Sarkisyan-Karabağ-Muhalefet
Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan seçildiği ilk günden beri muhalefet ile mücadele etmektedir. Ermenistan’ın sosyoekonomik durumu zayıflamakta, demokrasi ve insan hakları zafiyeti artmakta ve bu nedenlerle geleceğe umutla bakabilen bir devlet olma aşamasına geçememektedir. Azerbaycan ile devam eden fiili savaş hali, en son Gürcistan hadiseleri bölgede hayatı etkilediği gibi Ermenistan’ın devletleşme sürecine de olumsuz tesir yapmaktadır. Dünyayı saran ve sarsan ekonomik buhran bu olumsuz şartlarda eklenince Ermenistan için gelecek günlerin çok daha zor olacağının sinyallerini veriyordu. Bu atmosferde Cumhurbaşkanı seçilen Serj Sarkisyan, Türkiye faktörünü büyük bir riski göze alarak açmak zorunda kaldı. Sarkisyan gelişen siyasal konjonktürü değerlendirebilmek için Moskova temasları esnasında “Futbol diplomasisi” olarak tarihe geçecek açılım için harekete geçti ve Abdullah Gül’ü -gelmeyeceği varsayımından hareketle- Erivan’a davet etti. Beklenen olmadı ve Abdullah Gül Erivan’a maç izlemeye gitmesi Gürcistan olayları sonucu iyice gerilen Kafkasya’da yeni bir dönemin başlamasının önü açmış oldu. Sarkisyan oynanan maçtan sonra bu geçici bahar havası etkisini kaybetmekte olduğunu anladığında artık yapılabilecek bir şeylerin olabileceğini hesap ederek harekete geçti. Şimdi sıra Bursa’da oynanacak maça gelmiş ve Ermenistan’da ciddi manada kıpırdanmalar başlamıştı. Petrosyan’ın başlattığı muhalefet hareketine Taşnak Partisi de katılınca Sarkisyan Bursa’da oynanacak maça gelmeyeceğini gelmesi için sınırların açılması gerektiğini şart olarak öne sürdü. Bu gelişme biraz olsun Sarkisyan’ı rahatlatacaktı. 31 Ağustos akşamı açıklanan protokol dünya kamuoyuna acil anonsuyla düşünce hem Ermenistan ve hem de Türk kamuoyu şaşkınlık geçirdi. Öyle ki 2 Eylül’de Taşnak Partisi büyük bir miting yapma izni koparmış ve hatta aynı gün Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ilan edişinin yıl dönümüydü. Taşnakçılar havayı lehlerine çevirerek Sarkisyan’ı sıkıştıracaklar, hatta Taşnakçıların hesabına göre Cumhurbaşkanlığından istifa bile ettirebileceklerdi. Fakat beklenen olmadı ve Taşnak hareketi sadece iki bin kişilik bir katılımla miting yapabildi.
Karabağ’ın kuruluş yıldönümü bile halkı Taşnak hareketine yöneltememişti. Üzerinde durulması gereken Karabağ etkinliklerinde yapılan konuşmaların adeta veda niteliği taşımasıdır. Ermenistan’ın artık Karabağ’ı taşıyacak gücü ve kudreti kalmamıştır. Karabağ her geçen gün gücünü artıran Azerbaycan için vazgeçilemez bir pozisyonda olduğundan bölgede dengeler aleyhinde gelişen Ermenistan için ise artık bu yükü kaldıramama pozisyonuna dönüşmüştür. Her ne kadar protokolde Karabağ’a açıktan atıf yoksa da yapılacak görüşmelerin ana noktasını oluşturacağı anlaşılan Karabağ’ın statüsü pek yakında aydınlığa kavuşacağa benzemektedir. Bu barış veya savaş yoluyla ama bir şekilde yoluna gireceği uluslar arası platformlarda konuşulmaktadır. Zira Karabağ için kritik dönem Ekim ayının 5-7 günlerinde cereyan edecek Bağımsız Devletler Topluluğunun Moldova’daki toplantısıdır. Burada Aliyev ve Sarkisyan bir görüşme yapacaklar ve Karabağ hakkında nihai karar aşamasına gelineceği beklenmektedir.
Bu gelişmeler Ermenistan’da mevcut durumu da değiştirecek ve Ermenistan “sorunlu devlet” olmaktan çıkıp bölgede “sorumlu devlet” olma sürecine girecektir. Bu sürecin zorlu bir süreç olacağı açıktır. Ermenistan’da muhalefet statükonun temsilcisi olarak her geçen gün dozajı artan eylemleri sürdürmekte, hatta Taşnak Partisi adeta Sarkisyan ile yarış yapmaktadır. Sarkisyan basını bilgilendirme toplantıları yaparken Taşnak örgütlemesiyle dünyanın birçok yerinde kampanyalar düzenlenmektedir. Sarkisyan, Karakin ile görüşüp onun desteğini almaya çalışırken Taşnak Partisi ise Beyrut/Sis Ermeni Patrikliğini desteğini almaya çalışmaktadır. Sarkisyan Ekim ayının ilk haftasında diyasporayı bilgilendirmek için geziye çıkarken Taşnak Partisi de buna benzer bir gezi düzenlemeyi planlamaktadır. Muhalefer her ne kadar birlikte bir görüntü ve eylem gerçekleştirmese (Tıkla-1) de Sarkisyan’a karşı farklı eylemler geliştirmektedir. Petrosyan, Miras Partisi, Ermenistan“Miatsum” milli girişim grubu ve birçok sivil toplum örgütü Protokole karşı çıkarak statükonun devamından yana tavır koymaktalar. Ermenistan’da bu değişimin yaşanacağı belli iken toplumsal desteğin artırılması için bölgede çeşitli çalışmalar yapmak gerekmektedir. Azerbaycan, Ermenistan ilişkilerinin zamana yayılarak düzelmesi ve bu durumun Türkiye’ye yansımaları gelecek günlerde hissedilecektir. Türkiye bölgesel güç olmuştur ve gücünü her geçen gün artıracaktır. Ermenistan komşularıyla olan ilişkilerinin düzelterek bölgede varlığını devam ettirebilecektir.
(Dr. Hasan Oktay. SDE, Kafkasya Masası, KıdemliAraştırmacı,26.09.2009)