Rusya’nın Kafkaslardaki İslami Açılımı
Kafkasya’da yeni bir strateji ortaya koyarak bölge gündeminde dikkatleri üzerine çeken Rusya, bölgede artan terör olaylarına karşı dinin birleştiricilik rolünü devreye koyma planını uygulamaya geçiriyor. Bu noktada Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev’in geçtiğimiz hafta Soçi’de bölge liderleri ve din adamları ile gerçekleştirdiği Kafkas açılımında, direnişçilerin gençleri kendi saflarına katmalarını engellemek için rolünü vurgulaması ayrı bir önem taşıyor.(Tıkla-1) Zira konuşmasında özellikle dinsel eğitimin sınırlarına ve bu sorunların denetlenmesi gerektiğine vurgu yapılarak İslam’ın doğru anlaşılması ile terörizmin engellenebileceği mesajı verildi. Dini liderlerin halk üzerindeki etkisinden de yararlanmaya çalışan Rusya yönetimi, Beslan saldırılarının yıldönümünde Moskova’da “Terörist saldırıları önlemede dinin rolü” konusunda düzenlediği basın toplantısında terörizmin milliyeti ve dini olmadığını ayrıca vurguladı. Bu noktada İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlık bölgedeki terörizmle mücadelede önemli bir araç olarak görülüyor. Toplantıda Rusya Baş Hahamı Andrey Giotser’in, terörizm karşıtlığı konusunda insanların dini çatı altında birleştiğini vurgulaması da bu düşünceyi doğrular niteliktedir. (Tıkla-2)
Kafkaslarda geliştirdiği yeni dini politikalar, Rusya’nın özellikle İslam’a bakış açısında önemli değişimler olduğunu göstermektedir. Tarihe baktığımızda, Çarlık Rusyası ve SSCB döneminde Ruslar, İslam’ın birleştiricilik rolünü bir tehdit olarak görmüştür. Bu nedenle, dinsel olarak farklılık arz eden etnik gruplar birbirinden kültürel, dilsel ve dinsel olarak ayrıştırılmış ve bunların birlik halinde hareket etmesi engellenmiştir. Rusların izledikleri bu yöntemle bölgede İslam’ın birleştiricilik rolünü engellemeye yönelik faaliyetlerinin başarılı olduğu söylenilebilir. Günümüzde ise, bu rol tamamen farklı bir amaç için kullanılmaktadır. Kafkaslarda meydana gelen yeni terör olayları, dinsel bir perspektiften ele alınmakta ve bu doğrultuda halkın manevi değerlerine vurgu yapılmaktadır.
Rusya’nın Karadeniz’e çıkış noktasını elinde bulundurması için Kafkasların güvende olması gerekmektedir. Kafkasya’da yaşanan şiddet ve terör olayları nedeniyle meydana gelecek bir çatışma ya da savaş, Rusya’nın geleneksel sıcak denizlere inme politikasına ve Hazar enerji kaynaklarının Batı’ya iletilmesi için gerekli boru hatlarının inşasına engel olacaktır. Bunların yanı sıra, Kafkasya’da oluşacak çatışma ortamı Rus ekonomisine büyük darbe indirecektir. Zira bölge, Rusya için büyük bir hammadde kaynağıdır. Bunun yanı sıra etnik hareketlilik, Kafkasya’yı yeni çatışmaların merkezi haline getirecektir.
Bölgede var olan kargaşa, Rusya’yı ulusal ve uluslararası alanda sıkıntıya sokmaktadır. Bu nedenle Rusya şimdiye kadar uyguladığı politikaların tersine, dinin birleştiricilik rolünü, terörizme karşı bir silah olarak görmektedir. (Zira Rusya, özellikle İslam çatısı altında birleşen kültürlerin kurduğu güçlü bağları yok etmek için tarih boyunca çok katı politikalar izlemek zorunda kalmıştır.) Buna rağmen bölgede kısmen yarattığı ayrılık, zaman geçtikçe çatışmalar yaşanmasına neden olmuştur. Rusya, politikalarında bunu hesaba katmamış gibi görünmektedir. Çarlık Rusyası ve SSCB döneminde tek tip insan yaratma amacıyla kültürel, toplumsal, dilsel ve dinsel olarak her türlü baskıcı politikayı uygulamaktan çekinmeyen Rusya’nın bugün yapmaya çalıştığı şey, dinlerin halkları birleştirmesinden yola çıkarak bölgedeki güvenliğini sağlamaktır. Rusya açısından baktığımızda ise, bu politikanın önümüzdeki dönemde olumlu gelişmeler yaşanmasına neden olacağını söylemek mümkündür. Zira ayrılıkçı hareketlerin dini değerler ile engellendiği bir Kafkasya, Rusya’ya bölge politikalarında büyük bir rahatlık sağlayacaktır. Bu noktada Rusya’nın yapması gereken, Kafkas halklarının kendisine duyduğu tarihi şüpheyi ortadan kaldırmaya çalışmaktır. Nitekim Rusya, Gürcistan’a karşı Kafkaslarda uyguladığı politikalarla Kafkas halklarının gözünde yeni bir yer edinmeye başlamıştır. Rusya, bu yeni algıyı dinsel bir açılımla desteklemek istemektedir. Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarının tanınmasıyla başlayan Rusya’nın yeni Kafkasya politikası, İslami açılımla yeni bir boyut kazanmıştır. Bu nedenle Rusya’nın bu imajını sürdürmesi ve çözüm için kararlı olduğunu kanıtlaması gerekmektedir.
Sonuç olarak, tarih boyunca egemen olmak istediği bölgelerde kültürel farklılıklar yaratan Rusya, bugün bu farklılıkları ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. İslam’ı yüzyıllar boyu bölgesel mevcudiyetine yönelen bir tehdit olarak görmesine rağmen, bundan sonra bölgesel güvenliğini pekiştirecek önemli bir araç olarak kullanacak gibi görünmektedir. Önümüzdeki günlerde Rusya’nın yeni faaliyetlerle bölge politikalarında rol almaya devam edeceği açıktır. Yaşanan istikrarsızlıkların seyri, Rusya’nın İslami açılımının başarıya ulaşıp ulaşmadığının gerçek göstergesi olacaktır. Ancak bunun için Rusya’nın istikrarlı ve aktif bir politika uygulayacağı uzun bir zaman dilimine ihtiyacı vardır. Bu anlamda bölgesel çatışmaların ortadan kaldırılması için dinin gerçek kapsamının ve sınırlarının ortaya koyulacağı platformlar ile kültürel zenginlikleri birleştirecek bölgesel bir eğitim sistemi Kafkaslarda çatışmayı uzun dönemde azaltacak faktörler olarak değerlendirilebilir.
(Yeşim Doğan, Kafkasya Masası, Araştırmacı, 05.09.09 )