ENGLISH
23.05.2012
Ana Sayfa » Dış PolitikaGeri Dön «

Uluslararası İlişkilerde “Ortaklık” Kavramı

10.11.2009 12:11:00

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Son zamanlarda, stratejik ortaklarımızın sayısı, bizim söylemlerimize nazaran, giderek artmaktadır

Uluslararası İlişkilerde “Ortaklık” Kavramı

Türkiye’nin, uluslararası arenada, diğer ülkelerle ilişkilerinde, gerek bürokratik gerek siyasi düzlemde kullanılan kavramları dikkatle seçerek,  Ülkenin uzun vadeli çıkar ve amaçlarını diğer ülkelerin çıkar ve amaçları ile bağdaştırmaya çalışırken, Türk Halkı’nın benimseyebileceği sağlam bir çerçevenin dışına da çıkarmamak hususunda Türk diplomasisi öteden beri son derece özenli hareket edegelmiştir.

Özellikle, iç siyasetin değişkenlikler gösterdiği ve diplomasiden çok iç siyaset kaygılarının egemen olduğu son onyıllar süresince, bu tür diplomatik tutumlar kadar, düşünülmeden söylenen sözlerin ülkeye uzun vadede olumsuz yansımalarına, ne yazık ki, daha az özen gösterilir olmuştur.
 
Bu tutuma bir örnek olarak, giderek ısrarla kullanılan ve siyasi çevrelerde beğeni ile karşılanan “stratejik ortaklık” kavramını göstermek mümkündür. İki “stratejik ortak” ülke arasında her alanda uyumlu davranma yükümlülüğünü de beraberinde getiren ve ülkelerin diplomatik ve siyasi olduğu kadar askeri alanlardaki zorluklarının üstesinden gelinebilmesi için bir davranış beraberliği sergilenmesini gerektirecek böyle bir ortaklık türü, belki iç politika alanında kısa vadede beklenen rahatlık ve siyasi getiriyi sağlar.Ancak, uzun vadede, ülkelerin coğrafi ve stratejik konumları kadar toplumsal ve tarihsel duyarlılıkları ve yükümlülükleri çerçevesinde değişik türde ortaya çıkabilecek davranış, tepki ve uygulama sıkıntılarına yol açmasının yanı sıra, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi, Türkiye’nin de üyesi bulunduğu uluslararası forumlarda zorlukla karşılaşılması  ve ülkeler arasında yaratılan beklentilere ters düşecek sürtüşmelerin ve düş kırıklıklarının ortaya çıkması kaçınılmaz olur.
 
Hatırlayalım,  8 Haziran 2005 tarihinde, Beyaz Saray’da o zamanki Başkan Bush’la bir araya gelen Başbakan’ımızın ısrarla kullandığı “stratejik ortaklık” ifadelerine Başkan Bush “stratejik ilişkiler” terimini birkaç kez vurgulayarak karşılık vermiş,  ancak daha sonraki tarihlerde,  Türk tarafından gelen beyan ve açıklamalarda stratejik ortaklığın tercih ediliyor olmasını da muhtemelen dikkate alarak,  O da söylemlerini bu istikamette değiştirmiştir. Demokratların iktidara gelişinden sonra, ülkemizi ziyaret eden Başkan Barack Obama, yaptığı konuşmalarda “model ittifak” tanımını yeğlemiştir. Büyük olasılıkla, Başkan Obama, stratejik ortaklığın getireceği yükümlülükleri Ülkesinin yerine getirmekte zorlanacağı gerçeğinden hareketle, belki de içini nasıl dolduracağını dahi henüz bilmediği “model ittifak” kavramını ortaya atmıştır. ABD bağlamında bakıldığında, Doğu’nun olduğu kadar  Batı’nın da bir parçası ve çoğunluğu müslüman olan  bir Türkiye ile, çoğunluğu hıristiyan olan bir ABD arasında güçlü bir “model ittifak ilişkisinden” söz edilmiş olmakla beraber bu söylemin  içini doldurup Türkiye’nin stratejik ortaklık üzerinde hangi ölçüde ısrarlı olacağı görülene değin, bu konuda kesin bir şey söylemek olası değildir.
 
Son zamanlarda, stratejik ortaklarımızın sayısı, bizim söylemlerimize nazaran, giderek artmaktadır. İngiltere, Rusya Federasyonu ve Irak’ı bu bağlamda sayabiliriz. Türkiye ile bu ülkeler arasında, ABD’nin, örneğin Kanada, İngiltere, İsrail ile olan ortaklığı benzeri bir stratejik ortaklığın nasıl var olacağını şimdiden kestirmek,  olanaksız denmese de, çok zor görünmektedir. Önümüzdeki devrede, stratejik ortak olarak ilan ettiğimiz ülkelerle her konuda birlikte hareket etmek gayreti içinde olmamızın, kimseleri kırıp dökmeden, hangi ölçüde gerçekleşebileceği ve ne ölçülerde dış politikamıza yük olacağını da hep birlikte izleyeceğiz.
 
Konuya gerçekçi bir şekilde yaklaşıldığında, ABD başta olmak üzere, stratejik ortak ilan ettiğimiz ülkeler ve Türkiye, ulusal çıkarlarına uygun düştüğünü değerlendirdikleri dış politikalarını bağımsızca belirlemek durumundadırlar. Demokratik rejim çerçevesinde düşünüldüğünde, ülkeyi idare edenler, çok isteseler bile, halkın temsilcisi olan meclislerine ve onların yanında sivil toplum kuruluşlarına rağmen, bir stratejik ortaklığın gereklerini istedikleri ölçüde uygulamak olasılığını bulamayacaklardır. Bu durumda, ilave sorunlar yaratabilecek ve mevcut sorunları da çözüme kavuşturmaktan uzak kalacak böyle bir zorlama “stratejik ortaklık” uygulamasında ısrarcı davranmanın yararı yoktur.
 
Asıl gerekli olan, tüm bu ülkeler arasında mevcut iş birliği potansiyelinin, sadece bir alanda değil, askeri, ekonomik, ticari ve benzeri tüm faaliyet alanlarında, en geniş şekilde kullanılabilmesini sağlayacak bir “geliştirilmiş ortaklık ilişkileri” (enhanced partnership relations)  bütününün ortaya çıkartılmasıdır. Böylece, ilgili tüm ülkeler çıkar sağlamış olur.
 
Özetle, aslında doğru olan, ülkeler arasındaki ilişkilerin karşılıklı saygı, dostluk ve varsa “ittifak” anlayışı çerçevesinde daha ilerilere götürülmesine çalışılması ve tüm alanlardaki ilişkilere içerik kazandırılmasıdır.
 
Yukarıdaki görüş ve değerlendirmeler sadece Türkiye-ABD ilişkileri açısından değil, fakat Türkiye’nin son zamanlarda “stratejik ortak” ilan ettiği görülen  İngiltere, Rusya Federasyonu ve Irak gibi ülkeler açısından da geçerlidir. Hiç kuşku yok ki, özellikle İngiltere ve Rusya Federasyonu, Türkiye’nin kendi siyasetleri doğrultusunda hareket etmesini uluslararası kurum ve kuruluşlar nezdinde onları sürekli desteklemesini mutlulukla karşılarlar.Ancak, onlara çok uygun olan bu davranış Türk genel siyaseti açısından çeşitli sıkıntıları da beraberinde getirir.Onun içindir ki, dış politikanın gerekleri yerine getirilirken, tabloya sadece günlük, kısa vadeli avantajlar ve bunun yanında ekonomik ve ticari getiriler açısından değil, ülkenin hem siyasi hem de ekonomik bağlamda sağlayacağı uzun vadeli avantajlar ve çıkarlar açısından bakmak gerekir.
 
(Nüzhet Kandemir, ABD Masası)



DIŞ POLİTİKA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya