ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » OrtadoğuGeri Dön «

Arap Zirvesi ve Türkiye

10.11.2009 09:54:40

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye'nin, bu sıcak bölgede izlemekte olduğu 'Komşularla Sıfır Sorun' politikasının başarılı olup olmayacağını kestirmek oldukça zordur.

 

Arap Zirvesi ve Türkiye
 
Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Gürcistan ziyaretinin ardından 132. Arap Birliği Olağan Bakanlar Konseyi Toplantısı'nın açılış oturumuna katılmak üzere 9 Eylül'de Kahire'ye gitti. Davutoğlu, toplantı öncesinde, son dönemde ilişkilerinde gerilim yaşanan Irak ve Suriye'nin dışişleri bakanları Hoşyar Zebari ve Velid Muallim ile görüştü. (Tıkla-1)

Görüşmede, Şam ve Bağdat yönetimi arasında Irak'ta meydan gelen saldırıların 100 kişinin ölümüne neden olmasıyla birlikte patlak veren gerginlik ele alındı. Davutoğlu, Suriye ve Irak arasındaki gerginliğin giderilmesini amaçlayan sürecin devam edeceğini belirtti. Ahmet Davutoğlu, Kahire'deki Arap Birliği Bakanlar Konseyi toplantısındaki açılış konuşmasını yaptı. Mısır ziyaretinde, 1967 sınırları içinde Filistin devletinin kurulması gerektiğini ifade etti. Türkiye olarak Irak'a güvenlik konusunda destek vermeye devam edeceklerini belirten Davutoğlu, Türkiye'nin bölgesel olarak tarihi bir noktada olduğunu vurguladı. (Tıkla-2)
 
Son gelişmeler, Türkiye'nin Ağustos ayından beri izlediği Ortadoğu diplomasisi ile Suriye-Irak arasındaki gerginliğin çözümü için yoğun çaba harcadığını göstermektedir. Özellikle son yıllarda Ortadoğu bölgesine ve Filistin-İsrail çatışmasına dış politika gündeminin ilk sıralarında yer vermeye özen gösterdiği görülen Türkiye, bu defa Şam-Bağdat arasında yaşanan gerginliği konu edinerek, bölgeye ilgisini sürdürmekte kararlı olduğu görüntüsünü vermektedir. Bu nedenle Türkiye'nin, bu sıcak bölgede izlemekte olduğu 'Komşularla Sıfır Sorun' politikasının başarılı olup olmayacağını kestirmek oldukça zordur. Ancak yıllardan beri sorunsuz bir gün bile geçirmeyen Ortadoğu bölgesinde Türkiye'nin izlediği söz konusu politikanın başarı sağlama şansının olanaksız denmese de, son derece zor olduğu gerçeği gözden uzak tutulmamalıdır.
Davutoğlu, Kahire ziyareti sırasında Türkiye'nin, Suriye-Irak arasında yaşanan gerilimin giderilmesi için harcadığı çabaları 'Arabuluculuk' olarak nitelendirmediklerini söyledi. Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'nin ve Suriye Dışişleri Bakanı Velid El-Mualim'in, Türkiye'nin, Suriye-Irak arasında yaşanan gerilimin çözümü için gösterdiği çabaları olumlu olarak nitelemelerine karşın, Mısır'ın, Türkiye'nin bu tutumundan pek de memnun olduğu söylenemez. Davutoğlu'nun, Bağdat ve Şam ziyareti sonrası, 2 Eylül'de Mısır'ı ziyareti sırasında, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ile birlikte yaptıkları basın toplantısında, Türkiye ve İran'ın, Irak-Suriye arasında yaşanan gerginlik konusundaki konusundaki girişimlere değinerek, Arap ülkelerinin bu gelişmelerden tedirgin olduğunu ima etti. Musa'nın, bu açıklaması Araplar’ın kendi sorunları konusunda pasif olduklarını ve kendi sorunlarını kendilerinin çözmek istediğini gösteriyor. Bu nedenle Türkiye'nin, Suriye- Irak arasında uzlaştırma çabalarının, Mısır başta olmak üzere Arap dünyasını harekete geçirdiğini söyleyebiliriz. (Tıkla-3)
 
Davutoğlu'nun 10 Eylül'de Ürdün'ü ziyaret ederek Ürdün Dışişleri Bakanı Nasır Ceyde ile yaptığı açıklamada "Artık Filistin'de geçici yerleşimler yerine nihai olarak bu konuda kalıcı anlaşmaya varılmalıdır. Bu konunun çözülmesi sadece bölgeye değil, tüm dünyaya barış getirecektir. Biz Arap barış planını destekliyoruz. Biz, Filistinli kardeşlerimizin yeniden bir araya gelmelerini ve birlik olmalarını destekliyoruz. Birlik olmadan müzakerelerde kalıcı barışa yönelik ciddi adımlar atılamaz. Ürdün ve diğer dost ülkelerle birlikte Mısır'ın arabuluculuğunda yapılan planı destekliyoruz” demesi, Türkiye'nin Filistin sorunu konusunda önceliğinin Mısır'da olduğunu gerçeğini kabullenir göründüğünün bir göstergesi olarak düşünülebilir. (Tıkla-4)
 
Sonuç olarak, bir taraftan Türkiye'nin, diğer taraftan Mısır'ın liderliğinde Arap Birliği'nin çabalarına rağmen, Irak ile Suriye arasında ortaya çıkan gerilimin önümüzdeki süreçte daha da ciddi boyutlara ulaşmasının ve özellikle ABD askerlerinin Irak'tan çekilmelerinin ardından bölgede sadece etnik değil, mezhepsel çatışmaların da alevlenmesinin beklenebileceğini söylemek pek de abartılı olmaz.
 
(Ali SEMİN, Ortadoğu-Afrika Masası, Kıdemli Asistan, 12.09.2009)
 



ORTADOĞU KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya