Türkiye-Suriye İşbirliği Süreci
Kuzey Irak’ta üslenmiş olan PKK’lı Suriyelilere kucak açarak ortaklığı derinleştiren Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerde dün yeni bir döneme girildi. AKP’nin iftar daveti için İstanbul’a gelen Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile Başbakan Erdoğan’ın görüşmeleri sonucu, “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi”nin kurulmasına yönelik bir anlaşma imzalandı ve iki ülke arasındaki vize uygulamasının kaldırılmasına, yılda en az bir kez toplanacak bir konsey oluşturulmasına ve bu konseyin dışişleri, enerji, ticaret, savunma, içişleri ve ulaştırma bakanlarından oluşmasına karar verildi. Davette ayrıca Kürt açılımı, Irak-Suriye arasındaki gerilim ve İsrail’le dolaylı barış müzakereleri de görüşüldü.(Tıkla-1) Türkiye-Irak İşbirliği Mekanizması’nın örnek teşkil edeceği Suriye ile işbirliği süreci, Türkiye’nin Irak ve Suriye ile ortak bir işbirliği mekanizması oluşturmasının da önünü açmış oldu. Bugün ise Türkiye-Irak Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi bünyesinde İstanbul’a bakanlar düzeyinde bir görüşme gerçekleştirilecek. Bu görüşme sonucunda “Üçlü Sınır Güvenliği Mekanizması” kurulması öngörülecek. Böylece PKK, El Kaide ve BAAS’ın bu ülkelerdeki uzantılarıyla mücadeleler gündeme alınacak. (Tıkla-2)
1980’lerde PKK nedeniyle Suriye ile Türkiye savaşın eşiğine gelmiş, ardından Suriye’nin 1997 yılında Öcalan’ı sınır dışı etmesi ile, ilişkilerde yeni bir dönüm noktası yaşanmıştı. Bugün ise Türkiye, dış politikasında geliştirdiği yeni işbirlikleri ve açılım süreçlerine paralel olarak Suriye ile de yeni bir döneme girmiştir. Demokratik açılım süreci, Ermenistan ile geliştirilen müzakereler ve Irak ile geliştirilen yeni işbirliğine ek olarak dün Suriye ile gerçekleşen görüşme ve alınan kararların, Türkiye’ye yeni bir prestij kazandıracağı açıktır. Burada iki taraf açısında da bir değerlendirme yapacak olursak, öncelikle gelişmeyi insani boyutta ele almak gerekmektedir. Zira bayramlarda halkın sınırda yaşadığı sorunların sona erecek olması, oldukça önemlidir. Stratejik perspektiften ele alındığında ise sınırların açılmasından ziyade yeni işbirliklerinin temelinin atılmış olması, Türkiye’nin bölgesel politikaları açısından büyük önem arz etmektedir. Türkiye, bu yeni süreçte Bağdat ile Şam arasında Irak’taki terörist saldırılardan kaynaklanan krizin son bulmasında arabuluculuk rolü oynayacaktır.
Türkiye’nin çıkarları, bölgedeki istikrarsızlığın bir an önce giderilmesinden yanadır. Bu konuda PKK ile mücadele ve Kürt sorunun çözülmesi, Türkiye’ye ulusal ve uluslararası politikalarda kolaylık sağlayacaktır. Türkiye’nin enerji güvenliği açısından da bölgenin istikrarı ve Ortadoğu Barış Süreci sağlanması oldukça önemlidir. Geçtiğimiz ay Suriye ile doğalgaz boru hattının inşasına ilişkin bir protokol imzalanması da Türkiye’nin enerji alanında attığı önemli adımlardan biri olarak nitelendirilebilir. Ancak süreç dikkatli izlenmelidir. Zira Ortadoğu gibi bir coğrafyada arabuluculuk rolü üstlenmek, ileride yaşanması muhtemel sorunlarda da Türkiye’ye bir sorumluluk doğurabilecektir.
(Yeşim DOĞAN, Siyaset Bilimi-Hukuk--Kamu Yönetimi-Eğitim Masası, Aratırmacı, 17.09.2009)