ENGLISH
07.02.2012
Ana Sayfa » BalkanlarGeri Dön «

Bağımsız Kosova Cumhuriyeti?

10.11.2009 09:50:00

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kosova gibi yeni bağımsız ülkeler politika, ekonomi ve yönetim gibi alanlarda birtakım sorunlar yaşamaktadır.

Bağımsız Kosova Cumhuriyeti?

17 Şubat 2008 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Kosova’nın, deneyimsiz bir ülke olmasından dolayı, bağımsızlığına yeni kavuşan ülkeler, politika, ekonomi ve yönetim gibi alanlarda bir takım sorunlar yaşamaktadır. Uluslararası aktörlerin bu ülkeye karşı ilgileri devam etmektedir. Bunun en son örneği 16 Şubat 2008’de oluşturulmasına karar verilen ve aylardır tartışmaları süren Avrupa Hukukun Üstünlüğü Misyonu’nun (EULEX) 9 Aralık 2008 tarihinde Kosova’da göreve başlamasıdır. EULEX, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası kapsamında bugüne kadar oluşturulan en geniş sivil misyon olma özelliğini taşıyor. Misyonun öncelikli amacı, Kosova yetkililerine hukukun üstünlüğünü sağlama konusunda yardımcı olmaktır. Teknik bir misyon olduğu belirtilen EULEX’in özellikle polis, adalet ve gümrük alanlarında yürütme yetkisi bulunuyor (Tıkla-1).
 
Bağımsızlığını ilanından sonra Kosova’nın AB standartlarına uyumlu kurumlara sahip olabilmesi ve aynı zamanda Arnavut çoğunluk ile Sırp azınlık arasında ortaya çıkan sorunların çözülebilmesi amacıyla EULEX’in UNMIK’ten (United Nations Interim Administration Mission in Kosovo) görevi devralması birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. EULEX’in misyonu, önceleri hem Kosova Arnavutları hem de Kosova Sırpları tarafından protesto edilmiştir (Tıkla-2). Etnik Arnavutların AB misyonuna karşı çıkmalarının temelinde; bu misyonun 15 Haziran 2008’de yürürlüğe giren Kosova Anayasası’na saygılı olup olmayacağının belirsiz olması, EULEX’in Kosova’nın bağımsızlığı konusunda tarafsız kalması ve buna bağlı olarak da Kosova’nın fiili olarak bölünmesi sonucunu doğuracağı endişesi gibi nedenler yatıyor. Kosova’nın kuzeyinde yaşayan ve bağımsızlığını kabul etmeyen etnik Sırplara göre ise, EULEX’in Kosova’daki mevcudiyeti Belgrat yönetimi için sıkıntı yaratmaktadır. Çünkü onlara göre bu misyon Kosova’nın bağımsızlığının sürdürülmesine büyük katkıda bulunacaktır. Buna rağmen Belgrat ve Priştine yönetimleri misyona destek verdiklerini dile getirmiş ve EULEX Kosova’da göreve başlamıştır.
 
Misyonun varlığı her iki tarafı da farklı beklentilere iterek umutlandırmış olsa da, son zamanlarda meydana gelen olaylarda her ikisi açısından iyimser olmak için henüz bir neden olmadığını gösteriyor. Öncelikle, yeni bağımsız olmuş ve etnik grupları arasında gerilimler olan böyle bir devletin sınırları içinde barışı ve hukukun üstünlüğünü sağlamak adına konuşlanan iki ayrı uluslararası misyonun bu farklı etnik gruplar tarafından farklı algılanması ve meşruiyetlerinin her etnik gruba göre değişiyor olması söz konusudur. Bu durum, söz konusu misyonların Kosova’nın tamamında görevlerini yerine getirmeleri önünde büyük bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır.
 
20 Ağustos’ta EULEX’in lideri Ives de Kermabon, Kosova’nın Devlet Başkanı Fatmir Seydiu ve Başbakanı Haşim Thaçi, EULEX polis teşkilatı ile Sırbistan Dışişleri Bakanı arasında imzalanması düşünülen protokol hakkında  görüşmeler yapacağını söylemiştir. Bu açıklama Kosova halkı tarafından EULEX’in amacına karşı şüpheli ve olumsuz tepkiler yaratmıştır. Priştina’nın onayı olmadan bu fikir benimsemeyecektir. Çünkü Haşim Thaçi Kosova’nın artık bağımsız bir ülke olduğunu ve hiçbir aktörün onun adına karar alamayacağını belirtmiştir. Thaçi Kosova ile ilgili tüm anlaşmaların yalnızca Kosova kurumları tarafından imzalanabileceğini de ayrıca vurgulamıştır.
Kosova’nın yıllardır özlemini çektiği şey tam bağımsızlıktır. Bölge barışı, istikrarı ve Kosova yararına her ne yapılacaksa, bu Kosova’nın bağımsızlığını tanıyarak ve onun anayasası temelinde yapılmalıdır. Ayrıca etnik gruplar arasında süregelen çatışmanın çözümü onları birbirinden daha da uzaklaştırmak değildir. Olayın arka planını analiz edecek olursak, dikkatimizi çeken ilk husus, başta bir Avrupa Birliği misyonu olarak EULEX’in Kosova’daki mevcudiyetinin amacıdır. İkinci olarak, AB’nin 27 ülkesinden sadece 21’i Kosova’yı tanımaktadır. Dolayısıyla Kosova’yı tanımayan bu altı ülkenin tutumu da çok önemlidir. Gözden kaçırılmaması gereken başka bir husus da, Sırbistan’ın son zamanlarda AB ile ikili ilişkiler geliştirdiğidir. Kuşkusuz, Sırbistan bölge barışının sağlanması için sürece dâhil olması gereken en önemli aktörlerden biridir. Ama bizim sorgulamamız gereken asıl nokta; bu uluslararası aktörlerin (AB ve Sırbistan) son gelişen olaylarda ne kadar iyi niyetli olduklarıdır.
 
Bu durumu hukuksal açıdan değerlendirecek olursak, 1244 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı yürürlülükte kaldığı sürece, bağımsızlık ilanı öncesinde olduğu gibi, BM Kosova Geçici Misyonu (United Nations Interim Administration Mission in Kosovo-UNMIK) temsil edilmeye devam edecektir. Ayrıca UNMIK’in şemsiyesi altında çalışacak olan AB Misyonu da (The European Union Rule of Law Mission in Kosovo-EULEX) Kosova’da görev yapmaktadır. UNMIK, EULEX ve Kosova hükümeti arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi konusunda daha çok şey yapılması gerekse de, UNMIK’in ikinci plana itilerek, görevlerinin kısıtlanacağı; Ahtisaari Planı’na uygun bir şekilde kabul edilen Kosova yasalarının uygulanmasını ise EULEX’in denetleyeceği ortadadır. Yasaların denetlenmesini, yasa koyuculuk anlamında yorumlamak yanlış olacaktır. Bağımsız bir ülke olarak Kosova’nın ikili ve çok taraflı ilişkilerini kendisinin geliştirmesi gerekmektedir. Zira Kosova’nın bağımsızlığını tanımayan Sırbistan’ın Kosova’nın güvenliği için ne kadar faydalı olacağı tartışmalıdır. Bu noktada, imzalanacak protokol Kosova’nın güvenliği için önemlidir. Sonuç olarak çok sayıda ülke Kosova’nın bağımsızlığını tanısa dahi, yeni hukuki koşullar geliştirilmedikçe, Kosova’nın egemenliği bir bakımdan kısıtlı kalacaktır. Bir başka deyişle Kosova’nın bağımsızlığını tanıyan ülkelerin bu bağımsızlığa daha fazla saygılı olmaları beklenir.
 
(Erjada Progonati, Kıdemli Asistan, 05.09.2009)



BALKANLAR KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya