ENGLISH
08.02.2012
Ana Sayfa » KafkasyaGeri Dön «

ABD-Rusya'nın Kafkasya Politikaları

10.11.2009 10:44:13

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

George W. Bush döneminin bitmesi ve yeni Başkan Obama ile uluslar arası ilişkilerde yumuşak ilişkilere geçiş için hamlelerin yapıldığı bir döneme girildiği görülüyor.

ABD-Rusya'nın Kafkasya Politikaları
 

George W. Bush döneminin bitmesi ve yeni Başkan Obama ile uluslar arası ilişkilerde yumuşak ilişkilere geçiş için hamlelerin yapıldığı bir döneme girildiği görülüyor. Başkan Obama danışmanlarının ve düşünce kuruluşlarının tavsiyelerine uyarak ilk dış gezisini Türkiye’ye yaptı. Türkiye üzerinden Müslüman dünyasına barış mesajları verdi. Barış mesajlarının bazıları Türkiye’yi ilgilendiriyordu. Burada üzerinde duracağımız mesaj [1]Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerinin normalleştirilmesi ve Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi şeklindeydi. Kendi ülkesinde Ermeni lobisine daha önce verdiği sözü tutacağını belirten tavrını ortaya koyarak Ermeni sorunu konusunda fikirlerinin değişmediğini belirtti. Cumhurbaşkanımızın futbol milli takımları için Ermenistan’a yaptığı ziyaretin ardından Obama’nın 24 Nisan konuşmasından hemen önce Cenevre’de Türkiye ile Ermenistan arasında yapılan gizli görüşmeler ortaya çıktı ve Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır kapılarının açılması konusunda  yani ilişkilerin normalleşmesi ile ilgili haberler basınımızda yer aldı. Güya bu olumlu gelişmeler sonucu, Başkan Obama 24 Nisan konuşmasında “büyük felaketten” bahsetti ama soykırım lafını kullanmadı. Cenevre görüşmeleri Azerbaycan’ı kızdırdı ve Rusya ile stratejik ortaklık görüşmelerine sürükledi. Türkiye ise “büyük felaket” lafından” hoşlanmadı. Nabucco projesi hazırlanırken Azerbaycan’ın kaybından ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin tavrından çekindi. Ermenistan’daki ve diasporadaki Taşnak grupları “soykırım” kelimesi  söylenmediği için  hayal kırıklığına uğradılar ve Ermeni parlamentosundaki Taşnak milletvekilleri istifa ettiler. Rusya bu gelişmeleri memnunlukla izledi. Bir defa daha Güney Kafkasları  kendi yanına çekmeyi başarmıştı. Acaba bu gelişmeler konusunda Türkiye’nin tutumunu eleştiren yazarlar Karabağ ile ilgili gerçekleri biliyorlar mıydı?
 
Ermeni sorunu, Karabağ olayları ve Terör konusundaki gerçek gelişmeleri Sorbonne Üniversitesinde bu konuda 1140 sayfalık bir doktora tezi yazmış olan Gaidz Minassian’ın 273 sayfalık tezinin özeti olarak basılmış “Savaş ve Ermeni Terörleri “adlı kitabında bulduk. Minassian öncelikle Ermeni davası anlamına gelen “haidatismi” açıklıyor. Yazara göre Ermeni sosyolojisinde haidatism normları fikirleri, değerleri ve mitleriyle bir sistem oluşturuyor. Bu ulusal sistem tarihsel Ermeni toprakları üzerinde yeni bir Ermenistan ve yeni bir Ermeni milleti yaratmak demek oluyor. Ermeniliğin sembolü olan haidatism gerçek dünyanın sertlikleriyle mücadeleye ve etnik olarak ortadan kaybolmaya psikozundan doğan bir mücadele türü. Ancak, Lozan Konferansından sonra Daşnakların bu mücadelesi donuyor. 1934 yılında Başbakan İnönü’nün Iğdır üzerinden Ermenistan’ı ziyaret ettiği görülüyor ve kendisi Ermenistan Başbakanı tarafından gayet iyi karşılanıyor.1936 yılında Rusya’ya bağlı bir federe devlet olan Ermenistan’da Stalin’in emriyle haidatismin tasfiyesine gidiliyor, bu konuda direnen dini, intelektüel ve siyasi liderler ortadan kaldırılıyor.[2]
 
