Obama, Afgan Savaşında Strateji Değiştirmeyi Düşünüyor
ABD Başkanı Obama, asker sayısının büyük ölçüde artırılması ya da Afganistan’daki Amerikan askeri gücünü azaltarak Afganistan ve Pakistan’daki El-Kaide ve Taliban’a yönelik taktik operasyonlara odaklanılması önerilerini incelemektedir. Başkan’ın 6 ay önce açıkladığı Afganistan stratejisini yeni baştan oluşturmak için yapılan çalışmaların bir parçası olan bu inceleme, askeri kayıpların giderek arttığı, ülke genelinde otorite ve kontrolün bir türlü sağlanamadığı ve sonucu belli olmayan Afganistan Başkanlık seçimlerinin huzursuzluklara yol açtığı bir ortamda devam etmektedir. Afganistan’daki ABD güçlerinin komutanı General Stanley A. McChrystal’ın konuyla ilgili hazırladığı raporda, acilen ilave askeri birliklere ihtiyaç duyulduğuna vurgu yapılmaktadır. Başkan Yardımcısı Joseph R. Biden ise Afganistan’da asker azaltmaları gerektiğini düşünmektedir. Biden’a göre Amerikan ulusal güvenliğine en büyük tehdit Afganistan’daki Taliban’ı besleyen Pakistan’daki durumdur. Öte taraftan, son dönemde ABD askeri makamları Pakistan’la iyi yönde bir işbirliği içinde olduklarını açıklamaktadır. Başkan Obama izlediği bu yöntemle, ABD kamuoyunda yoğun tartışmalara sebep olan Afganistan konusunun, karşıt düşüncelere de yer vererek her boyutuyla ele alınmasını istemektedir. Obama’nın Mart 2009’da benimsediği stratejiye göre, El Kaide’yi çökertmek için Taliban’ı iktidarın uzağında tutmak gerekmektedir. Büyük çaplı seçim hile ve yolsuzluklarının yapıldığına dair iddiaların damgasını vurduğu Afganistan başkanlık seçimleri nedeniyle ABD ve Avrupa ülkeleri nazarında güvenilirliği sarsılmış olan Hamid Karzai’nin ne kadar iyi bir ortak olacağı da tartışma konusudur. Bu günlerde Afganistan konusunda nihai karar vermesi beklenen Obama’nın zamanı giderek daralmaktadır.
8 yıl süren ve yoğunluğu belirli bölgelerde olmakla birlikte ülke geneline yayılmış durumda olan bir operasyona savaş demek yanlış bir tespit olmayacaktır. Evet, şu anda ABD ve İngiltere’nin başını çektiği uluslararası askeri güç Taliban’a karşı zor durumdadır. 1979’da yaklaşık 100 bin askerle Afganistan’ı işgal eden Sovyet ordusunun geri çekilmesi, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının habercisi olarak kabul edilen etkenlerden birisi olmuştu. Bölgede kalıcı nüfuz sahibi olmak isteyen ve uluslararası terörle mücadelenin öncülüğünü yapan ABD’nin geri çekilmesi ise hem bölge ülkeleri hem de kendisi için çok kritik bir karar olacaktır. Bu kararın alınması için ABD’nin hem kendi ülkesinde hem de Afganistan’da uygun ortamı oluşturması gerektiği açıktır. Bu ortamın sağlanmasında Afganistan’ın merkezi yönetimine ve ordusuna önemli görevler düşmektedir. Avrupalı liderlerinin geçenlerde yaptıkları çağrı da bu yönde olmuştur. Amerika’nın bölgeden ayrılmasını isteyen ve bunu 2005’teki Şangay Deklarasyonu’yla tüm dünyaya ilan eden Rusya ve Çin de, ABD sonrası Afganistan’ın geleceğiyle ilgili projeksiyonlar yaptıkları şüphesizdir.
Bazıları Afganistan’daki durumu Irak’la mukayese etmektedir. Ancak bakıldığında, Irak’taki yabancı güçlerin çekilme planının en büyük destekçisi bizzat Irak merkezi iktidarının kendisiydi. Afganistan’da ise merkezi hükümeti temsil eden Karzai’nin ne bunu talep edecek gücü ne de isteği vardır. Gücü yoktur; çünkü emrinde ülkenin her yerinde; sınırlarında, köylerinde ve şehirlerinde düzen ve asayişi sağlayacak, doğrudan merkezi yönetime bağlı ne bir polis teşkilatı ne de ağır silahlarla donatılmış ve yetenekli bir ordusu bulunmaktadır. İsteği de yoktur, çünkü Afganistan’da iktidarın başı olarak kalabilmek için kendisini bu koltuğa taşıyan yabancı güçlere, başkanlık yarışından kan kaybederek çıkacak olan Karzai’nin her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı, 23 Eylül 2009)
Kaynak: http://www.nytimes.com/2009/09/23/world/asia/23policy.html?hp