Afganistan’da ABD Varlığı Artıyor
Afganistan, yaşadığı iç çatışmalar, kanlı terör faaliyetleri ve buna rağmen zor koşullar altında yapılan seçimlerle yine Asya’nın en sıcak bölgesi olma özelliğini koruyor. Mehterlam vilayetinde cami çıkışında düzenlenen intihar saldırısı sonucu Afganistan İstihbarat Servisi başkan yardımcısı Abdullah Lahmani ile birlikte 24 kişinin yaşamını yitirmesinin üzerinden henüz iki gün geçmişken, Afganistan bugün yeni bir patlama ile sarsıldı. ABD ve NATO komutasındaki güçlerin basın sözcüsü John Stock, Kabil’de yaptığı açıklamada 90 kişinin ölümüne sebep olan patlamanın bölgeye düzenlenen hava saldırısı sonu gerçekleştiğini belirtti. Ancak ayrıntılara yer vermedi. Reuters haber ajansı, patlamanın Taliban militanlarınca kaçırılan petrol tankerine düzenlenen saldırı ile olduğunu ve ölenlerin Taliban militanları olduğunu belirtiyor. (Tıkla-1) Ancak ulusal kaynaklara göre ölenlerin 40’ının sivil olduğu söyleniyor. Afganistan’da çatışma ve patlamalar bir türlü son bulmazken, ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in dün yaptığı açıklama oldukça dikkat çekicidir. Kamuoyu yoklamalarına göre Afganistan’daki ABD varlığı desteğini girerek yitirirken; Gates, Afganistan’daki ABD varlığının terörizmle mücadelede şart olduğunu vurguladı. Ayrıca ABD Başkanı Barack Obama'nın, 21 bin Amerikan askerinin daha Afganistan'a gönderilmesini de içeren çabalarının "sadece başlangıç olduğunu" ifade etti.(
Tıkla-2)
Afganistan’da yaşanan kanlı olaylar devam ederken Gates’in bölgedeki ABD varlığının gerekliliğini savunması çok ilginçtir. Zira yaşanan kanlı olayların asıl kaynağı yalnızca bölgede yaşanan terör olayları değil, bu olayları tetikleyen ABD varlığının kendisidir. Demokrasi, insan hakları gibi söylemler ile ülkeye 11 Eylül’ün meşrulaştırdığı bir müdahalede bulunan ABD, bu hedefini gerçekleştirememiş gibi görünmektedir. Bugün Afganistan’ın genel durumuna baktığımızda demokrasi, insan hakları, ekonomik kalkınma ya da eğitim gibi modern toplumun gerektirdiği unsurların mevcut olmadığını görüyoruz. Son seçimlerin Taliban tehdidi altında gerçekleştiği de göz önünde bulundurulursa, Afganistan’da ABD varlığının gerekliliği sorgulanır hale gelmektedir. Seçimlere düşen Taliban gölgesi, ülkeye demokrasi söylemleri ile müdahale eden ABD’nin bu konuda Taliban’a karşı başarısız olduğunu gözler önüne sermektedir.
Bugün için Afganistan’dan çekilmeyi planlamayan ve ABD’nin bölgedeki mevcudiyetini savunan ABD’nin bu düşüncesinin ardında, elbette ki Afganistan üzerinden gerçekleştirmek istediği hedefler vardır. ABD, bölgede kendine rakip olarak gördüğü Çin ve Rusya’yı bu yolla dengelemek ve olası nükleer gelişmeleri denetimi altına almak istemektedir. Bu konuda ne kadar başarı gösterdiği sorgulanır olsa da Afganistan’daki varlığının ABD’ye bölgede bir güven sağladığı da açıktır. Son olarak Gates’in açıklamalarından yola çıkarak önümüzdeki dönemde ABD’den demokrasi, insan hakları ve özellikle terörizmle mücadele konusunda yeni söylemler bekleyebiliriz. Ancak bu söylemlerin gerçekleşme ihtimali hakkında uluslararası kamuoyu hemfikir gibi görünmektedir.
(Yeşim Doğan, Avrasya Masası, Araştırmacı, 04.09.09)