Afganistan’daki Amerikan Kuvvetleri Komutanı General Stanley McChrystal’ın geçtiğimiz ay, Başkan Obama’ya sunduğu Afgan durum değerlendirmesi raporu ile başlayan, Afganistan’daki muharip asker sayısının artırılmasına yönelik tartışmalar bu hafta başında da devam etmiştir. General McChrystal’ın, bu duruma ve belki de tartışmalara geçici bir çözüm olarak hem de Amerikan askerlerinin güvenliği açısından Afganistan’daki uç bölgelerdeki askerlerinin büyük şehirlere rotasyon planı Afgan hükümetince tepkilere sebep olmuştur. Amerika’nın, bugüne kadarki Afganistan’da yürüttüğü çabalarının boşa gitmemesi için bu konuda somut adımları önümüzdeki haftalarda atması muhtemeldir.
Bu haftanın asıl önemli konusu ise New York’da yapılan Birleşmiş Milletler Genel Kurul Toplantısı ve Pittsburg’da düzenlenen G–20 toplantısı oldu. Dünya Liderleri ve pek çok bakanın katıldığı toplantılarda küresel bağlamda kararlar alındı. Bu kararların en önemlisi olarak, Başkan Obama’nın oylamaya sunduğu “Dünyanın nükleer silahlardan arındırılması” konusu oybirliği ile kabul görmüştür. Önceleri Rusya’nın pek sıcak bakmadığı bu konu, ABD’nin füze kalkanı projesinden vazgeçmesi ile Rusya Federasyonu ve ABD ilişkilerinin yumuşamasını sağlamış ve toplantılar sırasında Rusya Devlet Başkanı Medvedev’in stratejik ortağı için kullandığı olumlu ifadelerde teyidini bulması üzerine destek görmüştür. Bu durum özellikle İran başta olmak üzere Hindistan, Pakistan gibi pek çok ülkeye ihtar mahiyetinde değerlendirilebilir. Hindistan ve Pakistan gibi, Türkiye ile kıyaslandığında çok daha değişik konumlarda olan ülkelerde bile nükleer tesislerin bulunmasına karşın, Türkiye’de bir nükleer santralin bile açılmış olmaması ve konunun hala tartışmalı olması gerçekten de ironiktir. Bu doğrultuda 1 Ekim’de İran ile yapılacak olan “altılar toplantısında “nükleer silahsızlanmaya” yönelik konular üzerinde durulacak ve aksi takdirde İran’a ağır yaptırımların uygulanmasının yolu açılmış olacaktır.
BM Toplantıları ve G-20 toplantılarına ek olarak New York’ta bir Ortadoğu zirvesi de gerçekleştirilmiştir. Geçen hafta Ortadoğu barışı için büyük çaba sarfeden ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi George Mitchell yoğun çabalarına rağmen olumu bir sonuç elde edememiş ve barışı BM Genel Kurul toplantısına kadar sağlayamamıştı. Bunun üzerine Başkan Obama devreye girerek hem İsrail Cumhurbaşkanı Benjamin Netanyahu ile hem de Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüşmelerde bulunmuştur. Oysa pek çok devlet başkanı kendisi ile görüşme olanağı bulamamıştır. Bunların başında medyanın da konuya çok ilgi gösterdiği İngiltere Başbakan’ı Gordon Brown gelmektedir. Obama, Locerbie suçlusunu serbest bırakarak belki de kendi itibarını zedelediğini düşündüğü İngiltere’ye tepkisini bu şekilde göstermiştir. Ancak ABD ve İngiltere ilişkilerinin mesafeli ya da soğuk kalma olasılığı düşünülmemelidir. Bu iki stratejik ortak ülke zaten alınması gereken kararları perde arkasında da almaktadır.
Başkan Obama ile görüşme beklentisi içinde olan bir diğer başbakan ise Recep Tayyip Erdoğan’dı. Ülkemizin içinden geçtiği zorlu “açılım dönemi” konusunda Başkan Obama’nın desteğini almak isteyen Başbakan Erdoğan, G-20 Zirvesi sonunda ancak 15 dakika kadar Obama ile görüşme imkanı bulmuştur.
(H. Gülin Koçak, ABD Masası,26.09.2009)