Rasmussen’in Ankara Ziyareti Ve Türkiye Nato İlişkileri
NATO’nun 1949’da kuruluşundan bu tarafa bütün NATO Genel Sekreterleri Türkiye’yi ziyaret etmişlerdir. Ancak Rasmussen’e gelinceye kadar ilgili kişi ve kurumların dışında büyük kamuoyunun pek dikkatini çekmemiştir. Rasmussen’in bu kez Türk kamuoyu tarafından görülür olmasının nedeni ülkesi Danimarka ve kendi kişiliğinden kaynaklanmaktadır yani NATO ile bir ilgisi yoktur.
Rasmussen’in Danimarka başbakanlığı sırasında Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine sıcak bakmaması ve 2005 yılında ülkesinde yayınlanan Jyllands-Posten adlı bir gazetede 1.5 milyar Müslüman’ı rencide edecek bir HZ. MUHAMMED karikatürünün yayınlanması üzerine Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bir çok Müslüman ülkenin ve milyonlarca Müslüman’ın gösterilerine rağmen bu gazeteye sahip çıkmasından kaynaklanmaktadır. Müslüman ülkelerde Danimarka ürünlerine boykot tehlikesi belirince kısmen geri adım atmışsa da Müslüman ülkeleri ve Müslüman halkları kızdırmıştır. Bu olumsuz olaylardan sonra Nisan 2009’da NATO’nun 60. kuruluş yıldönümü törenlerinde Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliğine resmen aday olması ve NATO üyesi ülkelerinin devlet ve hükümet başkanlarının zirvesinde seçilmesi beklenirken Türkiye’nin vetosuyla karşılaşması Rasmussen’i özellikli bir aday durumuna getirmiş ve uluslar arası kamuoyunun gündemine sokmuştur. Türkiye vetosunu kaldırmak için Danimarka’da bölücü yayın yapan PKK’nın yayın organı ROJ TV’nin kapatılması beklentisine yardımcı olacağı sözünü Rasmussen’den almış ancak Genel Sekreter seçildikten sonra bu sözünü yerine getirmemiştir.
Rasmussen’in 27-30 Ağustos 2009 Ankara ziyareti yakın geçmişte yaşanan bu olayların gölgesinde geçmiştir. Ancak yeni Genel Sekreter’in Ankara ziyaretinin asıl sebebi geçmişteki davranışlarından dolayı değil bu gün NATO ve ABD’nin içinde bulunduğu Afganistan ve Pakistan sorunun dan dolayıdır. Sekiz yıldan bu tarafa 28’i NATO ve 12’de NATO dışından olmak üzere 40 ülkenin yaklaşık 80.000 kişilik bir askeri güçle alt edemedikleri Taliban ve El Kaide örgütlerine karşı Türkiye’den Muharip asker talebidir. Türkiye savaşın başladığı 2001’den bu tarafa NATO üyesi olma sıfatıyla zaten Afganistan da asker bulundurmakta ve ayrıca da bu ülke de bulunan uluslar arası güce de iki defa komuta etmiştir. Türkiye prensip olarak kendi ulusal çıkarları doğrudan tehdit altında olmadığı müddetçe Müslüman ülkelerde özellikle de tarihi ilişki içinde bulunduğu dost ve kardeş ülkelerde uluslar arası güç içerisinde bile olsa bu kardeş halklara karşı savaşmamaktadır. Dolaysıyla Türkiye’nin bu talebi yerine getirmesi söz konusu olamaz.
Afganistan savaşı 11 Eylül 2001’de El Kaide terör örgütü’nün Amerika’ya karşı saldırısından sonra başlamıştır. PKK Türkiye’ye 25 yıldan beri saldırmakta ve NATO’nun üye ülke sınırlarını garanti eden ve dış saldırılara karşı ortak hareketi öngören meşhur beşinci maddesi ABD için terör saldırısı nedeniyle gerçekleşirken Türkiye için çalışmamaktadır. Ayrıca 1999’da yürürlüğe giren ve NATO-AB askeri ilişkileri düzenleyen “Berlin Plus” antlaşmasın da Türkiye’nin Kıbrıs Rum kesimiyle ilgili tutumunu eleştiren ve bu konuda da taviz bekleyen NATO Türkiye’den umduğunu bulamayacaktır. NATO yetkilileri Yunanistan’ın çıkarları söz konusu olduğunda Türkiye’ye baskı yaparken Türkiye’nin çıkarları söz konusu olduğunda aynı baskıyı Yunanistan’a yapmaktan kaçınmaktadır. Zaten 21 AB üyesi aynı zamanda NATO üyesidir ve AB’nin NATO’ da ki ağırlığı hissedilmekte ve bu durum da genel olarak Türkiye’yi rahatsız etmektedir. Zira Yunanistan ve Fransa’nın Türkiye karşıtlığı sadece AB içinde değil aynı zamanda NATO içinde de yer yer kendini göstermektedir, özellikle NATO-AB askeri ilişkileri ve AB’nin NATO imkanlarını kullanması söz konusu olduğunda.
(Prof. Dr. Haydar Çakmak, AB-Balkanlar Masası, AB-Balkanlar Masa Başkanı)