SARKOZY’NİN KAZAKİSTAN ZİYARETİ
6 Ekim 2009 tarihinde Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin Kazakistan seyahati sadece iki ülke için değil aynı zamanda batılı ülkelerle birlikte Orta Asya ülkeleri için de önemlidir. Batılı ülkeler Uzak Doğu, Afrika, Hindistan ve Çin’e giderken yollarının üzerindeki Orta Asya ülkelerine gereken önemi vermemektedirler. Orta Asya ülkelerinin yaklaşık 19 yıllık bağımsızlıklarına rağmen Fransa’dan 1993’te başkan François Mitterand ve Sarkozy ile birlikte ikinci önemli ziyareti gerçekleştirmiş oldu. Diğer batılı ülkelerin tutumu ve ilişkilerdeki sıklığı da çok farklı değildir.
Orta Asya ülkeleri çok zengin doğal kaynaklara sahip olmakla birlikte alım gücü olan ve çok tüketen pazarlara uzaktır. Açık denizlere açılımı olmadığı için ürünlerinin pazarlamasında sorun yaşamaktadırlar. Ayrıca Rusların 300 yıldır bitmek bilmeyen sömürü iştahı ve emperyalist-baskıcı politikaları bu ülkeleri uluslar arası ilişkilerde geri plana itip önlerini kapatmıştır. Bu ülkelerin Çin gibi çok tüketen ama az para vermek isteyen, içişlerine karışma ihtimali yüksek olan ve en tehlikelisi de elinde bol miktarda bulunan vatandaşlarını komşu ülkelere çeşitli bahanelerle ihraç eden büyük ve aynı zamanda tehlikelerle bir komşuları daha vardır. Bu nedenlerle batılı ülkelerin emperyalist amaçlarla değil karşılıklı çıkara ve saygıya dayalı işbirliği teklifleri bölgede hoş karşılanacaktır.
Kazakistan bölgenin en istikrarlı ve en önemli ülkelerinden biridir. Nazarbayev ve ekibi 19 yıllık bağımsızlığı döneminde bölgenin dezavantajlarına rağmen ülkesinin imarı, halkının refah düzeyi ve doğal kaynaklarının işletilmesi ve pazarlaması konusunda önemli başarılar elde etmiştir. Nazarbayev’in güçlü kişiliği ülkesini uluslar arası ilişkilerde ön plana çıkartmada önemli rol oynamıştır. Ocak 2009’dan itibaren AGİT dönem başkanlığını üstlenecek olan Kazakistan ülkesinde 55 batılı ülkeyi ağırlayarak ülkesinin ve bölgenin batılı ülkeler nezdinde tanınmasına önemli katkı yapacaktır.
Kazakistan, Fransa ile yaptığı anlaşmalarla ülkesinin kalkınmasına katkı ve doğal kaynaklarının aracısız olarak doğrudan alıcılara pazarlama imkânını elde edecektir. Kazakistan da Doğal Gaz, Petrol ve Uranyum gibi stratejik ve yüksek değerli doğal ürünler vardır. Fransa’nın ihtiyacı olan diğer hammaddelere de sahiptir. Fransa da bu anlaşmalarla hammadde alım kaynaklarını zenginleştirerek daha rahat hareket etme olanağına kavuşacaktır. Kazakistan da dahil olmak üzere diğer Türk kökenli Cumhuriyetler Müslüman olmakla birlikte çağdaş bir yönetim ve laik bir düzen vardır. Dolaysıyla batılı ülkelerin Afrika ve Orta Doğuda bulunan Müslüman ülkelerde yaşadıkları bir takım günlük sorunları burada yaşamayacaklardır.
Sarkozy’nin Kazakistan ziyaretinin başta da belirttiğimiz gibi iyi sonuçlar vereceğine inanıyoruz. Özellikle Kazak petrol veya gazının Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı ile Akdeniz’e ulaştırılması planı diğer Türk kökenli Cumhuriyetlere iyi bir örnek olacaktır. Ürünlerini tehlikesiz ve doğrudan tüketicilere ulaştırma imkânına kavuşacaklardır. Bu imkânlar Kazakistan’ın zenginleşmesine ve daha fazla bağımsız olmasına katkı yapacaktır.
(Prof. Dr. Haydar Çakmak, AB-Balkanlar Masası, 08.10.09)