Barack Obama ve Müslüman Açılımı
Obama’nın iktidara gelmesiyle birlikte
her fırsatta İslam ülkeleri ile iyi ilişkiler içinde olmak istedikleri mesajını vermektedir. Obama’nın “ ABD ve Batı İslam'ı iyi tanımalı” sözü uygulamaya koyduğu Müslüman açılımı stratejisinin nüvesini oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra Obama’nın Müslüman açılımında kullandığı bir diğer söylem
ABD'nin ''dünyanın en büyük
Müslüman ülkelerinden biri'' olduğudur. Obama böylesi bir söylem kullanarak bir yandan Müslüman ülkelerin kamuoylarında olumlu bir izlenim yakalarken diğer yandan bu durumun aksine Amerikan muhafazakarlarının büyük tepkisini çekmektedir.
Obama, Müslüman açılımı konusunda; ''Yapmaya çalıştığım şey,
ABD'nin ve daha genel olarak Batı dünyasının terörizm ya da demokrasi gibi zorlu kimi sorunları nasıl algıladığını İslam dünyasının daha iyi anlayabilmesi için daha iyi bir diyalog ortamı yaratmak'' demektedir. Obama’nın bu söyleminden çıkarılacak en net sonuç; hem medeniyetler ittifakı projesinin hem de ılımlı İslam gibi modellerin ABD tarafından daha fazla destekleneceğidir. Bush dönemiyle kıyaslandığında bu algılama farklılığının oldukça keskin bir dönüş olduğu söylenebilir. Obama’yla birlikte Müslüman dünyasına yönelik böylesi bir algılama değişimi özellikle Türkiye gibi Müslüman ülkeleri yakından etkileyecektir.
'İslam'la savaşmayacağız' diyen Obama, Müslüman dünyanın potansiyelinin farkında. Bu potansiyel hem pozitif hem de negatif yönü olan bir potansiyeldir. Zira, pozitif yönüyle Müslüman dünyası sahip olduğu enerji kaynakları, gelişen ekonomisi ve büyüyen pazarıyla ABD açısından oldukça önemlidir. Negatif yönüyle ise bu potansiyel ABD’yi bitirebilecek büyüklükte bir düşman ortaya çıkarabilir. Gerek artan Amerikan düşmanlığı nedeniyle ortaya çıkabilecek terör faaliyetleri gerekse bu pazarların Çin, Rusya ve AB gibi rakip ülkelerin eline geçmesi ABD açısından oldukça yıkıcı sonuçları olacak gelişmelerdir. Bu nedenlerden ötürü Obama’nın Müslüman açılımının ABD penceresinden bakıldığında oldukça rasyonel bir dış politika stratejisi olduğu bir gerçektir.
(Dr. Bilal Karabulut, ABD Masası, Kıdemli Araştırmacı)