Terör Örgütlerinin Yapısı ve Pkk Sorunu
Yeni küçük devletlerin ortaya çıkışı ve küreselleşmenin devletler içindeki etnik yapıları kaşıması sonucu kiminin gerilla dediği kiminin terörizm olarak gördüğü çatışma modelleri geçen asrın çok pahalı konvansiyonel çatışmalarının yerini almış gözükmektedir. Bu tür çatışmalara ‘aşağı düzeyde çatışma’ denmektedir. Aslında gerilla kelimesi İspanyolcadan alınma bir kelime olup “küçük savaş” anlamına gelmektedir. Bu kelimenin ilk başlarda herhangi bir hukuki anlamı yoktu. Ancak devletler hukukundaki gelişmeler sonucu gerilla savaşı yaptığı kabul edilen kesimlere verilen hukuki avantajlar sonucu devletler boğuştukları örgütlere terörist sıfatını vererek bu avantajlar devletleri zor durumda bıraktı. Kimin gerilla kimin terörist olduğu bu olayları destekleyenlerin veya mağdur olanların insafına kaldı. Devletler çoğu zaman hukuka uymayan ve yoruma açık olan bu uygulamayı kaldırmak ve böylece dış alandan yapılan müdahaleleri önlemek istemektedir.
Hukuki olarak önlenmesi
gereken ve yasa dışı olan dış müdahaleler ne yazık ki gizli yollardan devam etmektedir. Büyük güçler kendi çıkarlarına uygun düşmesi nedeniyle devletler hukukunu kendi çıkarları doğrultusundayorumlayarak diğer devletlerin iç çatışmalarına müdahaleedebilmektedirler. Bu konuya örnek olarak “insancıl müdahale” diye ortaya atılan yeni iç işlerine karışma modelini örnek gösterebiliriz.[1] Bu uygulamaya göre: birülke içinde azınlıklar veya etnik gruplarla girişilen bir çatışma eğer uluslar arası alanı, barış ve güvenliği etkiliyorsa bu olaya insancıl acıdan müdahale hakkı olduğu ileri sürülmüştür. Örneğin, Amerika, Yugoslavya’ya ve Irak’a müdahale ederken saldırısını kendi yarattığı bu kurala dayandırmıştır. Rusya’da kendi çıkarı söz konusu olduğunda Gürcistan’a müdahale ederken Gürcistan’ın Abhaz ve Ossetazınlıklara karşı giriştiği eylemleri müdahale nedeni saymıştır. Ancak hiçbir ülke Çin, Doğu Türkistanlıları ezerken böyle bir hukuk normunu akıllarına getirmemişlerdir veya getirememişlerdir.
Terörist ve gerilla savaşları için eski çağlardan beri analizler yazan kimseler olmuştur. Bunların içinde en meşhuru yazdıkları hala birçok ülkenin harp akademilerinde okunan Çinli stratejist ve askeri tarihçi Sun Tzu’nun ‘Savaş Sanatı ‘adlı kitaptır. Carl Von Clausewitz ve Lenin de terörist taktikler üzerine kitaplar yazmışlardır. Ancak terörizmin yalnızca bir askeri fenomen olmadığını, terörizmin üçte ikisinin siyasi olduğunu ilk olarak bizde Arabistanlı Lawrence olarak tanınan İngiliz casusu T.E.Lawrence ‘Aklın Yedi Sütunu” adlı kitabında dile getirmiştir. Lawrence’in söylediklerini bilerek veya bilmeyerek, Clausewitz, Sun Tsu gibi yazarlardan etkilenerek, kendisinin Çan Kay Şek ve istilacı Japon orduları karşısındaki tecrübelerinden esinlenerek Mao Tse-Tung, ondan sonra Vietnamlı devrim lideri Nguyen Giap ve Che Guevera, Carlos Marighella’nınyazılarının temelini oluşturan bir askeri –siyasi terörizm teorisi geliştirmiştir. Mao’nun ortaya koyduğu strateji tamamen silahlı güce dayanan eski devrim ve terörist stratejilerden ayrılmaktadır.
Siyasi Boyut:
Mao’ya göre askeri operasyonlar siyasal yönetime bağlı olmalıdır.’Savaş asla siyasetten ayrılmamalıdır…’
demektedir, Mao. ’Siyaset kansız bir savaş türüdür, öte yandan savaş kanlı politikadır’[2] Mao ve diğer devrimci düşünürler örgütsel yapı açısından siyasal denetimin şart olduğunu ileri sürmüşlerdir. Uygulamada başarılı terör operasyonları için kendi safları dışında siyasal bir örgütün aktif desteğinin şart olduğu ileri sürülmüştür. Bu teoriye göre bütün kırsal terör eylemleri aslında başlangıç safhasını oluşturmakta asıl güç yasal veya yasa dışı kırsal olayları destekleyecek, olaylarımahkemeler önünde savunacak bir siyasal şehir gücüne gereksinme duyulmaktadır. Latin Amerika’daki devrimci ve terör deneylerine tanınan terörist Regis Debray ‘Devrim içinde Devrim’ adlı eserinde siyasi ve askeri kanadın birbirinin ayrılmaz parçası olduğunu, bu iki yapının aslında birlikte halk ordusunu oluşturduğunu, söylemektedir. Küba deneyimi askeri ve sivil gücün tek bir adamda toplanmasının ne kadar önemli olduğunu göstermiştir.
Toplumu kendi yanlarına çekmek için terör veya devrimci hareket siyasal sahada yönetici otoritelerle rekabete girişmek
zorundadır. Birçok ayaklanma hareketinde ayaklanan taraf mahalli yönetim ağı ve paralel hükümet kurumları oluşturur. Kurulan siyasal parti ve organlar, devrimci, ayrılıkçı, terörist gruplara meşruluk sağlayarak hükümetin meşruluğunun bir kısmını kendi üzerine çeker. Mao, kurtarılmış bölgelerde devlet içinde devlet yaratmaya çalışmıştır. Aynı şekilde İrlanda’daki IRA örgütü, Sinn Feinpartisi adıyla bir yasama meclisi kurmuştur. İlk başlarda yer altında kurulan bu meclis daha sonraları İngiliz hükümetine karşı seçimlere girerek İngiliz hükümetiyle yarışmıştır.[3]1990 ortalarından sonra İngiliz Hükümeti
IRA’nın siyasi kanadının parlamentodaki temsilcisi Jerry Adams’la görüşmelere başlamıştır. Amerika, İrlanda ile İngiltere arasında arabuluculuk yapmak üzere Senator GeorgeMitchell’i göndermiştir. George Mitchell bugün İsrail-Filistin arasında arabulucu olarak çapa göstermektedir. Bu görüşmelerin başlaması için IRA bir yıl öncesinden teröryapmama sözü vermiştir. Amerika’nın baskılarına rağmen Londra IRA’nın aşırı isteklerine karşı durunca IRA içindeki sert elemanlara yakın kaynaklar IRA’nın tekrar teröre başlayacağını belirtmişlerdir (aslında IRA’nın liderleri bu sıfatı kullanmakta idiler) ve IRA tekrar teröre başlamıştır.
[4]
Uluslararası Alan:
Türkiye yirmi beş senedir kovaladığı PKK’lı teröristlere karşı başarı sağladı mı? Terör konusunda yetişmiş bu kadar uzman geçinen kimseler bir işe yaradı mı? Bu soruların cevabını ilerdeki gelişmelere göre araştırmacılar mutlaka vereceklerdir. Terör stratejisi üzerine yazanlar propaganda savaşının ülkenin sınırları dışında yapılarak destek ve içerdeki hükümet üzerinde baskı yapılmasının sağlanmasına çalışıldığını belirtiyorlar. Doğal olarak haklarının gasp edildiğini, kültürlerini yok edildiğini, ekonomik olarak ezildiklerini beril terek üzerlerindeki baskı ve acımasızlığı sergileyeceklerdir. Vietnamlı
Nguyen Giap, “..çabalar uluslararası liberal kamu oyunu yanına çekmek için yapılmalıdır…” demektedir[5] Vietnam savaşında o zaman ki Sovyetler Birliği ve Çin, Amerika ve önceleri Fransızlara karşıVietkong güçlerini desteklemiştir.Sığınma ve destek hizmetleri Laos ve Kamboçya tarafından yapılmıştır. 1946 Yunan iç savaşında Yugoslavya başkanı Tito ile Stalin arasında anlaşmazlık çıkınca Yunan Komünist güçlerinin destekleri ve Yugoslavya’ya doğru çekilmeleri sona ermiş ve Kraliyet güçleri karşısında yenilmişlerdir.
Türkiye’ye gelince 1984’de başlayan PKK terörü daha önce sona erecekken Amerika’nın Irak’ı işgali, İsrail’in Araplara karşı Kürtleri yanına alma çabası sonucu Irak’ın üç ayrı parçaya bölünmesi ve Kuzey Irak’ta ortaya çıkan otorite boşluğu Türkiye’nin şansızlığı olmuştur. NATO müttefiki Amerika’nın Ortadoğu dengeleri için Kürt kartına bel bağlaması ve 2003 yılında Irak’ı işgali Türk güvenlik güçlerinin operasyonel etkinliğini azaltmış ve çok önem verdikleri Iraklı Türkmenleri desteklenememiş ve Kerkük konusunda suskun kalınmıştır. Bölücü güçler ayrıca; 1974 Kıbrıs harekatından sonra Yunanistan’dan daha sonra Avrupalılardan ve hatta Türkiye ile sorunları olan, Suriye ve İran gibi komşulardan destek görmüşlerdir.
Öte yandan Türkiye hızla demokratikleşerek PKK dışındaki Kürt topluğundan gelen talepleri emip, ekonomik, sosyal ve siyasal çözüm üretmekte geç kalmıştır. Sonuç olarak, çok bağımlı olunan büyük devletlerin desteklediği veya göz yumduğu küçük savaşları ve terörizmi orta boy ülkelerin kendi başlarına önlemelerinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak değişen konjonktür ve Amerika’nın Irak’tan çekilmesi, Kuzey Irak bölgesinin Arap dünyası içindeki yalnızlığı Türkiye’ye avantaj sağlamış ve 2011’de Amerika çekilmesini tamamlayıncaya kadar bazı çözümlere giden yolu açmıştır. Amerika, Arap etkinliğine bırakamayacağı Kürt bölgesini Türkiye’nin ekonomik denetimi ve askeri korumasına bırakmadan önce Türkiye’nin bir takım açılımlarla kendi içindeki sorunları çözmesini istemektedir. Amerikalılara göre Türkiye kendi içindeki sorunları çözmeden Kuzey Irak bölgesinde etkin olamayacaktır. Hızlı gelişmeler beklenen ancak uzun sürecek bu yolda kimin kiminle görüşmek zorunda kalacağını daha önce vukuu bulan bu tür eylemler ve bu eylemlere katılan sol teorisyenlerin yazdıkları göstermektedir.
Örneğin, İngiltere ve İrlanda Kurtuluş Ordusu (IRA) olaylarında arabulucu Amerika olmuştur. 1963 yılındabaşlayan terörde çözüm için görüşmelere 1996’da örgüt liderleri ile başlanmış ve anlaşma olmayınca terör yeniden başlamıştır. 1998’de Belfast anlaşması örgütün silah bırakması kabul edilmiş ve gerçek silahsızlanma 2005 yılında başlamıştır. 2008 yılında yazılan bir İngiliz istihbarat raporunda IRA’nın bir bölümünün silahları bırakmadığı hala ikiİrlanda’yı birleştirme çabalarına devam ettiği yazılmaktadır.
Bütün bu gelişmeler dikkate alındığında bugün basınımızdaki yazılan ve söylenenler siyasi laf kalabalığı ve karşılıklı propagandalar olduğu anlaşılmaktadır.
(Prof. Dr. Hasan KÖNİ, SDE Yönetim Kurulu Başkanı, 7 Eylül 2009)
[1] Christine Gray, International Law and the Use of Force, Oxford University Pres,3rd. Edition, 2008, ss. 67-113.
[2] Mao Tse-Tung, Selected military Writings, Peking, ForeignLanguage Pres, 1963, ss.98-99.
[3] R. Taber, The War Of The Flea, Paladin,1970, ss.32-33.
[4] Yossef Bodansky, Negotiating With TerroristsLondon-Style’, Freeman Center’s World Terrorism: A Report.,1996.
[5] Nguyen Giap, People’s War,People’s Army, New YorkPraeger, 1962,s.62.