BM Genel Kurulu, Gürcistan’ın İstediği Kararı Aldı
BM Genel Kurulu, Rusya Federasyonu’nun karşı çabalarına rağmen, 9 Eylül 2009 tarihinde almış olduğu bir kararla Gürcistan’da ülke içinde yer değiştirmek zorunda kalan ve göçmen durumuna düşen kişilerin yerlerine geri dönme haklarının olduğunu kabul etti. 48 lehte, 19 aleyhte ve 78 çekimser oyun verildiği karar Genel kurul’da uzun süren tartışmalara sebep olmuştur. Bölge ülkelerinin Gürcistan’ın toprak bütünlüğüyle yakından ilgili bu karar karşısında nasıl bir duruş gösterdiklerine bakacak olursak; Azerbaycan ve Ukrayna ABD ve AB ülkelerinin yanında kararı desteklerken, Ermenistan, Beyaz Rusya, İran, Hindistan ve Suriye ise Rusya’nın yanında yer almışlardır. Abhazya ve Güney Osetya’nın Gürcistan’ın bir parçası olduğunu vurgulayan karar Gürcistan’ı memnun ederken Rusya Federasyonu’nca sert bir dille eleştirilmiştir. Abhazya’nın ve Güney Osetya’nın Gürcistan’dan ayrılma isteklerinin yol açtığı bu sorun ülkede son 15 yıldır yaşanmaktadır. Geçen yıl Ağustos ayında Rusya Federasyonu’nun Gürcistan’a askeri müdahalesi’nin ardından durum daha da kötüleşmiştir. Gürcistan’ın bu karar üzerinde 8 aydır çalıştığını belirten Gürcistan Dışişleri Bakanı kararın Rus-Gürcü savaşından bu yana kazanılan en büyük zafer olduğu ileri sürmüştür. Rus tarafı kararın Gürcistan’ın ve Gürcistan’ı destekleyen bazı ülkelerin siyasi emellerine hizmet etmek amacıyla hazırlandığını belirterek bu durumun sürmekte olan Cenevre müzakerelerini ve bölgenin istikrar ve güvenliğini olumsuz etkileyeceğini belirtmiştir.
Hatırlanacağı gibi, Gürcistan’ın tercihini Batı’dan yana yapması Moskova’yla arasında soğuk rüzgârların esmesine sebep olmuş özellikle NATO’ya üye olma çabası, Rus-Gürcü ilişkilerini uçurumun kenarına getirmiştir. Gürcistan geçen yıl Ağustos ayında, de facto olarak kendisinden ayrılmış olan Abhazya ve Güney Osetya’ya askeri operasyon yapmış ancak Rus birliklerinin karşı saldırısı neticesinde geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bu sorun, Gürcistan’ın NATO üyelik başvurusu, Rusya’nın Güney Kafkasya’ya yerleşme ve nüfuz elde etme planıyla yakından ilişkilidir. Abhazya ve Güney osetya’nın bağımsızlıklarını tanıyan Rusya’yı, bu ülkeyle ilişkileri gayet iyi olan Nikaragua ve Venezüella takip etmiştir. Rusya, de factonun, de jure hale gelmesi için çaba göstermekte ve Kosova’nın Sırbistan’dan bağımsızlığını tanıyan Batı ülkelerini Abhazya ve Güney Osetya konusunda çifte standart uygulamakla suçlamaktadır. Ancak Rusya’nın Kafkasya’daki durumuna baktığımızda, Osetya’nın kuzeyi’ni sıkıca elinde tutan ve kendisinden bağımsızlık isteyen Çeçenistan’ı tarumar eden Rusya Federasyonu’ndan başkası değildir. Dolayısıyla, çifte standardın tarifinin ulusal çıkarlara göre yapıldığı ortadadır.
Rusya, Orta Asya ve Kafkasya’da kaybetmiş olduğu nüfuzunu geri kazanmak için riskli hamleler yapmaktadır. Abhazya ve Güney Osetya, bugün itibariyle ‘Biz, Gürcistan’ın içinde ayrı özerk cumhuriyetler olarak yaşamaya karar verdik’ deseler bile Rusya’nın buna müsaade etmeyeceği açıktır. Putin’in geçen Ağustos ayında askeri harekâtın birinci yıl dönümünde Abhazya’ya düzenlediği ziyaret esnasında, bu ülkede askeri deniz üssü kurmak istediklerini ifade etmesi bu tespiti desteklemektedir. Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü savunan ve bu ülkeyi stratejik ortağı kabul eden Türkiye BM Genel Kurulu’ndaki oylamada çekimser kalmıştır. Normal koşullarda ABD ve AB’nin yanında yer alması beklenen Türkiye’nin, yaşanan sorunlara Rusya’yı da dâhil eden bir çözümün bulunmasını ve son yıllarda özellikle enerji başta olmak üzere ikili ilişkiler ve ticaret alanlarında Rusya ile elde edilen olumlu sürecin zarar görmeden devam etmesine yönelik bir yaklaşımı benimsediği görülmektedir.
(Ömer ERSOY, Araştırmacı, 12 Eylül 2009)
Kaynak: