Obama’nın Afganistan Politikası ABD’yi Bölgede
Yalnızlaştırıyor Mu?
Avrupa Birliği Savunma Bakanları’nın geçtiğimiz pazartesi günü (28 Eylül 2009) Göteborg’da katıldığı toplantıda AB’nin Afganistan politikası masaya yatırıldı. Toplantı sonrası çıkan ortak karar, NATO öncülüğünde Afganistan’da yürütülen görev bağlamında ABD’nin ek asker gönderme çağrısına isteksizliğini gözler önüne serdi. AB üyesi devletler ABD’nin çağrısına uyarak Afganistan’a ek asker göndermektense, bu tercih doğrultusunda harcanacak kaynak ve çabanın, Afgan polis ve askeri güçlerinin eğitilmesi için sarfedilmesi gerektiğini düşünüyor. Danimarka Savunma Bakanı Soren Gade’in açıklamaları AB’nin söz konusu kararını destekler nitelikteydi. Basın mensuplarına verdiği demeçte Gade: “Avrupa’nın geneline baktığınızda bizim fazladan 5–10 bin asker göndermemizi isteyen tek ses çıkmaz.” dedi. Kendi ülkesini örnek gösteren Gade, Afganistan’da şu an 850 Danimarkalı askerin görev yaptığını ve ülkesinin toplam nüfusunun 5 milyon olduğunu, bunun büyük bir çelişkiye yol açtığını dile getirdi. (
Tıkla1) İtalya devlet başkanı Berlusconi, Kabil’deki intihar saldırısında 6 İtalyan askerinin hayatını kaybetmesinin ardından 18 Eylül 2009’da yaptığı açıklamasında, Afganistan’daki 3 bin İtalyan askerin en az 500’ünü birkaç hafta içinde geri çekeceklerini açıklamıştı. İtalya, Afganistan seçimlerinden önce 500 ek kuvvet göndermişti. Berlusconi de bu bağlamda AB üye devletlerinin izlediği ortak politika ile paralel hareket ediyor. Avrupa Birliği Konseyi Genel Sekreteri ve Ortak Dış ilişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Javier Solona ise açıklamalarında diğer Avrupa liderlerine oranla daha temkinli olmayı yeğliyor. 30 bin Avrupalı askerin Afganistan’da görev yaptığını belirten Solona, bu gücün bugüne kadar önemli görevler üstlendiğini ve şu an itibariyle dünyada görev yapan en büyük Avrupa gücü olduğunun da altını çizdi. (
Tıkla2) Avrupalı liderler Afganistan’a asker göndermeye karşı çıkan kamuoylarının yoğun baskısı altında kalıyorlar. ABD’nin Afganistan’da görev yapan kuvvetlerinin başkomutanı General Mc Chrystal’in gizli raporunda acil asker talebinin yer almasına rağmen, ABD’li yetkililer Obama’nın kararını etkileyebilecek herhangi bir davranışta bulunmak veya açıklama yapmaktan özenle sakınıyor.
Tüm dünyadan Afganistan’a ek kuvvet gönderme talebinde bulunan ABD ise El Kaide ve Taliban’la mücadelesinde cephe genişletme arayışı içinde. ABD şimdi ilgisini Belucistan bölgesinin başkenti Ketta’ya yoğunlaştırmış durumda. Belucistan ve Ketta, Molla Ömer ve kumandanlarının kaldığı ve saldırılarını planladığı coğrafya olarak görülüyor. Ketta Şurası olarak adlandırılan ve Pakistan yönetimi tarafından reddedilen oluşumun Belucistan’da faaliyet gösterdiği ve Afganistan’daki NATO ve ABD kuvvetlerine saldırılar düzenlediği iddia ediliyor.
Geçtiğimiz perşembe günü (24.09.2009) Kabil’de yirmi sekizincisi düzenlenen güvenlik konulu toplantıya Afganistan, Pakistan ve koalisyon temsilcileri katıldı. (
Tıkla3) Pakistan’ı temsil eden General Aşfak Pervez Kayani, ABD’nin insansız uçaklarla Belucistan’a saldırı yapmayacağını açıklamasına rağmen endişeler henüz yatışmış değil. ABD’nin Pakistan büyükelçisi Anne W. Patterson’ın açıklamasında Ketta’nın “Washington Terör Üssü Listesi”nde üst sıralara yükseldiğini belirtiliyor. McCrystal de Ketta Şurası’nın yol açtığı güvenlik açığının alarm vermeye başladığını ve Taliban’ın bu bölgeyi kullanarak etki ve saldırı alanını genişlettiğini ifade ediyor.(
Tıkla4) Patterson’un da ifade ettiği gibi, ABD’nin bölgede etkin bir askeri varlığı olmaması ve istihbarat ağının zayıflığı (
Tıkla5) değişik ihtimalleri akıllara getiriyor. İlk olarak ABD’nin doğrudan kuvvet kullanarak Belucistan’da bir operasyona kalkışması. Ancak koalisyon devletlerinin Afganistan’a ek kuvvet göndermekteki isteksizliği ve Mc Crystal’in asker ihtiyacı bu ihtimali düşük kılıyor. İkinci olarak ABD’nin, Veziristan bölgesindeki operasyonlara benzer biçimde insansız hava araçları ile Belucistan’a müdahale etmesi. Bu ihtimal de Pakistan yönetiminin egemenlik haklarına halel getirtmeyeceği ve ABD’nin bölgedeki istihbarat sıkıntısından dolayı gerçekleşmeyebilir. Son ihtimal, Pakistan ordusunun Svat operasyonuna benzer biçimde silahlı kuvvetlerini Belucistan’a sevketmesi. Belucistan bölgesi, federal yönetimle yaşadığı sıkıntılı süreç ve Pakistan ordusuna duyulan nefretle biliniyor. “İşgalci” olarak görülen Pakistan birliklerinin bölgeye sevki halinde Taliban ve El Kaide’ninkini aratmayacak bir mukavemet ile karşılaşılması mümkün. Hangi seçenek üzerinden hareket edilirse edilsin ortada olan gerçek şudur: abd operasyonlarını Afganistan’ın güneyine kaydırdıkça, Belucistan bölgesi ile teması kaçınılmaz hale geliyor.
ABD’nin Afganistan’da bundan sonra izleyeceği strateji adım adım netleşirken, Pakistan eski devlet başkanı Pervez Müşerref, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin büyük bir yanlış olacağını ve asker takviyesindeki gecikmenin zayıflık işareti olarak yorumlanabileceğini kaydetti. ISI’nın Taliban’a gizli destek verdiği iddialarını da reddeden Müşerref, Peştun etnik milliyetçiliğinden güç alan Taliban’ın El Kaide’den daha tehlikeli olduğunu belirtti. Kuzey İttifakı’nın Hindistan ve Pakistan’ın düşmanları tarafından desteklendiğini sözlerine ekledi. Pakistan 30 yıldır Batı’nın yaptığı yanlışların bedelini bugün aşırılıklar ve terörizmle mücadele ederek ödüyor dedi. (
Tıkla6)
Hindistan da Afganistan savaşı için : “Savaşın hiçbir soruna çözüm getireceğini düşünmüyorum. Hindistan iyimser bir ülkedir. Politik çözümler olmalı. İngiliz egemenliğinin ardından hala onlarla çalışabiliyorsak, bu oyunun üstesinden gelebilir ve gelişmelerde pay sahibi olabiliriz.” dedi. Ancak dışişleri bakanlığından Hindistan’ın Afganistan politikasının değişmediği ve Krishna’nın sözlerinin basın tarafından çarpıtılmış olabileceği ifade edildi.(
Tıkla7) Bu açıklama ve peşinden gelen yalanlama akıllara Hindistan’ın Taliban ile görüşmelerde arabuluculuk mu önerdiği ihtimallerini getirmektedir.
ABD Savunma Bakanı Robert Gates, Afganistan’a ek kuvvetlerin gönderilmesi kararının dikkatli bir düşünce sürecinin ardından gerçeklemesi gerektiğini söyledi. Gates aynı zamanda Afganistan’dan çekilme tarihi vermenin de doğru olmadığını sözlerine ekledi. (
Tıkla8)
Obama, Afganistan seçim sonuçlarının netleşmesine kadar kararını açıklamayacağını belirtmişti. Obama önce strateji sonra kaynak transferi diyerek zaman ve destek kazanmaya oynuyor. Afganistan’dan gelen iç karartıcı rapora ve AB üyesi devletlerin yaptığı açıklamalar birlikte düşünüldüğünde ABD Afganistan’da çıkmaza sürükleniyor ve Bush döneminden beri izlenen “yok etme” stratejisinin artık yürütülemeyeceği anlaşılıyor. Obama’nın başkanlığı süresince belki de en zorlu sınav bu dönemde yaşanacak. Afganistan’da kazanan büyük prestij elde edecekken, kaybeden dünya liderliğine elveda diyecek.
(Ali Erhan ERTAN, Asya-Pasifik Masası, Kıdemli Asistan,30.09.2009)