Çin ordusunun resmi web sitesini devreye sokmuştur. Çin’in askeri olanaklarını ve kapasitesini daha yakından bilmek isteyen Batı ülkeleri için bu önemli bir gelişmedir. Zira gücünü ve kuvvetini tam olarak bilmediğiniz bir askeri güce karşı strateji geliştirmek mümkün değildir. Bu amaçla ABD’nin Çin karasularının bittiği ve uluslararası suların başladığı alanlardan düzenli olarak yürüttüğü takip ve izleme faaliyetleri ise, Çin tarafından sert bir şekilde eleştirilmektedir. Şu an için nükleer ve konvansiyonel silah stoku ile askeri hareket kabiliyeti bakımından ABD ile yarışacak konumda olmamakla birlikte Çin’in bu hızla büyümesi halinde yüzyılın ortalarında ABD ile bu alanda aynı ligi paylaşacağı muhtemeldir. Bu durum Sovyet tehdidine karşı kurulan ve ABD’nin askeri üstünlüğünü temsil eden NATO’nun ileriki dönemde giderek büyüyen ve mevcut topraklarından dışarıya doğru genişleme potansiyeli olan Çin‘in askeri gücü karşısında ciddi sorunlarla karşılaşma olasılığını da beraberinde getirecektir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı, 01 Ekim 2009)