ENGLISH
08.02.2012
Ana Sayfa » EkonomiGeri Dön «

G-20 Zirvesi ve Değişen Dünya

10.11.2009 10:23:44

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yapılan G-20 zirvesinde dünya ekonomisi için yeni bir dönem başlamıştır.

 

G-20 Zirvesi ve Değişen Dünya
 
Geçtiğimiz hafta ABD’nin Pittsburg kentinde yapılan ve 2 gün süren Group of 20 (G-20) zirvesi sonucunda alınan kararlarla birlikte küresel dünya ekonomisi için yeni bir dönem başlamıştır. Dünyanın önde gelen 20 ülkesinin temsilcilerinin bir araya gelerek, dünya ekonomisini küresel krizden kurtarmak amacı ile yaptıkları toplantılardan ortaya çıkan en belirgin sonuç artık tüm Dünyayı ilgilendiren bu kararların, eskiden olduğu gibi sadece G-3 veya G-8 ülkelerince değil; G-20 ülkeleri tarafından kararlaştırılması olmuştur.
 
Önceleri önemli kararlar, G-3 yani ABD ve Euro Bölgesi tarafından ya da G-8 ülkeleri yani ABD, İngiltere, Japonya, Almanya, Fransa, Kanada, İtalya ve Rusya tarafından alınırken; geçen haftaki toplantı bu durumun değiştiğini gösterdi. 1980lerden itibaren değişmeye başlayan Dünya düzeninde tüm dünyayı ilgilendiren önemli kararların aralarında, son dönemde uluslararası derecelendirme kuruluşlarınca değeri artan Brezilya, Türkiye ve Çin’in de bulunduğu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden oluşan ve dünya üretiminin %90’ını gerçekleştiren G-20 ülkelerince alınması kaçınılmaz olmuştur. ABD, İngiltere gibi gelişmiş dünya ülkeleri artık kendi kendilerine Dünyanın iplerini ellerinde tutamayacaklarını anlayarak Çin, Brezilya gibi finansal güce sahip, gelişmekte olan Dünya ülkeleri ile birlikte hareket etmek yolu ile, Dünya ekonomisi için bir çözüm getirebileceklerini ve zirvelerden işlevsel sonuçlar alabileceklerini anlamışlardır. ABD hala     Dünyanın en büyük ekonomisidir ancak göz ardı edilmemesi gereken gerçek, Çin’in önceleri dünya ikincisi ve üçüncüsü olan Japonya ve Almanya’nın fark yaratır bir şekilde önüne geçmiş olmasıdır Brezilya, Hindistan gibi parası olan ülkeler de hem kendilerini hem de çevrelerini kurtaran ülkeler konumuna gelmişlerdir. Durum bu şekilde olunca da artık G-3/G8 ülkeleri globalleşmeye gitmişlerdir.
 
Yapılan G-20 toplantısının bir diğer önemli özelliği de, 1929 Amerika Büyük Bunalımından sonra yaşanan en büyük küresel ekonomik ve finans krizinden sağlam çıkmaya çalışan Dünyanın, alınacak kararlarla, bundan sonraki dönem için istikametinin belirleyecek nitelikte olmasıdır. Bu bağlamda G-20 zirvesinde tartışılan ve dünyayı küresel krizin pençesinden kurtarmayı amaçlayan yolların başında ekonomide büyümenin daha dengeli hale getirilmesi, finansal düzenlemelerin sıkılaştırılması gibi politikalar yer almaktadır. Ayrıca yüksek miktardaki CEO maaşlarının da azaltılmasına yönelik konular tartışılmıştır.
 
Geçen yıl Lehman Brothers’in batması ile kendini dışa vuran finans krizinin çıkmasının en büyük etkenlerinden biri olarak, finans şirketleri CEO’larına ödenen yüklü maaşlar da gösterilmekte idi. Yüksek riskler alarak (sokaktaki Mariachi şarkıcılara bile ipotek kredi veren) CEO’ların yönettiği finans şirketleri, verdikleri kredileri ipoteğe dayalı türev menkul kıymetlere dönüştürerek ikincil piyasalarda satmışlardır. CEO'lar ve çalışanlar sattıkları kredilerden prim alırken, kredi alanlar da ev fiyatlarının yükselmesi ile aldıkları kredileri giderek artırmışlardır.Ancak ev fiyatlarındaki beklenmedik düşüş ile sönmeye başlayan bu pembe balon, krizin ortaya çıkması ile bir yandan finans piyasalarında dolaşan bu borç senetlerinin karşılıksız olduğu anlaşılmış, diğer yandan söz konusu borçların korkunç boyutlarda olduğu ortaya çıkmıştır.İşte ekonomik kriz, bu borç senetlerini elinde tutan bankaların zor duruma düşmeleriyle derinleşmiştir.İzleyen süreç içinde de kriz tüketim gücü azalan ve ekonomik açıdan kötümser beklentiler içinde olan ABD hane halkının tüketimini azaltmasına ve bankacılık alanında da, küreselleşen dünyada  pek çok  ülkenin de krize sürüklenmesine neden olmuştur.
 
Dünya ekonomisi,  son 10 yılını ABD’nin tüketimi (ithalatı), Çin’in üretimi (ABD’ye ihracatı),  Batı Avrupa ve Japonya’nın Çin’e makine ve teknoloji satışı, Rusya, Orta Doğu ve Latin Amerika’nın ise Çin’e hammadde göndermesi  şeklinde herkesin mutlu olduğu bir çark dahilinde işlemekteydi. İşte yeterince denetim olmaması ve şişme bir ekonomik büyüme havasının olduğu bu düzen, ABD’de tüketimin azalması ile başlayan zincirleme bir felaketi tetikledi ve bu çark artık işleyemez hale gelince de Dünya 29 Bunalımı’ndan sonraki en büyük ekonomik krizin içinde kendini buldu.
 
Geçtiğimiz hafta yapılan G-20 Toplantısının ana gündem maddesi de aslında dünyayı bu son 10 yıldır içinde bulunduğu tek düze çarktan kurtarma arzusu ve tek tüketicili (ABD) bu sistemi değiştirip daha fazla tüketicisi olan bir model oluşturmak isteğidir. .Başka bir ifadeyle, cari dengeleri fazla veren, ya da çok tasarruf yapan ülkelerin daha fazla
tüketim yapmalarını ve dünyadaki tüketimin daha dengeli dağılmasını istemektedir. En çok cari fazla veren ülkeler Almanya, İsviçre, Japonya, Çin gibi ülkelerle Rusya, Norveç, Orta Doğu ülkeleri gibi emtia ihracatçılarıdır. Ancak bu ülkelerdeki demografik yapıya bakacak olursak (nüfusun yaşlı olması ve belirli bir tüketim seviyesine ulaşılmış olması vb)  gelişmiş ülkelerde  tüketimi canlandırmak  hiç de kolay olmayacaktır. Ayrıca Orta Doğu ülkelerinde geniş kesimlere yönelik tüketimin önünde ideolojik sıkıntılar vardır. Geriye kalan Çin, Hindistan ve cevre ülkelerin düşük borçluluk düzeyleri gibi sebeplerle tüketimi arttırmaları mümkün olabilir. Ancak bu ülkelerin de ekonomileri ihracata dayalı olduğu için, bu durumdan bir anda vazgeçmeleri ve ihracatçı ekonomiyi iç tüketime yöneltmeleri  hiç de kolay değildir. Bunu yapabilmek için öncelikle Çin’in para birimi Yuan’ı guclendirmesi gerekmektedir ki değeri artan Yuan ile  Çinlilerin dünya fiyatlarında alım gücü artsın. Ancak, ülkenin ihracatı zayıflatacağı nedeniyle bu talebe Çin tarafından soğuk bakılmaktadır.
 
İşte bu çetin şartlar altında kurtarılmaya çalışılan Dünya ekonomisi artık lider konumdaki ülkelerce değil de G-20 ülkelerinin eline bırakılmıştır.Ayrıca toplantıda çıkan sonuçlar arasında yer alan devlet denetiminin artırılması konusu çatışmalara sebep olmuştur.Ancak Türkiye’yi düşündüğümüzde görülen tablo şudur:Türkiye 2001 finansal krizinden çok büyük ölçüde etkilenmiş ve kriz sonrası kurulan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu sayesinde belki de 2008 ekonomik ve finansal krizi ancak bu kadar teğet  geçebilmiştir.Türkiye’nin bugünkü krizden bu denli etkilenmesinin asıl sebebi Batı’ya bağlı ihracattan kaynaklanmaktadır.Belki de 2001 krizinden çıkardığımız en büyük ders bankacılık sektöründeki artan denetlemeler olmuştur. Atalarımızın haklı deyimi ile: “Bir musibet bin nasihatten iyidir”…
 
Sonuç itibari ile bugün Türkiye dâhil tüm dünyanın karşı ekonomik bağlamda ağırlığını ve cezasını çektiği durum, geçmiş yıllarda refah içinde yaşamlarını sürdürme düzeyine varmış olan ülkelerdeki siyasetçilerin ve finansal mekanizmaları ellerinde tutanların bu ayrıcalıklarını giderek kötüye kullanmaları ve işleri yasal düzeni zorlayarak yürütme aşamasına gelmelerinden kaynaklandığı görülmektedir. Şimdi büyük bir telaşla, yıllardır yerleşmesine izin verdikleri bu bozuk düzenin düzlüğe çıkartmanın aceleciliği içerisinde, pek de gerçeklerle uyuştuğu söylenemeyecek talep ve telkinlerle Çin ve benzeri ülkelerle gelişme yolundaki ülkeler üzerinde baskı mekanizmaları oluşturdukları görülmektedir. Bu mekanizmaların olumlu sonuçlar verecek tarzda işlerlik kazanabilmesi başta kendileri olmak üzere, tüm ülkelerin iç politikadaki riskleri göze almak suretiyle alınması gerekli önlemleri eksiksiz uygulamalarında yatmaktadır.
 
 (H. Gülin Koçak, Ekonomi, Enerji, Çevre Masası, Masa Asistanı, 02.10.2009)

 

 




EKONOMİ KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya