Gözler Ermeni Açılımında
Başbakanın 10 Ekim’de imzalanabileceğini söylediği Türkiye-Ermenistan arasındaki normalleşme sürecine katkı sağlayan ve daha önce paraf edilen protokolün TBMM’de kabul edilip edilmeyeceği yeni yasama yılının başlamasıyla birlikte belli olacak. Her iki ülkede muhalefet protokolün aleyhinde kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. CHP İzmir milletvekili Canan Arıtman bu gün Azerbaycan basınına verdiği demeçte “"AKP hükümetinin Ermenistan ile protokol imzalanması ve ya iki taraflı ilişkilerin normalleşmesi için adımlar atması hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Çünkü Türkiye kanunlarına göre, imzalanan her hangi bir resmi belgenin TBMM tarafından onaylanması gerekir. Hesap ediyorum ki, imzalanan protokol TBMM tarafından onaylanmayacak “Canan Arıtmana göre “bu protokol ne Türkiye’ye ne de Azerbaycan’a yarayacak bu tamamen bölgede sıkışan Ermenistan için kaleme alınmış bir metindir”. CHP’nin resmi görüşü doğrultusunda beyanat veren Canan Arıtman protokolün meclis gündemine gelmesini engellemek için var gücüyle çalışacak milletvekillerin başında gelmektedir. Zira Arıtman, Abdullah Gül’ün Erivan’a maça gitmesine karşı yıkıcı bir muhalefet yaptığı bilinmektedir. (Tıkla-1)
Bununla birlikte iki ülke arasındaki sınırların açılmasını öngören protokolün Türkiye tarafından kabul edilmesi için Ermenistan`ın hangi kritik adımları atması gerekiyor? Normalleşmeye Erivan`ın mı yoksa Ankara`nın mı daha çok ihtiyacı var? İşte Ankara - Erivan ve Bakü hattında yeni bir dönemin başlangıcı anlamına gelen protokolün ayrıntıları 1 Ekim`de başlayacak olan yeni yasama yılı öncesinde gözler bir kez daha Ermenistan ile Türkiye arasındaki normalleşme sürecine çevrildi. Yeni dönemde daha önce iki ülke arasında paraf edilen yani imzalanması içim mutabık kalınan tarihi protokolün devreye girip girmeyeceği belli olacak. Peki protokol neden bu tarihte Meclis`e getirilmek isteniyor? Amaç iki ülke arasında Erivan`da oynanan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül`ün de izlediği futbol maçı sayesinde daha da hızlanan normalleşme sürecinin rövanş maçı öncesinde iyice pekiştirilmesi. Ancak tabi ki bu simgesel bir hamle olacak. Zira protokolün Meclis`ten geçmesi için Karabağ kilidini açacak olan anahtarın Erivan`dan Ankara`ya uzatılması beklenecek. Bu noktadaki öngörüler ise Ermenistan`ın mutlaka geri adım atacağı yönünde. Nedeni ise oldukça açık. Ermenistan muhalefetinin sert direnci. 31 Ağustostan bu yana şaşkınlığını ve acemiliğini üstünden atan Ermenistan muhalefeti kitlesel eylemler yapamasa da kamuoyunun dikkatini üzerine çekebilecek eylemlerden de geri durmuyor. (Tıkla-2) Ancak tarih tekerrürden ibarettir deyimi akıllara da gelmiyor değil. Şüphesiz sürecin akıbetinin ne olacağına dair meraklı bekleyiş yalnızca Erivan, Ankara ve Bakü ile sınırlı değil. Kafkas Coğrafyası`nda yıllardır aynı senaryo eşliğinde sahnelenen bu gerilim filminin mutlu sonla mı biteceği yoksa kangrenin daha da mı derinleşeceği tüm dünya başkentlerinden yakından takip edilecek olması sorunu daha da karmaşık kılmaktadır. Her şeye rağmen bu Ermenistan için bir şans ve bu şansın kazası, tekrarı yok. Ermenistan normalleşme sürecini hızlı adımlarla geçip “sorunlu devlet” olmaktan çıkıp “sorumlu devlet” olmak zorundadır. Bu Ermenistan’ın bölgede son şansıdır.
(Dr. Hasan Oktay, Stratejik Düşünce Enstitüsü, Kafkasya Masası, Kıdemli Araştırmacı, 28.09.2009)