Yeni Yaklaşımların Gölgesinde: Türkiye-İsrail Krizi
İsrail devletinin 1948'de kurulmasından bu yana Ortadoğu bölgesinde kendisine yakın olarak gördüğü Türkiye ile ilişkilerinde, bu yılın başlarında İsrail'in Gazze'ye yönelik yoğun askeri operasyonlardan sonra, önemli çalkantılar yaşanmaya başladı. Bu yılın başlarında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e karşı Davos çıkışı, iki ülke ilişkilerini neredeyse kopma derecesine getirmişti. Türkiye-İsrail arasında 12 Ekim'den beri "Anadolu Kartalı Tatbikatı"nın bu seneki uluslararası bölümünün iptali üzerine başlayan kriz her geçen gün daha da kızışmaktadır. İki ülke arasında patlak veren kriz İsrail'de medya ve kamuoyunda büyük tepkilere yol açmıştır. Başlangıçta Türkiye tarafı, bu gerilimi çok ciddiye almamış olsa da, son iki gündür her iki ülke yetkilileri karşılıklı olarak birbirlerini suçlayan açıklamalar yapmaktadır. (Tıkla-1)
Bu defa, Anadalu Kartalı Tatbikatında İsrail'in son anda devre dışı bırakılması ve hemen ardından İsrail'in Gazze operasyonunda kullandığı orantısız gücü ve sivil Filistinlilere yönelik insanlık dışı eylemleri konu alan "Ayrılık" isimli belgeselin ilk bölümünün resmi televizyon kanalı TRT'de yayınlanması üzerine, İsrail'in gerek kamuoyu, gerek hemen tüm resmi makamlar düzeyinde gösterdiği tepkinin ülkemiz yetkililerini de bu konuda karşı açıklamalar yapmaya sevk ettiği görünmektedir.
Bu çerçevede, İsrail gerek Tel-Aviv'deki Türkiye Büyükelçiliği, gerek Ankara'da Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimde bulunarak, TRT'de yayınlanan belgeselin bariz bir kışkırtma oluşturduğunu, bu belgeselin Türkiye'de yaşıyan yahudilerin yanısıra Türkiyeyi ziyaret edecek İsrailli turistlerin hayatlarını tehlikeye atabileceği hususlarını dile getirdi. Diğer taraftan İsrail Dışişleri Bakanı ve ardından da Başbakan Netenyahu sözkonusu belgeseli kışkırtıcı olarak niteledi ve düş kırıklığına uğradığını ifade etti. Ayrıca bu konuyla ilgili ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Philip Crowley, Anadolu Kartalı Tatbikatının Türk Hükümetinin kararıyla ertelendiğini belirterek, "Davetli bir ülke için, son dakikada böyle bir tatbikatın katılımcı listesinden çıkarılmasını yakışıksız" olarak niteledi. (Tıkla-2) Diğer taraftan, özellikle Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun gayet sert bir tutum sergilemesi dikkatleri üzerinde toplamıştır. İsrail'in Gazze Operasyonunda uyguladığı insanlık dışı eylemlerin hala hafızalarda tazeliğini koruduğuna işaretle, bu koşullarda İsrail'in tatbikattan çıkarılmasının normal algılanması gerektiğini vurgulamış ve İsrail ile yeniden somut askeri işbirliğinin başlatılması için, Gazze'deki insani trajedinin sona ermesi, İsrail-Filistin ile İsrail-Suriye barış görüşmelerinin yeniden başlatılması ve barış psikolojisinin Bölgeye yeniden hakim olması şartlarını ortaya atmıştır. (Tıkla-3)
Davutoğlu'nun, Türkiye-İsrail arasında yaşanan gerilimin düzeltilmesine ilişkin koyduğu şartlar, bu krizin gün geçtikçe artmasına neden olabilir. Diğer taraftan, Türkiye'nin bu karşı tutumunun, bölgedeki Arap ülkelerini kazanmaya yönelik olduğu izlenimini edinen İsrail'in, Türkiye'nin son günlerde güney komşuları Irak ve özellikle Suriye'ye yönelik yeni açılımlarından ciddi şekilde rahatsız olduğu ve kaygı duyduğu gerçeği de unutulmamalıdır.
Sonuç itibariyle, oldukça kısa bir zaman dilimi içinde birbirini izleyen bütün bu gelişmeler dikkate alındığında, Türkiye'nin, gerek kamuoyu, gerek hükümet olarak Gazze olaylarında gösterdiği tepkiler, Filistin-İsrail Sorununu bir Ortadoğu-Arap Sorunu olmaktan çıkarıp Türkiye'nin doğrudan kendi sorunu haline getirme eğiliminde olduğu izlenimi yarattı. Bu yaklaşımının Türkiye-İsrail ilişkilerini önümüzdeki süreçte daha da yayılarak olumsuz yönde etkilemesi ve hatta bir ölçüde Türkiye-ABD ilişkilerine yansıması beklenebilir. Bütün bu olumsuz gelişmelerden sonra, Ortadoğu'da taraf haline geldiği kanısını pekiştiren Türkiye'nin, İsrail ile komşu ülkeler ve özellikle Filistinliler arasındaki sorunların çözümüne, kolaylaştırıcı ya da arabulucu adı altında bir rol üstlenmesi olanağını, en azından görünür gelecek için, kaybetmiş olduğu söylenebilir.
(Ali SEMİN, Ortadğu-Afrika Masası, Kıdemli Asistan, 17.09.2009)