O halde ne oluyorda  Ermeni milliyetçiliği yeniden bütün gücüyle ortaya çıkıyor? Minassian’a göre; 1956 İsrail-Mısır savaşından sonra Ortadoğu’ya yerleşmeye başlayan Rusya, Türkiye’nin Amerika’nın yanında yer alarak Suriye’yi sıkıştırması karşılık Türkiye’yi sıkıştırmak istiyor. Kızıl Ordu subayları 1957 yılında İran’da H.Maroukian ve Irak’ta Papken Papazian ile ilişkiye geçerek Devrimci Ermeni Federasyonunun (Daşnaklar) Batılı ülkelerin yanından ayrılarak kendilerine şu sözleri veriyorlar: a) YukarıKarabağ’ı Ermenistan’a bağlamak ve b) 1915 felaketini uluslararası düzeyde soykırım olarak tanıtmak .Haidatismi tekrar canlandırmak isteyen Taşnak liderler bu önerileri kabul ediyorlar.Moskova’nın ikili oyunlar oynamasına ve Ermeni hareketini denetimi altında tutmak için yeni önlemler almasına karşılık,Maroukian ve Papazian işe koyuluyorlar. Taşnaklar, “rejimler geçer Ermeni kalır” sloganı altında Ermenistan  Devletini kendi ortakları ve yandaşları olarak görmüyorlar.
 
Taşnak milliyetçi hareketinin yönlendirildiği yer Lübnan ve merkez ise Beyrut.1959 yılında Taşnakpara fonları bu ülkede oluşturulmuştur. Partizan basın ve kitle örgütlenmeleri geliştirilmeye başlanmıştır. Sovyetler, Taşnaklara verdikleri sözü tutarak Devlet Başkanı Nikita Kruşçev  döneminde Yukarı Karabağ’ın Ermenileştirilmesi amacıyla Taşnak olmayan grupların Sovyetler Birliği lideriyle görüşerek diasporadan bu bölgeye göçlerin yapılmasını kararlaştırmışlardır. Oysa, Rusya daha önce aldığı bir kararla 1947 yılından itibaren anavatana dönmelerini yasakladığı  Taşnaklara geri gelmeleri için yeşil ışık yakmıştır.
 
Uluslar arası ilişkilerdeki hızlı gelişmeler Ermeni davasını zaman zaman durgunluğa sokmuştur.1962 yılında Amerikan Başkanı Kennedy’nin Küba’da bulunan Sovyet füzeleri karşılığında Türkiye’de bulunan Jüpiter füzelerini geri çekmeyi teklif etmesi ve Türkiye üzerinden yapılan pazarlıklar Türkiye’yi rahatsız etmiştir.1964 yılında meydana gelen Kıbrıs olayları ve Amerikan Başkanı Johnson’un adıyla anılan meşhur Johnson mektubu Türkiye ile Amerika’nın arası açınca, Türkiye 1965 yılında Nato’nun çok taraflı gücüne katılmaktan kaçınmış ve Johnson hükümeti Türkiye’ye baskı uygulamak almacıyla Ermeni sorununu 1968 yılında Amerikan Kongresinin önüne getirmiştir.[3]Türkiye –Amerika arasındaki bu gelişmeler Sovyetleri Türkiye’ye yakınlaştırınca Ermeni hareketinin Rusya tarafından desteklenmesi bir süre askıya alınmıştır. Bugelişmeye rağmen Maroukyan ve Papazian, Sovyetlerle ilişkilerine devam ederek 1965 yılında, inandıkları “soykırımın” 5o. yılının anılması için, Lübnan’da büyük törenler yapılmasını sağlamışlar ve  Ermeni çetelerinin liderlerinin Osmanlı hükümeti tarafından İstanbul’da tutuklandıklarız 24 Nisan 1915 günü soykırımın başlangıcı olarak kabul edilmiştir.1969 yılında eski  Taşnak yöneticilerinden Sassuni Erivan’da bir kahraman olarak karşılanmıştır.Türkiye ile ilişkileri gelişen Moskova olayları çözebilmek amacıyla ,ortaçağlarda Ermenistan’ın başkenti olan Ani’nin Akaba dağlarında bulunan iki Azeri köyüyle değiş tokuş edilmesini Ankara’ya önermiştir.Ankara’nın cevabının olumsuz olduğunu anlıyoruz.
 
Ermeni hareketinin yön değiştirdiği anlar bulunmaktadır. Örneğin, Daşnak hareketi antisovyetik tutumundan üçüncü dünyacı bir tarafsızlığa yönelirken Daşnak küresel yönetimi Amerikancı bir kadronun eline geçmiştir. Maroukian ve Papazian’ın 1963’de Küresel Büro’ya seçilmeleri Taşnak hareketi içinde sağ-sol dengesini sağlamıştır.
 
Ermeni diasporasını, özellikle Lübnan’da bulunan diasporayı etkileyerek Türkiye’ye karşı terör hareketlerini başlatan gelişmeler veya teröre yol açacak olan üçüncü boyut 1967 Arab-İsrail savaşıyla belirlenmiştir.1968’de  Arapların uçak kaçırarak terör hareketlerine başlamaları. Lübnan’a İsrail’in yaptığı müdahaleler Daşnak gençliğini Filistinlilerin yanına itmiştir. Lübnan’daki Ermeni grupları  Hıristiyan Arap George Habbaş’ın etkisine girmişlerdir. George Habbaş’ın desteği ve yardımıyla ASALA (Ermenistan’ın Kurtuluşu İçin Gizli Ermeni Ordusu)kurulmuştur. Grubun başına yardımcısı Agop Agopyan  diye anılan bir Taşnağı getirmiştir. Maroukyan ajanlarını içerde bıkarak bu gruptan uzaklaşma gereği duymuştur.


1972’de kurulan Amerikan Ermeni Asamblesi’nin soykırımı Amerikan siyasi sahnesine çıkarması başarısız kalması ve Türkiye’nin 1915  olaylarını reddetmesiyle Türk diplomatlara karşı terör eylemleri Kaliforniya’da 1972 yılında iki Türk diplomatının öldürülmesi üzerine başlamıştır.Minassian’ın tek bir kaynağa dayandırarak yazdığına  göre 25 Ocak 1974’de Viyana’da Willy Brand,Bülent Ecevit,François Mitterand ve H.Maroukyan arasında görüşmeler olmuş Fransa ve Almanya Ecevit’e soykırımın tanınması için Ermenilerle diyaloga girilmesi önerisinde bulunmuşlardır.[4]Gerilimli geçen görüşmelerde Ecevit’in her hangi bir taviz vermemesine karşılık olarak Maroukyan durumun kötüye gideceği konusunda Ecevit’i uyarmıştır.Hemen 1975 yılında Viyana ve Paris’te diplomatlarımız saldırıya uğrayarak öldürülmüşlerdir.Ermeni Adalet Komandolarından ve ASALA’dan başlıyarak on beş civarında Ermeni terör örgütü Türk diplomatlarını ve Türkiye’yi 1985’e kadar terörize etmişledir.ASALA Türk diplomatlarını NATO ülkelerinde vurarak  NATO’nun zayıflığını göstermek istemiştir.Adalet komandoları ise sosyalist blokta faaliyet göstermiş hatta 1977’de Moskova metrosunu bile bombalamıştır.
 
François Mitterand’la görüşebilen Taşnak yöneticilerinin aralarında da kavgalar bulunmaktadır.Kendi aralarında yapılan temizlik eylemlerinden sonra 1972-1977 yılları arasında Fransa’da gelişen örgütler şunlar olmuştur:aşırı solda Ara Toranian başında bulunduğu,ASALA’nın bir kolu olan Ermeni Özgürlük Hareketi; solda Christian Der Stepan’ın başkanlığında Fransız-Ermeni dayanışması Örgütü; Kegham Kevogian’ın başında bulunduğu,daha az siyasete bulaşmış olan Toprak ve Kültür hareketi.Devrimci Ermeni Federasyonunun otuz kadar ülkede örgütlendiği  bilinse bile asıl örgütlenmeler:Fransa,Amerika,Lübnan ve İran’da olmuş Rusya olayları kısmen denetiminde tutmuştur. Ermeni Devrimci Federasyonu 1977-80 yılları arasında Suriye ve Lübnan arasındaki çatışmalarda  da karışmıştır. Ruslar, Daşnaklara Kıbrıs üzerinden silah yollamışlardır.[5]Durum bu şekilde gelişirken Türkiye’ye karşı girişilen terör eylemlere nasıl durabilmiştir. Burada iki gelişme önemli rol oynamıştır. Birincisi, Ermeni Devrimci Federasyonu ile uyuşmazlıkları olan ASALA’nın Lübnan’ın İsrail tarafından işgaline karşı çıkarak Fransız ve Amerikan askerlerine karşı Beyrut’ta girişilen kamyonlu saldırılarda rol alması ve bu saldırılarda  239 Amerikan ve 58 Fransız askeri öldürülmesi. Bu gelişmelere ek olarak Fransız istihbaratı Fransa içindeki Türkiye’ye karşı yapılacak eylemlerin Suriye desteğinde, gerçekte Lübnan’da bulunan Fransa’yı rahatsız etmek için yapılacağını tespit etmiştir. Orly Havaalanında Türk Hava Yollarına konan bomba sonucu Orly havaalanında katliam olunca Ermeni Devrimci Federasyonu ASALA’yı ve olayı kınamış ve Fransa, Türkiye’den ilk defa kendi  uzmanlarını Creteuil’deki ağır ceza mahkemesine göndermesini istemiştir.İkinci olay,İzlanda’nın başkenti olan Reykavick’te Amerikan Başkanı Reagan ve Sovyet lideri Gorbaçev’in görüşmeleri sonucunda Rus liderin Glasnost ve Perestroika’yı ilan etmesi ve soğuk savaşın sona erdiğini müjdelemesi.
 
Minassian’a göre bundan sonraki dönem  söz verildiği gibi Taşnakların Yukarı Karabağ’a yerleşerek topraklarını genişletme dönemi olmuştur. Zaten, Ermeni Devrimci Federasyonuna göre:’büyük devletler için Ermeni sorunu önemli bir faktör oluşturmadıkça,Ermeni soykırımı için siyasal bir çözüm beklemek ve bu hususta bir insiyatife girişmek beyhudedir.Uzun dönemli bir haidatismi geliştirecek bir mücadeleye girmek daha önemlidir.’[6] 7 Ocak 1988 içinde üç Taşnak’ın bulunduğu bir Yukarı Karabağ Komisyonu Moskova’da bu otonom bölgenin Ermenistan’a bağlanmasını görüşmek üzere kabul edilmişlerdir.Üçüncü bir ziyaret gene bir Yukarı Karabağ temsil heyeti tarafından Komünist Partinin etnikler arası ilişkiler alt-komisyonuna yapılmıştır.Bu toplantıda Karabağlı Taşnaklara  kendilerini büyük ve kırmızı bir ümidin beklediği söylenmiştir.Bu görüşmelerin
Hemen arkasından Karabağ’da Ermeni gösterileri başlamıştır. Bundan sonraki gelişmeler güncel olarak herkes tarafından bilinmektedir.
 
