INTERPOL Başkanı, İran ve Arjantin’i, 1994 Yılında Vuku Bulan Yahudi Kültür Merkezi Bombalanması Soruşturmasında İşbirliği Yapmaya Davet Etti
INTERPOL Genel Sekreteri Ronald Noble, 1994 yılında Bounos Air’de bir Yahudi kültür merkezine düzenlenen ve 85 kişinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırının soruşturulması kapsamında İran ve Arjantin’in doğrudan diyalog kurmalarını sağlamak amacıyla bu ülkelerin yetkilileriyle ayrı ayrı görüşmelerde bulunacaktır. Genel Sekreter bu hafta Tahran’a gidecek ardından INTERPOL genel Sekreterliği’nde Arjantinli yetkililerle bir araya gelecektir. 07 Kasım 2007 tarihinde INTERPOL Genel Kurulu Arjantin’in INTERPOL Ulusal Bürosu’nun bu bombalama eylemiyle bağlantılı olarak 6 kişinin yakalanması için kırmızı bülten çıkarılması talebini onaylamıştır. Bu altı kişiden birisi İran’ın yeni Savunma Bakanı Ahmad Vahidi’dir. Bu açıdan INTERPOL Genel Sekreteri’nin bu çabası ayrı bir anlam taşımaktadır. Kırmızı bülten çıkarılması o kişinin diğer INTERPOL üyesi ülkelerde mutlaka yakalanması anlamına gelmemektedir. Yani üye ülkeler nezdinde bu kararın bir bağlayıcılığı yoktur. Ancak başka bir ülkede o kişinin geçici olarak yakalanması ve gözaltına alınması için kırmızı bülten, hukuki bir dayanak teşkil etmektedir.
Hatırlanacağı üzere, bu saldırının ardından Arjantin’de yapılan yargılama sürecinde de ilginç gelişmeler yaşanmıştır. Arjantin savcıları, dönemin İran Büyükelçisinin de aralarında bulunduğu İran gizli servisinin bu saldırıyı planladığını ve Hizbullah’ın da bu saldırıyı gerçekleştirdiğini ileri sürmektedir. ABD ve İsrail de aynı görüştedir. İran’ı yıpratmak ve zor durumda bırakmak amacıyla bu iddiaların ileri sürüldüğünü düşünen İran ise kesin bir dille bu iddiaları reddetmektedir. Bu ayın başında Ahmad Vahidi, İran Cumhurbaşkanı Mahmoud Ahmadinejad tarafından Savunma Bakanlığı’na aday gösterilmiş ve İran Meclisi’nce de en fazla oyu alarak yeni görevine başlamıştır. Bu durum, Arjantin, ABD ve İsrail’de tepkilere sebep olmuş ve olmaya devam etmektedir. Bir kişi hakkında çıkarılan kırmızı bülten o kişinin suçlu olduğu anlamına gelmemekte ancak şüpheli pozisyonda olduğunu göstermektedir.
Bu davanın uluslararasılaşmasını isteyen İsrail’in bu noktadan İran’a baskı yapmak istediği açıktır. 2005 yılında, Lübnan’ın eski başbakanı Refik Hariri’nin bombalı suikast sonucu öldürülmesi ve ardından yaşanan süreç hepimizin hafızalarındadır. Bu olayın arkasında Suriye olduğu gerekçesiyle ABD’nin ve Fransa’nın girişimleriyle Birleşmiş Milletler devreye girmiş ve ardından Hollanda’da uluslararası bir mahkeme kurulmuştur. Bu noktada bir parantez açıp 1988 yılında İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde meydana gelen ve 270 kişinin ölümüyle neticelenen yolcu uçağının düşürülmesi hadisesinde parmağı olduğu gerekçesiyle suçlanan Libyalıların yargılanmasının da Hollanda da gerçekleştirildiğini belirtmek gerekir. Bu durum elbette ki Suriye’nin Hariri davası üzerinden uluslararası baskı hissetmesine ve bölgedeki manevra alanının kısıtlanmasına sebebiyet vermektedir. İsrail’in bölgedeki varlığına en fazla direnç gösteren ülkelerden birisi olan Suriye’nin içine düştüğü bu durumun İsrail’in işine yaradığı da ortadadır. Diğer taraftan birbirini en önemli tehdit olarak algılayan İsrail ve İran’ın Arjantin üzerinden karşı karşıya gelmeleri önemli bir gelişmedir. Bu gelişmenin, gerek İran gerekse İsrail’in Latin Amerika’da nüfuzlarını ve ilişkilerini birbirinin aleyhine olacak şekilde güçlendirmek için önemli girişimlerde bulundukları bu son döneme rastlaması da şaşırtıcıdır. Dolayısıyla, İran Savunma Bakanı’nın atanmasıyla tekrar dikkatleri üzerine çeken Bounos Air’deki bombalama soruşturması her iki ülkenin Latin Amerika’daki ilişkilerini ve Latin Amerika ülkelerinin kendi aralarındaki ilişkileri etkileme potansiyeline sahiptir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı, 18 Eylül 2009 )