Afganistan’da Sancılı Günler
20 Ağustos 2009’da düzenlenen ikinci cumhurbaşkanlığı seçiminin, Afganistan halkını daha karmaşık ve derin bir sürece götüreceği söylenebilir. Seçimlerde yolsuzluk, rüşvet iddiaları olduğuna dair şikâyetler, Taliban’ın seçimleri engellemek için gerçekleştirdiği saldırılar ve savurduğu tehditler seçim sonuçlarının açıklanmasını geciktirmektedir. Afganistan’da yapılan seçimlere 37 aday katılmıştır ve bu adaylardan birinin, oyların %50’sini alamaması durumunda gelecek ay seçimlerin yeniden yapılması gerekmektedir. Bunun yanında seçimlere beklenenden çok daha az kişi katılmıştır. Seçimlerde oy kullanacak insanları öldürmekle tehdit eden Taliban ve Afgan halkının seçim merkezlerine ulaşmalarında yaşadığı zorluklar bunların nedenleri arasında sayılabilir. Seçimlerde yüksek oy alması beklenen adayların; Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ve Afganistan eski dışişleri bakanı Abdullah Abdullah’ın olduğu söylenebilir. Afgan halkı, özellikle Karzai ve Abdullah arasında seçim yapmakta zorlanmakla beraber bir de Taliban’ın baskısına maruz kalmaktadır. 8 yıldır ABD tarafından işgal altında bulunan Afganistan’ın, bir de seçim döneminde yaşanan karışıklıklar nedeniyle sıkıntılı günler geçirdiği söylenebilir.
Afganistan’da bulunan ABD ordusunun ve NATO’nun da seçmenlerin güvenliğini sağlayamadığı söylenebilir. Örneğin, geçtiğimiz günlerde, Karzai’nin sağ kolu olarak bilinen, Afganistan Ulusal Yönetiminin Güvenlik biriminden sorumlu başkanı Abdullah Laghmani’nin, başkent Kabil’e 240 km uzaklıkta bulunan Mehtarlam şehrinde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, ülkede başkente yakın yerlerin bile güvenlik sorunu yaşadığını göstermektedir. Görevi süresince Taliban’a karşı uyguladığı politikalar ile Taliban’ın Afganistan’daki etkinliğini sınırlayabilen Laghmani’nin suikastini, Afganistan’ın Taliban sözcülerinden Zabihullah Mujahid üstlenmiştir.
(Tıkla-1) Bunun yanı sıra, Taliban seçimlerde oy kullanan pek çok Afgan vatandaşının parmağını kesmiştir. Yaşanan bu gelişmelerin, Afgan halkının güven içinde yaşamasına ve seçimlerin güvenilir olmasına gölge düşürdüğünü söyleyebiliriz. Seçimlerde yaşanabilecek sahtekârlıkların önüne geçilmesi için kurulan
Afganistan Seçimleri Şikayet Komisyonu’nun seçim süresince aldığı 2.615 şikayette
(Tıkla-2), seçim döneminin kargaşa ortamı içerisinde geçtiğinin bir kanıtı olabilir. Alınan şikâyetler arasında oy sandıklarının çalınması, seçim memurunun satın alınması, seçmenlere yönelik pek çok tehdit ve hile bulunmaktadır.
Afganistan’da yaşanan bu gibi zorlukların, seçim sonucu lider olarak çıkacak kişinin meşruiyetini engelleyeceğini ve Taliban’a güç kazandıracağını söyleyebiliriz.
Yapılan seçimlerin ardından, bugüne dek sayılan oylara göre, Karzai’nin en güçlü muhalifinin, Afganistan’ın eski dışişleri bakanı Abdullah Abdullah olduğu bir gerçektir. Buna karşılık, yapılan son sayıma göre, Abdullah yüzde 35, Karzai ise yüzde 44’lük oy oranı ile seçimi önde götürmektedir.
(Tıkla-3) Abdullah’ın, bu oyların geçerli olmadığını, Karzai’nin tekrar seçilmesi durumunda Karzai’yi meşru bir lider saymayacağını belirtmesi ve Abdullah’ı destekleyenlerin de Karzai’nin lider seçilmesi durumunda protesto için sokaklara döküleceği yönündeki açıklaması, Afganistan’da seçimlerden sonra, daha da karışık bir durumun beklediğinin göstergesi olarak görülebilir. Buna benzer bir örnek, Afganistan’ın komşusu İran’da yapılan son seçimlerde Ahmedinejad’ın tekrar Cumhurbaşkanı seçilmesine karşı olan Musavi yandaşlarının protesto için sokaklara dökülmesiyle yaşanmış ve pek çok insan hayatını kaybetmiştir.
Afganistan’da yaşanan bu karışıklığa ABD Başkanı Barack Obama açısından baktığımızda ise, ABD’yi de zor günlerin beklediği söylenebilir. Askeri birliklerinin büyük bir kısmını Irak’tan, Afganistan ve Pakistan’a kaydıran Obama yönetimi, bölgeye istikrar, barış, demokrasi ve huzur getirme sözü vermiştir. Amerikan Hükümeti, 2005 yılında Irak’ta ve 2002 yılında Afganistan’da yapılan ilk seçimleri, bölgede demokrasiye geçişin adımları olarak göstermiş ve bunu, dünya kamuoyuna başarı olarak kabul ettirmiş olduğunu söyleyebiliriz. NATO askerlerinin, bölgede Amerikan askerleriyle birlikte Taliban, el-Kaide ve Hizbullah gibi örgütlere karşı savaşması buna örnek olarak gösterilebilir. Amerikan Hükümeti’nin, Afganistan’da şu an 110.000 askeri bulunmaktadır.
(Tıkla-4) Sadece 2009 yılında, Afganistan’da 166 Amerikan askerinin hayatını kaybetmiş olması
(Tıkla-5), Obama’nın karar alma sürecinde Kongre’den ve Amerikan halkından alacağı desteği kaybetmesi anlamına gelebilir. Bu durumda şu sonuca varılabilir. Aslında Afganistan’da yaşanan seçim sürecinin kanlı ve olaylı geçmesi, Obama’nın hem Amerika’da, hem dünyada, hem de Afganistan’da güvenilirliğini azaltacaktır. Ayrıca, Hamid Karzai ve Abdullah Abdullah arasında kalan Afgan halkının, Amerika’ya da güvenini kaybetmesi durumunda, Taliban’ın bölgede etkin bir güç haline gelmesi muhtemeldir.
Yani, Taliban’a karşı savaşan Amerika ve sancılı bir seçim süreci geçiren Afganistan’ı zor günlerin beklediğini söyleyebiliriz.
(Handan Hilal Köse, Ortadoğu – Afrika Masası, Asistan, 05 Eylül 2009)