Çin: Şırıngalı Saldırganlar İdam Edilebilir
Çinli yetkililer, geçen hafta içinde Urumçi’de en az 5 kişinin hayatını kaybettiği protestoların esas sebebi olan şırıngalı saldırganların ölüm cezası alabileceklerini belirtmiştir. Saldırıda kullanılan şırıngaların bazılarında zehirli maddeler tespit edilirken bazı şırıngaların ise daha önce uyuşturucu madde alımında kullanıldığı anlaşılmıştır. Şu ana kadar 25 şüpheli, şırıngalı saldırılardan dolayı gözaltına alınmıştır. Bu olaylardan sonra, Urumçi’nin Komünist Parti Sekreteri Li Zhi ve Urumçi polis müdürü görevden alınmış, Li Zhi’nin yerine Güney Sincan’da uzun yıllar görev yapmış olan Zhu Hailun atanmıştır. Hatırlanacağı üzere bu yıl Temmuz ayının başlarında Sincan-Uygur Özerk Yönetiminin başkenti Urumçi’de Han Çinlileri ile Müslüman Uygur Türkleri arasında çıkan gerginlik nedeniyle Çin Hükümeti’nin resmi rakamlarına göre 200, Uygur Türklerine göre ise 1000 dolayında kişi hayatını kaybetmişti. Bu hadiseler, bir çeyrek asırdır Sincan’da meydana gelen en kanlı olaylardır. Kamu Güvenliği Bakanı Meng Jianzhu, şırınga saldırılarının arkasında müslüman ayrılıkçıların olduğunu söylemiş, ancak Uygurlular ise, bu olaylarla kendilerinin hiçbir ilgisinin bulunmadığını ve bölgede meydana gelen tüm olaylarda ilk önce kendilerinin suçlandığını, bunun da kendilerini çok rahatsız ettiğini ifade etmektedirler.
Çin, 1949’da yaşadığı Mao’nun komünist devriminden sonra ülkede mutlak kontrol ve idareyi eline alan Komünist Parti ile tanışmıştır. Ülkede 1970’lerin sonuna kadar katı bir şekilde planlı ekonomi uygulanmış, ancak ardından yine Komünist Parti’nin kararı ve denetiminde ekonomik reformlar devreye sokularak aşamalı bir şekilde dışa açılma ve piyasa ekonomisine geçiş başlamıştır. 90’ların ortalarından itibaren hızlanan bu süreçle birlikte ülkede büyük bir sermaye birikimi söz konusudur. Son 10 yıldır üretim ve ihracata dayalı olarak yıllık ortalama %10 büyüyen, ihraç ürünlerinde giderek ileri teknoloji ürünlerine yönelen, 1.3 milyarın üstünde nüfusu sahip Çin Halk Cumhuriyeti, ABD, Almanya ve Japonya gibi dünyanın en gelişmiş ekonomileri arasında çoktan yerini almıştır. Bu büyümeyi devam ettirebilmek için ihtiyaç duyduğu petrol ve doğal gaz gibi enerji kaynaklarına odaklanan Çin, Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika’da enerji havzaları üzerinde oynanan küresel oyuna dâhil olmuş durumdadır. Çin böylece elindeki ABD Dolarını siyasi güce dönüştürmektedir.
Çin’deki bu ekonomik büyüme, gelir dengesizliği ve sosyal istikrarsızlıklara da neden olacak boyutlara ulaşmış bulunmaktadır. Çin etnik olarak Han Çinlileri denen nüfusun kontrolündedir. Nüfusun yaklaşık %92’sini oluşturan bu grubun dışında etnik azınlık olarak kabul edilen yaklaşık 100 milyon insan yaşamaktadır. Bu azınlık grupların en büyüğü de, Çin Halk Cumhuriyeti’nin 6 özerk bölgesinden birisi olan ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi yani Doğu Türkistan’da yaşayan 10 milyon’un üstündeki Uygur Türküdür. Türkiye’nin 2 katından daha büyük bir yüzölçümüne sahip bu bölge, yeraltı ve yer üstü zenginlikleriyle ve petrol ve doğal gaz havzası olan Hazar’a yakınlığıyla, Kuzey Kafkasya’nın Rusya Federasyonu için taşıdığı stratejik önem kadar önemlidir Pekin için. Doğu Türkistan, 1949 yılında Çin’in kontrolü altına girmesinin ardından, Sovyetlerin Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine, Jivkov’un Bulgaristan Türklerine uyguladığı politikaların bir benzerine maruz kalmış ve kendine özgü demografik, kültürel ve siyasi yapısı büyük ölçüde elinden alınmıştır. Çin’in dış dünyayla bütünleşebilmesi için kendi içindeki farklı milletlere hoşgörülü olması, dış dünyanın da Çin’i derinlemesine tanımaya gayret göstermesi gerekmektedir.
(Ömer ERSOY, Araştırmacı, 07 Eylül 2009)
Kaynak: http://news.yahoo.com/s/ap/20090906/ap_on_re_as/as_china_protest_31