Sonuç
 
1957 yılından 1988 yılına kadar gelişmeler bu şekilde olmuştur. Ermeni aşırı milliyetçilerinin, dünya’daki diğer milliyetçiler gibi istekleri hayalleri ve korkuları olmuştur, olacaktır. Gaidz Minassian’ın büyük bir çaba vererek yarattığı eserini okuyunca uluslar arası gelişmeler karşısında  rol çalmanın  küçük ve orta boy devletlerin elinde olmadığı görülmektedir. Günümüzde, Ermenistan ve Türkiye aralarındaki sorunları çözseler, Güney Kafkasları kaybetmemek için şimdiye kadar çeşitli oyunlar oynayan Rusya bu gelişmeye izin verecek midir? Rusya kendisinin dışında Batı ülkelerine enerji yollarının açılmasını kabul edebilir mi?Bu soruları sormamızın nedeni Rusya’nın Ermenistan’ın silahlanmasını İran üzerinden yapmasıdır.Rusya ,Ermenistan’ı herhangi bir çatışma karşısında güçlendirmeye devam etmektedir. Putin’in Türkiye ziyareti sırasında Rusya bir Amerikan projesi olan Nabucco’ya açıkça karşı çıkmış bu durum Türk basınında göz ardı edilmiştir. Türkiye, Rusya Azerbaycan ve Ermenistan yakınlaşması, yeni enerji yolları İran’ın bu enerji hattına katılmasına, Türkiye’nin izin verdiği ‘Güney Akım projesine, Rusya’nın Türkiye’de Nükleer santral yapmasına Amerika ne der? Amerika bu konularda sessizliğini koruyup suskun mu duruyor? Yoksa yeni gelişmeler olacak mı? Afganistan ve Pakistan’daki çatışmalar Kafkaslara sıçrar mı? Rusya Gürcistan’ın, Ukrayna’nın NATO’ya girmesini kabul edebilir mi? O halde, Cenevre’de yapılan Ermeni-Türk görüşmelerinin neyi nasıl çözeceği düşünülüyordu? Acaba, Amerika-Rusya anlaşıp Kafkasları  barış ortamına sokarlar mı? Son günlerde Rusya’nın Azerbaycan ziyareti sırasında imzalanan enerji anlaşması Nabucco projesini zora sokmuş ve enerji hatları Rusya’ya yönelmiştir. Diasporanın isteklerini yerine getiren Amerika bu kayba karşı ne diyecektir? Acaba, bizim bildiklerimizin bölgedeki istihbarat ağıyla iki mislini bilen Amerika, Türkiye üzerinden Rusya’ya bir kazık mı atmak istemiştir. Bu arada Türkiye’nin çok şey kaybedebileceği dikkate alınmamış mıdır? Bu soruların cevabını gelecekte yaşayacağımız sorunlar veya çatışmalar ortaya koyacaktır.
 
(Hasan Köni, SDE Yönetim Kurulu Başkanı)
             

________________________________________
[1] Gaidz Minassian,Guerre et Terrorisme Armeniens”,Presse Universitaire  de France,Paris,2002.aynı yazarın 2007 yılında yayınlanmış :Güney Kafkasya,Yeni Soğuk Savaş”adlı  ve 2005 yılında yayınlanmış :Ermenistan’ın Jeopolitiği” adlı kitapları bulunmaktadır.
[2] Gaidz Minassian,Geopolitique de l’Armenie,Ellipses,Paris,2005,s.21.
[3] Minassian,a.g.e.,(Guerre et Terrorisme),s.18.
[4] Minassian,ibid.,s.37.
[5] Minossian,ibid.,s.54
[6] Minassian,ibid.,s.124.

 




KAFKASYA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya