ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » OrtadoğuGeri Dön «

Gelişmekte Olan Irak-Türkiye İlişkileri Ve Türkmenler

10.11.2009 11:22:48

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkmenlerin, geçmiş seneler içinde yaşadıkları baskılar ve geçirdikleri travmalar nedeniyle sergiledikleri geçici zaaflar; bölgedeki önemli konumlarından hiçbir şey kaybettirmeyecek ve bölgede devamlı denge unsuru olarak konumlarını koruyacaklardır.

 

Gelişmekte Olan Irak-Türkiye İlişkileri Ve Türkmenler
 
Irak'ta yakın gelecekte neler olacak, Irak önümüzdeki aylarda nelere gebedir?
 
ABD; Iraktan çekileceğim diyor. Gerçekten çekilecek mi?
 
Irak’ın bütün bölgelerinde ortalığı kasıp kavuran terör olayları her gün yüzlerce cana mal olmaktadır. Ekonomik hasar ve tahribat had safhada. Terör olayları azalacak mı, yoksa tırmanacak mı?
 
16 Ocak 2010 yılında Irak genel seçime hazırlanıyor. Seçimler Irak halkına ne vaad ediyor?
 
Bu sorulara; kendi çapında çok ciddi problemleri içeren daha yüzlercesi eklenerek Irak'ın ne denli çıkmazlar içinde olduğunu görmek mümkün.
 
Yıllarca savaş yorgunu olan Irak; bir yandan yaralarını sarmaya çalışırken, öte yandan toparlanmaya çalışıyor.
 
Eski rejimin yıkılmasından günümüze 6 yıl geçmesine rağmen Irak halkı hala işsizlik ve geçim sıkıntısı çekmektedir.  Belediye hizmetleri ülkenin bir çok yerinde yarım yamalak bir şekilde yerine getirilmeye çalışılmaktadır. Elektrik ve su ihtiyacı her gün ancak bir kaç saat halka servis edilmektedir. Temel sağlık hizmetleri asgari düzeyde olduğundan dolayı ihtiyaca cevap verecek durumda değil. Birçok hastalık tedavi edilememektedir. Cerrahi girişim gerektiren önemli vakaların çoğu Türkiye, İran, Ürdün ve diğer komşu ülkelere sevk edilmektedir. Petrol zengini Irak’ta gaz ve benzin gibi temel yakıt ürünleri eskiye nazaran pahalı ve sınırlıdır. Eğitim her seviyede gerilemiş, mevcut olanlar çok zayıf durumdadır.
 
Eski Irak yöneticilerinin saldırgan politikaları, komşu ülkelere düşmanca yaklaşımları, ülkeyi felakete sürükledi. Bütün stratejilerini savaşa endeksleyerek Irak’ı bilinçsizce yöneten Baas Partililer ülkeyi silah deposuna çevirdiler. Saddam yönetiminin 1980 yılında İran’la sekiz yıllık savaşa girişmesi, 1990 yılında da Kuveyt’i işgal etmesi ülkeyi adım adım felakete sürüklemiş oldu. Irak’ın Kuveyt’i işgalinden sonra BM yaptırımı olarak Irak’a uygulanan ambargo; zaten tamamına yakını tahrip olan ülkenin alt yapısını, 2003’te ABD’nin Irak’ı işgali ile adeta imha olma noktasına getirmiş oldu.
 
Demokrasi ve özgürlük vaadi ile Irak’ı kurtarmaya gelen ABD; ne yazık ki, Irak halkına beraberinde kan ve gözyaşı getirmiş oldu. ABD askerlerinin; halka uyguladığı saldırılar masum insanların katledilmesi ve keyfi tutuklamalar halkı canından bezdirmiş ve hayal kırıklığına uğramasına sebep olmuştur. Öte yanda halkın belli kesimlerini yanlarına alarak diğerlerine karşı kullanmaları ve adeta saldırtmaları haksız davranmaları etnik guruplar içinde birilerini diğerlerine üstün kılmaları büyük haksızlıklara sebep olmuş toplum içinde güvensizliğe neden olmuştur. Ülke zaman zaman mezhepler arası iç savaş yaşamış. Binlerce insan hayatını kaybetmiş. Şehirler ve bölgeler mezhep yapısına göre bölünme durumuna gelmiş. Aynı mezhebe mensup grupların birbirleri ile acımasızca çatışmaları, karşılıklı olarak insanları kaçırıp öldürmeleri her gün yaşanan olaylar haline gelmiştir.
 
ABD, Irak’ı işgal ettiği günden beri anarşi giderek tırmanmaya devam ediyor. İntihar saldırıları ve patlamalar, ayni şiddette her gün ve her bölgede vuku bulmaktadır. Bu yüzünden bir milyondan fazla ölü, bir o kadar da vatandaş sakat kalmış, milyonlarca dul kadın çaresizlik ve imkansızlıklar içinde kendini ve çocuklarını kurtarmaya çalışmaktadır. Dört milyon vatandaş ülkeyi kasıp kavuran anarşi ve terör yüzünden komşu ülkelere sığınmış, bir milyon vatandaş da ülke içinde göçmen durumuna düşmüştür.
 
Her biri başlı başına dev bir problem haline gelen bu sorunların çözülmesi şüphesiz; yeniden yapılanmakta olan Irak devletinin yanı sıra iktidarlarının ve halklarının ortaklaşa işbirliğini gerektiriyor. Ne var ki; Irak’ın bu aşamada tek başına bu sorunların üstesinden gelmesini beklemek bir hayli iyimser olmayı gerektiriyor. Savaşların ve işgalin Irak toplumunda doğurduğu ekonomik, sosyolojik ve psikolojik tahribat ve erozyonun onarılması ve toplumun rehabilite edilerek tekrar ayakta durmasını sağlamak büyük güç ve işbirliği gerektiriyor.
 
Irak’ın yeniden imarı ve yapılanmasında komşu ülkelerin katkıda bulunmaları büyük önem arz etmektedir. Irak’ın istikrarı ve demokratikleşmesi başta Türkiye olmak üzere bütün komşu ülkeleri çok yakından ilgilendirmektedir. Son otuz yıl içinde Irak’ın kuzeyinde yaşanan otorite boşluğunun faturası en çok Türkiye’yi etkilemiştir.
 
Irak, Türkiye için önemli olduğu kadar, Türkiye de Irak için ihmal edilemeyecek kadar önemlidir. Her iki ülkenin halde ve gelecekteki çıkarları, her sahada uyumlu ve verimli bir işbirliği içinde olmalarını gerektirmektedir.
 
Türkiye ve Irak'ın dostça bir işbirliği içinde olmaları, Türkiye’nin güneydoğusunu, Irak'ın da kuzeyini ve dolayısı ile her iki ülkenin bütününü güvence altına alacaktır. Irak’ta ve bölgede istikrar ve barış ortamının kalıcı bir şekilde sağlanması ve korunması için, her iki devletinde milletlerarası hukuka göre belirlenmiş sınırlar içinde toprak bütünlüğünün korunmasıdır. Ayrıca; Irak içinde yaşayan bütün etnik toplulukların eşit bir şekilde anayasal haklardan yararlanması huzurun korunmasında önem arz etmektedir. Irak’ın 2005 yılında referandumla kabul edilen anayasasına göre, ülkede federasyon sistemi kabul edilmiştir. Bilindiği gibi;   Kürtler Irak’ın kuzeyinde Kürt Federe Yönetimini kurmuşlar ve bu haktan azami bir şekilde yararlanmaktadırlar. Bu noktadan hareketle Türkmenlerin de kendi bölgelerinde aynı haklardan yararlanmaları sağlanmalıdır. Bu hususta Türkiye Cumhuriyeti devleti diplomatik yollarla önemli girişimlerde bulunabilir.
 
Türkiye ve Irak'ın yüksek menfaatleri ve Irak'ta yaşayan halkların gelecekteki mutlulukları, Türkiye ile Irak'ın her alanda mümkün olabilen en üst seviyede işbirliği ve yakınlaşma içinde olmalarını gerektirmektedir.
 
İki ülke arasında ki ilişkiler 2008 yılı itibarı ile karşılıklı olarak Cumhurbaşkanları ve Başbakanlar düzeyinde gerçekleşmiş olması her iki tarafta güven artışı ile sonuçlanmıştır.
 
Temmuz 2008 itibarı ile Bağdat’ı ziyaret eden Erdoğan’ın Maliki ile imzaladığı anlaşmaya göre ekonomik ve siyasi işbirliğini güçlendirmek için bir üst konseyin kurulması; iki ülke terörizmle mücadele ve herhangi bir tehdit karşısında Irak’ın egemenliğine saygıyı, birbirlerinin içişlerine müdahale etmemeyi, sınırlara saygıyı taahhüt eden Irak-Türkiye Stratejik İşbirliği Anlaşması’nın imzalanması, 18 yıl sonra Irak’ı ziyaret eden ilk Türkiye Başbakanı olması çok önem arz eden bir olaydı.
 
Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği konseyi anlaşması, Irak ile Türkiye arasında çok boyutlu ve birçok alanda siyasi, ekonomik işbirliği için temel oluşturmakla kalmıyor aynı zamanda Türkiye’nin Irak’ın yapılanmasında söz sahibi olacağı işaretlerini de vermektedir. Türkiye bu atılımı ve girişimi ile bölgede liderliğe en yakın ve güçlü aday olarak görülmektedir.
 
Bütün bu gelişmeler hem Irak merkezi yönetimi hem de Irak halkı tarafından olumlu bir şekilde ve sempati ile karşılanmaktadır. Irak halkı Türkiye’ye her yönüyle özenerek bakmaktadır. Türkiye; gelişen ekonomisi, uygar dünyaya ayak uydurması, büyüklüğü ve yaşam standardı ile Ortadoğu ülkeleri tarafından model olarak alınacak bir ülke konumundadır.
 
Türkiye’nin öteden beri merkezi yönetimle yürüttüğü yapıcı ilişkiler meyvelerini vermeye başlamıştır. Öte yandan; yakında Erbil’de Türk konsolosluğunun hizmete gireceğinin açıklanması, Türkiye-Kuzey Irak Kürt Yönetimi ilişkilerinde de bahar havası yaşandığı izlenimini vermektedir.
 
Türkiye; her fırsatta, Irakta yaşayan bütün etnik gurup ve mezheplere eşit mesafede olduğunu dile getirmektedir. Türkiye’nin Kürt yönetimi ile geliştirdiği ilişkiler sonucunda, Türkiye tarafından Kürt’lere ve bölgelerine yapılan katkı ve paylaşım ölçüsünde, Türkmenlere ve yaşadıkları bölgelere de ayni şekilde yansıması beklenmektedir. Türkmenlere de en az Irak’taki diğer etnik topluluklar kadar ilgi gösterilmesi gerekir. Türkmenlerin, geçmiş seneler içinde yaşadıkları baskılar ve geçirdikleri travmalar nedeniyle sergiledikleri geçici zaaflar; bölgedeki önemli konumlarından hiçbir şey kaybettirmeyecek ve bölgede devamlı denge unsuru olarak konumlarını koruyacaklardır.
 
(Dr. Muzaffer ARSLAN, SDE Başkan Danışmanı, 23.10.2009)
 
Anahtar Sözcükler:
Irak - Türkiye İlişkileri, Irak- Türkiye Stratejik İşbirliği Anlaşması, Türkiye- Türkmen İlişkileri, Türkiye- Kuzey Irak Kürt Yönetimi, Erbil-Türk Konsolosluğu
 



ORTADOĞU KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya