ENGLISH
09.02.2012
Ana Sayfa » KafkasyaGeri Dön «

Ermenistan, Türkiye, Azerbaycan İlişkilerinde Yeni Gelişmeler

10.11.2009 10:19:40

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Obama’nın Ankara ziyaretiyle Kafkasya’da başlayan hareketlilik, Putin’in ziyaretiyle en üst seviyeye çıkmıştır.

Kafkas Satrancı:  Ermenistan, Türkiye, Azerbaycan İlişkilerinde Yeni Gelişmeler
 
Obama’nın Ankara ziyaretiyle Kafkasya’da başlayan hareketlilik, Putin’in ziyaretiyle en üst seviyeye çıkmıştır.   Bölgede stratejik çıkarları bulunan Rusya ve ABD’nin tutumuna bağlı olarak bazı gelişmeler bekleniyordu. Şimdilik, hem Moskova hem Washington Ankara'yı bölgede etkili olmaya teşvik ediyor, adeta bütün güç dengeleri Kafkasya’da Türkiye üzerinde ittifak yapmış gibi görünüyordu. Buna rağmen İran’ı bölge politikası açısından ayrı tutmak gerekir.
 
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Temmuz’da Ahmet Davutoğlu ile görüştükten sonra, "Türkiye ve Rusya, Güney Kafkasya'da en aktif rolleri oynuyor." dedi. Aynı günlerde, Kıbrıs yönetiminin "Ankara'ya baskı yapın" çağrısına karşın Matthew Bryza, "1970'li, 80'li, 90'lı yıllarda bu mümkündü, ancak şu anda 'hayır'. Bugün Türkiye bölgede üstün güç oldu."  görüşünü dile getirdi.
 
Azeri-Ermeni ihtilafı bağlamında bu ziyaretlerin ne manaya geldiğini, oluşan süreci daha yeni yeni kavramaya çalışan Azeriler, Karabağ çözümü konusunda Rus-Türk yakınlaşmasının olası etkilerine ilişkin dikkatli açıklamalar yaparken, Ermeniler ise durumun vahameti karşısında adeta paniklemişlerdi.
 
Meselâ, 2006-2008 yılları arasında Ermenistan Cumhuriyeti Ulusal Meclis Başkanlığı yapan, Siyaset Bilimci Tigran Torosyan, "Rusya'nın, Gürcistan'ı 'kaybettikten' sonra Azerbaycan'a karşı duyduğu hassasiyeti anlamak mümkün: Bakü'nün de 'kaybedilmesi' durumunda Moskova, Azeri enerji kaynaklarının naklini kontrol etme yetisini kaybetmekle kalmaz, Kafkasya'nın güneyine doğru genişleme şansını da kaybeder" diyor. Daha sonra Rusya Dışişleri Bakanı Sergey’in demecine değinerek, Rus Bakanın, "Ankara'nın, Kafkasya'nın sorunlarını bölge ülkelerinin çözme hakkını sağlamak istediğine" gerçekten inandığından, "Ermenistan'ı Türkiye'ye itiyor." diye bir değerlendirme yapmıştır. Bu görüş ve açıklamalara paralel olarak Nabucco projesinin Ermenistan üzerinden geçmesi ile ilgili görüşler kamuoyuna yansımaya başladı.
 
Vladimir Putin de konuyla ilgili olarak, "Sorun taraflarının yerine herhangi bir faaliyette bulunamayız. Ancak, sorunun çözümüne yönelik yardımcı olabiliriz." şeklinde bir açıklama yaptı. Bununla birlikte Putin "Kafkasya’da sorunların mevcudiyeti, bölge ülkeleriyle ilişkilerimize gölge düşürüyor." şeklindeki Ankara açıklaması, Ermenistan aydınlarını ve özellikle Tigran Torosyan’ı endişelendirmiş olup “bölge ülkeleriyle ilişkilerimize ilişkin sözlerden” kasıt, Rusya’nın artık Türkiye faktörünü kavradığını ve Ermenistan’ın bu yeni stratejiye göre davranması gerektiğini vurguladı.
 
Nabucco ve Güney Akım 2 projeleriyle Kafkaslarda ciddi değişimler olabileceği gerçeği Ermenistan’da hem iktidarı ve hem de muhalefeti karıştırdı. Cumhurbaşkanı Sarkisyan’ın Türkiye-Ermenistan maçının oynanmasına üç ay varken maça gelmeyebileceğini açıklaması aslında Ermenistan iç muhalefetine dönük bir açıklamadır. Ermenistan muhalefeti güçlenmeye başlamış, Taşnak Partisi’nin Nisan ayında iktidardan ayrılarak muhalefete geçmesi Ermenistan’da dengeleri zorlayacağı gibi 2 Eylülde yapılacak miting de Ermenistan’ı hareketlendirmişti.
 
Ayrıca Taşnaklar Ermenistan Dışişleri Bakanı Nalbantyan’ın derhal istifa etmesini istemekteydiler. Gerekçe olarak da Nalbantyan’ın Karabağ görüşmelerinde yanlış adımlar atmış olmasını ileri sürmekteler. Hatta Sarkisyan’ın başbakanlığı döneminde dışişleri bakanı olan Oskanyan bile Nalbantyan’ın yanlışlar içinde olduğunu söyleyerek bir anlamda muhalefete destek verdi. Ter Petrosyan’ın başlattığı ana muhalefet hareketi ise etkisini her geçen gün artırmaktadır. Eski Cumhurbaşkanı Petrosyan Ermenistan’da Karabağ gerekçe gösterilerek kanlı bir şekilde iktidardan el çektirildiğinden beri siyasi hareketlilik durulmuyor. 
 
Türkiye Ermenistan protokolü 31 Ağustos akşamı açıklanana kadar Ermenistan’da gelişmeler bu şekilde cereyan ediyor, hatta iktidara karşı 27 Ekim 1999’da Nairi Unanyuan tarafından yapılan baskına benzer oluşumlardan söz ediliyordu.   Bu ihtimale karşılık 31 Ağustos akşamı ajanslara düşen haberlerle beklenmedik bir hareketlilik yaşanmış, Türkiye-Ermenistan diplomatik ilişkileri geliştirme protokolü açıklanmıştır. Ermenistan, bölgede ambargodan kaynaklanan sıkıntıların yanında iç muhalefetin Sarkisyan yönetimine karşı sert tutum içine girmesiyle sıkıntılı günler yaşıyordu. Cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle başlayan muhalefet-iktidar gerginliği, seçimlere hile karıştırıldığı iddiasıyla gerginleşmiş, seçimleri protesto gösterileri kanlı bir müdahaleyle bastırılabilmişti.
 
Sarkisyan ülke içi muhalefetin dikkatlerini başka yönlere çekebilmek için Türkiye-Ermenistan futbol maçını fırsat bilerek Abdullah Gül’ü bu maça davet etmişti. Fakat planını, Abdullah Gül’ün maça gelmeyeceği kuramı üzerine kuran Sarkisyan’ın hesabı, Gül’ün Erivan’a gitmesiyle tutmamıştı. Maçın rövanşı yaklaştıkça Erivan’da muhalefet sertleşiyor açıklama üstüne açıklamalar yapılıyordu. Bu süreçte Sarkisyan yeni bir manevra yaparak sınır kapıları açılmazsa maça gelmeyeceğini beyan edip muhalefete karşı dik durmaya çalıştı. Ermenistan muhalefeti 2 Eylül’de Dağlık Karabağ’ın kuruluş yıldönümünün 18. Yılını kutlamak için düzenleyeceği miting iktidara karşı bir muhalif mitingine dönüşecek ve burada oluşacak hava ile Sarkisyan cumhurbaşkanlığından uzaklaştırılabilecekti.
 
İşte Sarkisyan için çarklar böyle işlemeye başlayacağı bir sırada, 31 Ağustos akşamı protokol açıklanarak bütün dünyanın dikkatlerinin Erivan’a çekilmesi sağlandı. Sarkisyan bu protokolle muhalefete karşı ciddi bir kazanım elde etmiş oldu. Protokol etrafında açıklamalar devam ederken 2 Eylül’deki miting/kutlama çok sönük geçti. Aslında bu kutlamaların gösterdiği bir sonuç da artık Karabağ için sonun başlangıcının geldiğidir.   Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün tanındığının her fırsatta dile getirildiği bir süreçte işgalin devam edebilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda Azerbaycan’ın topraklarının beşte birini işgal eden Ermenistan/Karabağ’ın bu işgali devam ettirebilmesi mümkün değildir.
 
