Dış Politika:
Başkan Obama’nın Afganistan bağlamındaki zorlukları, karşılaştığı sorunlar listesinde ön sıralardaki konumunu muhafaza etmektedir.
Siyasi ve askeri konulara ilaveten, Afganistan’daki Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçlarının bugüne kadar kesinleşememiş olması ve Karzai’nin demokratik olmanın ötesinde tartışmalı bir cumhurbaşkanlığı dönemine başlayacak olma olasılığı Obama’nın alacağı kararları daha da kritik duruma sokmaktadır.
Afganistan’daki Amerikan Kuvvetleri Komutanı General Stanley McChrystal’ın kötümser bir tablo yansıtan değerlendirme raporu ve, yılbaşında 32.000 olan asker sayısını 62.000’e yükselten Obama’nın bu sayıyı 68.000’e çıkarma planları askerlerle siyasetçiler arasında ayrışan görüşlere neden olmuştur.Kongre çevreleri asker sayısının artırılmasının istenen sonuçları beraberinde getireceği konusunda derin kuşkular içindedir.McChrystal’ın, sür’atle asker sayısının artırılmaması halinde Amerika’nın bugüne kadar yaptıklarının başarısızlıkla sonuçlanacağına ilişkin değerlendirmeleri Genel Kurmay Başkanı Mike Mullen ve Merkezi Komuta Heyeti Başkanı General David Petraeus tarafından desteklenmekte ancak sivil kesimden yeterince destek alamamaktadır.
Obama’nın beyanlarından, Afganistan’daki terörle mücadele stratejisinde kesin karar almak için beklemeyi tercih edeceği anlaşılmaktadır.Mart ayından bu yana Taliban’ın saldırıları çok daha düzenli ve etkin olmaya başlamış, Amerikan askerlerindeki kayıpların sayısı da artış göstermiştir.Obama bu durum karşısında doğru davranışın ve kararın ne olacağını bir kez daha derinlemesine düşünmek ve kamuoyunda mevcut karşıt görüşleri mümkün olduğunca birbirine yaklaştırmak zorundadır.
İçeride bunlar olurken Afganistan’da General McChrystal nüfus yoğunluğunun az olduğu ve coğrafi açıdan gidilmesi ve korunması son derece zor ve Taliban güçlerinin hücumlarına maruz bölgelerdeki ileri karakolları kapatarak, oralardaki askerleri daha büyük yerleşim merkezlerinin korunmasına yönelik hizmetlerde kullanmak üzere geri çekmek kararı almıştır.Bu karar, Afganistan Yönetimi’nin halkını korumaktaki zaafiyetini açıkça ortaya koyacağı endişesi ile, Hükümetin büyük itirazlarına yol açmıştır.
Bizim değerlendirmemiz; asker sayısını artırsa da artırmasa da uğranacak başarısızlıklar sonucunda Obama’nın yoğun bir eleştiri ile karşı karşıya kalmasının mukadder olduğu yönündedir.Obama önümüzdeki gün ve haftalarda önceliği, Türkiye dahil, dost ve müttefik ülkelerden daha fazla sayıda asker göndermelerini sağlamak gayretleri üzerinde yoğunlaştıracaktır.Ancak, bundan önceki değerlendirmelerimizde de değinildiği üzere, Obama’nın Afganistan’a ilave asker göndermeye karar vermek zorunda kalması olasılığı çok yüksektir.
Filistin-İsrail Barış Süreci:
Amerikan Yönetimi’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi George Mitchell’in bölgedeki temas ve gayretlerinin arzulanan sonucu vermemsi üzerine iş yeniden Obama’ya düşmüştür.Nitekim Barack Obama, 20 Eylül 2009 tarihinde, önce İsrail Başbakanı ve Filistin Cumhurbaşkanı ile birebir görüştükten sonra, BM Genel Kurul çalışmaları için gittiği New York’da Waldorf Astoria Oteli’nde üçlü bir doruk toplantısı tertiplemiştir.
Netanyahu, mümkün olan en kısa sürede, barış görüşmelerinin, ön koşulsuz olarak başlaması için genel bir mutabakat bulunduğunu söylemekte; Filistin Yönetimi Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise İsrail’in Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim merkezlerindeki inşaat faaliyetlerini durdurması konusunda ısrarlı olduklarını ısrarla vurgulamaktadır. Obama ise İsrail ve Filistinliler’in barış için daha fazla çaba harcamaları talebini dile getirmiş, “konuşmak yerine ileriye doğru gitmek ve mevcut kısır döngüden kurtularak nihai statü görüşmelerine başlamak gerekir” şeklinde konuşmuştur.
Her iki tarafın müzakere heyetlerini Washington’a göndermelerini de isteyen Obama’nın bu talebi doğrultusunda bu hafta içinde heyetlerin Amerika’da buluşarak 2008’den bu yana ara verilmiş bulunan müzakereleri yeniden başlatmaları beklenmektedir.
İran:
Geçen hafta içinde ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton, İran’ın nükleer programı üzerindeki karanlık noktaları bir an önce ortadan kaldırmasını ve muhalif gruplar üzerinde uyguladığı baskı ve işkencelere son vermesini talep ederek, Obama Yönetimi’nin İran ile ciddi müzakerelere hazır olduğunun bir kez daha altını çizmiştir.Clinton, “İran sür’atle karar vermelidir; ya işbirliği yolunu seçer ya da ağırlaştırılmış uluslararası yaptırımlara muhatap olur” demiştir.
İran’ın ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya ve Çin’in katılımları ile, yeniden başlatmayı kabul ettiği 1 artı 5 müzakerelerinin 1 Ekim 2009 tarihinden itibaren yeniden başlaması beklenmektedir.Bu müzakereler, uluslararası yaptırımların ağırlaştırılması yolunu açacak olması bakımından İran açısından önem taşımaktadır.
(Nüzhet Kandemir, ABD Masası)