Obama’nın Karasızlık Ekseninde Afganistan’da Strateji Değişiminin Gerekliliği
Afganistan’da ABD işgalinin sekizinci yılı dolarken, ülkede hala istikrar ve güven tam anlamıyla sağlanabilmiş değil. Sanki geçmişe doğru bir dejavu yaşanıyor. Taliban ve El-Kaide kaybettiği askeri gücünü ve ülke çapında yaydığı korkuyu günden güne yeniden kazanıyor. Küresel terörizmle mücadele sloganıyla dünyanın bir ucundan kalkıp önce Afganistan’ı daha sonra da Irak’ı benzer gerekçelerle işgal eden ABD, 2000’li yılların başında taşıdığı özgüvenini ve kibirini bugün kaybetmiş görünüyor. Kabil ve çevresindeki birkaç bölge dışında kontrolün sağlanamadığı Afganistan’da siyasi, ekonomik ve toplumsal çöküntü, devlet otoritesinin ülkede etkisini hissettirememesi, sayıları ve menşeileri belirsiz El-Kaide ve Taliban militanlarına güç veriyor. Devlet başkanlığı seçimlerini boykot çağrısında bulunan ve koalisyon güçleriyle işbirliği yapanları cezalandıracağını açıklayan Taliban, en son kendisine destek vermeyen yedi kabile şefini Kuzeybatı Sınır Vilayeti’ne bağlı Bannu Kasabası’nda öldürdü. (
Tıkla 1) 20 Ağustos’ta ilk turu başlayan Afganistan devlet başkanlığı seçimlerine hile karıştırıldığı iddiaları da hükümetin, dolayısıyla da devlet otoritesinin gücüne ve meşruiyetine gölge düşürüyor.
Afganistan bugün çok kritik bir süreçten geçiyor. Atılan her yanlış adım bölgeyle bağı olan tüm aktörlere ciddi itibar, para ve can kaybına mal oluyor. Afganistan üzerinden yürütülen terörizmle mücadelede ABD’nin planları güncel konjonktüre ayak uyduramıyor ve yetersiz kalıyor. Obama’yı iktidara taşıyan “Değişim” sloganı geç de olsa Afganistan’daki ölüm-kalım senaryolarına etki edeceğe benziyor. Ancak bu noktada gerek Obama’nın kabinesinden gerekse de Afganistan cephesinden farklı sesler yükseldiğini söylemek mümkün. Başkan Obama, geçmişin aksine, Afganistan’daki ABD askerlerinin sayısını arttırmada artık tereddüt ediyor ve alternatif önerileri görmezden gelmiyor. ABD başkan yardımcısı Joseph R. Biden, cephedeki asker sayısını doğrudan artırmak yerine, mevcut birliklerle başta Pakistan olmak üzere söz konusu coğrafyada doğrudan El-Kaide’yi hedef alan operasyonların yürütülmesini öneriyor. (
Tıkla 2) Bu plan özet olarak ABD askerlerinin doğrudan operasyonlara katılması yerine “selektif saldırı” denilen yöntemin izlenmesine dayanıyor. ABD’nin özel kuvvetlerine ve insansız casus uçaklarına dayanan bu yöntem, sivil kayıplara neden olduğu için Pakistan ve Afganistan yönetimleri tarafından hoş karşılanmıyor. Biden’in önerisinde El Kaide ile mücadele edilirken Taliban’a ne olacağı da merak konusu. ABD’nin Afganistan’dan sorumlu komutanı
Stanley A. Mc Chrystal ise geçtiğimiz hafta başkana yazdığı mektupta, daha fazla asker ve ekipman gönderilmemesinin savaşı kaybetmekle eş değerde olacağını söylemişti. (
Tıkla 3) Mc Chrystal ve Biden’in Afganistan sorununa bakış açıları tamamen tezat nitelik taşıyor. 13 Eylül’de Joe Biden, Robert Gates, Hillary Clinton, James Jones ve Mike Mullen’in katılımıyla gerçekleşen toplantıda Afganistan konusundaki fikir ayrılıkları sona ermedi. Obama’nın AF-PAK olarak kısalttığı meselede tüm katılımcıların ortak fikri ise Afganistan’da yaşanan mücadelede Pakistan’ın önem sırasında Afganistan’ı geçerek gündemde ilk sırayı aldığı ve Pakistanlıların kazanılmasının gerekliliği oldu. (
Tıkla 4)
Pakistan ise Obama’nın AF-PAK planına karşı çıkmaya devam ediyor. 64. BM Genel Kurulu Toplantısı’nda Obama ile görüşen Zerdari, Taliban direnişinin Afganistan ve Pakistan’ı aynı kategoriye koyan mevcut planla çözülemeyeceğini vurguladı. ABD’nin terörizmle mücadele bağlamında Pakistan’a yaptığı katkılarından dolayı memnuniyetini dile getiren Zerdari, (
Tıkla 5) Pakistan ekonomisine yapılan milyarlarca dolarlık yardımların sürmesini bekliyor.
Özetle bugünlerde başkan Obama ve kabinesi Afganistan konusunda radikal tercihlerin ve değişimlerin yaşanacağı kritik bir sürece giriyor. Kararsızlıkla geçen her gün ABD’ye ve bölgeye daha fazla can ve mal kaybına mal oluyor. Obama’nın Afganistan ve Irak operasyonlarında uğrayacağı bir hezimetin ise gelecek seçimleri kaybetmesi ve ABD için bölgede tamiri zor itibar kaybına yol açma ihtimali sürüyor.
(Ali ERTAN, Kıdemli Asistan, Asya-Pasifik Masası, 24.09.09)