Protokolde bahsedilmemesine rağmen, Karabağ bütün tartışmaların ana konusunu oluşturduğu için Ermenistan dünya dengelerinin değişiminin sancılarını yaşamaya başlayacağından, bölgede kısa ya da orta zamanlı sıcak çatışmalar çıkabilir. Dışavurum farklı şekillerde kendini gösterecek olduğundan, işgal edilmiş topraklarda Ermeniler sık sık yangınlar çıkarmakta, ateşkes anlaşmasını ihlal etmekteler. Son üç ayda işgal edilmiş topraklara yerleşen Ermeniler 200’den fazla ateşkes ihlali gerçekleştirmiş ve bu çatışmalarda birçok asker yaralanmış, hatta 10 Eylül’de Azerbaycan askerlerinin karşılık vermesiyle 5 Ermeni askeri ölmüş 3 asker de ağır yaralanmıştır. Azerbaycan ise iki yaralıyla bu çatışmayı atlatmıştır. Azerbaycan ordusu ise 2003’ten beri bu sınır ihlallerinde 142 askerini kaybetmiştir.Azerbaycan’da çalışan Kızılhaç’ın açıkladığı bilgilere göre ise 1992’den beri Karabağ savaşında her iki tarafın sivil kayıplarından ancak 4500’i kayıt altına alınabilmiştir. Bunların 3500’den fazlası Azerbaycanlı 1000 kadarı da Ermeni’dir.
 
Protokolün gündeme gelmesiyle, dünyanın dikkatlerini üzerine çeken Ermenistan ve dolayısıyla Karabağ, 18 yıldır bölgenin kanayan yarasıdır. Artık bu sorunun çözümü yaklaştıkça taraflar arasında gerginlikler, çatışmalar çıkacaktır. Bu süreci kan dökmeden halletmek uluslararası kuruluşlara düşmektedir. Azerbaycan’ın, Karabağ dışındaki arazilerinden işgalin kaldırılması yönündeki çağrısı yakın zamanda yankısını bulacaktır. Bu arada karşılıklı iyi niyet açısından esir değişiminin gerçekleşmesi sürece katkı sağlayabilir. Ermenistan tarafı bu gelişmeleri soğukkanlı karşılamak zorundadır. Bölgede çıkabilecek bir savaş Ermenistan’ı iyice izole eder ve uluslararası arenada zora sokar. 
 
Bugün itibariyle Güney Kafkaslarda, Ermenistan-Azerbaycan barışı en üst düzeyde gündeme getirilirken, Gürcistan dünya dengelerinde işgal ettiği yerden hızla uzaklaşmaktadır. 08.08.2008 savaşı Gürcistan’ı zor duruma soktuğu gibi artık Abhazya uluslararası kabul görmeye başlamıştır. Abhazya’yı, Rusya ve Nikaragua’dan sonra Venezuela da tanımıştır. Bu Gürcistan’ın resmen toprak bütünlüğünün sonu demektir.  Aslında bu süreç Karabağ için işlememektedir. Zira Ermenistan Gürcistan’ın bölünmesinden, Azerbaycan ise toprak bütünlüğünden yana tavır koymaktadır. Aynı Ermenistan daha resmen Karabağ’ı tanımamıştır.
 
Hazar çevresi ülkeler Türkmenistan’da toplanarak gelecek ile ilgili konuşmuşlar fakat bu toplantıya İran’ı dâhil etmemişlerdir. Rusya Hazar denizi doğal kaynaklarının işletme hakkını kendi şirketlerine alıp dünyanın en büyük enerji devi olmayı hesaplamaktadır. Bu enerjiyi sevk edeceği, sorunsuz yollara ihtiyacı vardır. Türkiye-Ermenistan protokolünün uygulama sürecinde karşımıza çıkacak en önemli soru, “Bu gelişmelerden kim rahatsız olacak? Bu gelişmeleri engellemek için bölgede ne gibi faaliyetler olacak?” sorusudur. Her şeye rağmen, Türkiye Kafkaslar bağlamında bölgede en önemli güç haline gelmiş durumda. Görünen o ki, Ankara-Erivan-Bakü ekseni teorisi gerçekleşecektir.
 
(Dr. Hasan Oktay, Kafkasya Masası 12.09.09)



KAFKASYA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya