Karabağ’da Neler Oluyor?
Türkiye Ermenistan protokolü açıklandıktan sonra Kafkasya’da hareketlilik gözlenmektedir. Putin’in 6 Ağustos’ta Ankara’ya yaptığı ziyaret ve Güney Akım 2 projesini imzaladıktan sonrası bölgede sıcak gelişmeler olmaya başladı.(tıkla1) Önce Kuzey Kafkasya’da bir dizi el-Kaide imalı patlamalar gerçekleştirildi. El-Kaide Irak’ta ABD işgal güçlerine karşı eylemler gerçekleştirirken Kafkaslarda Rus hedeflere yönelmesinin mantıklı açıklaması yapılamamıştır. Ancak bu eylemlerin Türkiye-Rusya yakınlaşmasına karşı bir mesaj olduğu doğrultusunda yorumlar da yapılmadı değil. Kafkasların güneyinde ise 31 Ağustos akşamı ajanslara düşen haberlerle beklenmedik bir hareketlilik yaşanmış, Türkiye-Ermenistan diplomatik ilişkileri geliştirme protokolü açıklanmıştır. Ermenistan bölgede ambargodan kaynaklanan sıkıntıların yanında iç muhalefetin Sarkisyan yönetimine karşı sert tutum içine girmesiyle sıkıntılı günler yaşıyordu.
Cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle başlayan muhalefet iktidar gerginliği seçimlere hile karıştırıldığı iddiasıyla gerginleşmiş, seçimleri protesto gösterileri kanlı bir şekilde müdahaleyle bastırılabilmişti. Sarkisyan iç muhalefetin dikkatlerini başka yönlere çekebilmek için Türkiye Ermenistan futbol maçını fırsat bilerek Abdullah Gül’ü bu maça davet etti. Abdullah Gül’ün maça gelmeyeceği kuramı üzerine kuran Sarkisyan’ın hesabı Abdullah Gül Erivan’a gitmesiyle açığa çıkmış oldu. Maçın rövanşı yaklaştıkça Erivan’da muhalefet sertleşiyor açıklama üstüne açıklamalar yapılıyordu. Bu süreçte Sarkisyan yeni bir manevra yaparak sınır kapıları açılmazsa maça gelmeyeceğini beyan ederek muhalefete karşı dik durmaya çalıştı. Ermenistan muhalefeti 2 Eylül’de Dağlık Karabağ’ın kuruluş yıldönümünü 18. Yılını kutlamak için düzenleyeceği miting iktidara karşı bir muhalif mitingine dönüşecek ve burada oluşacak hava ile Sarkisyan cumhurbaşkanlığından uzaklaştırılabilecekti.
İşte Sarkisyan için çarklar böyle işlemeye başlayacağı bir sırada 31 Ağustos akşamı protokol açıklanarak bütün dünyanın dikkatlerinin Erivan’a çekilmesi sağlandı. Sarkisyan bu protokolle muhalefete karşı ciddi bir kazanım elde etmiş oldu. Protokol etrafında açıklamalar devam ederken 2 Eylüldeki miting/kutlama çok sönük geçti. Aslında bu kutlamaların gösterdiği bir sonuç ta artık Karabağ için sonun başlangıcının geldiğidir. Uluslar arası kurum ve kuruluşlar Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıdıklarını her fırsatta dile getirdikleri bir süreçte işgalin devam edebilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda Azerbaycan’ın topraklarının 5/1ini işgal eden Ermenistan/Karabağ’ın bu işgali devam ettirebilmesi söz konusu değildir.
Ermenistan dünya dengelerinin değişiminin sancılarını yaşamaya başlayacak ve bölgede kısa süreli ve ya orta zamanlı sıcak çatışmalar çıkabilir. Dışavurum farklı şekillerde kendini gösterecek olduğundan işgal edilmiş topraklarda Ermeniler sık sık yangınlar çıkarmakta, (tıkla2) ateşkes anlaşmasını ihlal etmekteler. Son üç ayda işgal edilmiş topraklara yerleşen Ermeniler 200den fazla ateşkes ihlali gerçekleştirmiş ve bu çatışmalarda birçok asker yaralanmış hatta bugünkü çatışmalarda Azerbaycan askerlerinin karşılık vermesiyle 5 Ermeni askeri ölmüş 3 asker de ağır yaralanmıştır. Azerbaycan ise iki yaralıyla bu çatışmayı geçiştirmiştir. (tıkla3) Azerbaycan ordusu ise 2003’ten beri bu sınır ihlallerinde 142 askerini kaybetmiştir. (tıkla4) Azerbaycan’da “Esir, Girov ve İtkinlerin İşi Üzre Dövlet Komissiyası” ile beraber çalışan Kızılhaç’ın açıkladığı bilgilere göre ise 1992’den beri Karabağ savaşında her iki tarafında sivil kayıplarından ancak 4500’i kayıt altına alınabilmiştir. Bunların 3500 den fazlası Azerbaycanlı 1000 kadarı da Ermeni’dir. (tıkla5) Protokolün gündeme gelmesiyle dünyanın dikkatlerini üzerine çeken Ermenistan ve dolayısıyla Karabağ 18 yıldır bölgeni kanayan yarası olmuştur. Artık bu sorunun çözümü yaklaştıkça taraflar arasında gerginlikler çatışmalar çıkacaktır. Bu süreci kan dökmeden halletmek uluslar arası kuruluşlara düşmektedir. Azerbaycan’ın Karabağ dışındaki arazilerinden işgalin kaldırılması yönündeki çağrı yakın zamanda yankısını bulacaktır. Bu arada karşılıklı iyi niyet açısından esir değişiminin gerçekleşmesi sürece katkı sağlayabilir. Ermenistan tarafı bu gelişmeleri soğukkanlı karşılamak zorundadır. Bölgede çıkabilecek bir savaş Ermenistan’ı iyice izole eder ve uluslar arası arenada zora sokar. Ermenistan bölgede “sorunlu” devlet olmaktan çıkıp “sorumlu” devlet statüsüne kavuşmalıdır.
(Hasan Oktay, Kafkasya Masası, Kıdemli Araştırmacı, 10.09.2009)