Arnavutluk Nereye Gidiyor?
1913 yılından beri Arnavutluk milleti parçalanmış bir şekilde yaşamaktadır. Bu durum politik, ekonomik, sosyal alanlarda dolaylı ya da dolaysız yoldan, özelde Sırbistan, Karadağ, Kosova, Makedonya devletleri ve genelde Balkan ülkelerini etkilemektedir. Kosova bağımsızlığını ilan ettikten sonra, Arnavutluk Devleti’nin Başbakanı, Sali Berişa, yaptığı konuşmalarında sık sık Kosova’da yaşayan Arnavutların Arnavutluk Devleti’ne giriş çıkışlarının serbest olmasını doğal bir durum olarak nitelendirmektedir (Tıkla-1). Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesi (17 Şubat 2008) ve Arnavutluk’un NATO’ya girmesi (Nisan 2009) ile, iki ülkenin bu olumlu gelişmelerin devamı adına ve ilerde Avrupa Birliği ailesine ait olacakları öngörüsüyle aralarındaki sınırların fiziki olarak ortadan kaldırılması ve bu sınırların artık sembolik bir hale geldiği yorumlanmaktadır. Diğer taraftan da, Balkanlar’da Arnavutların yaşadığı bölgelerle ilgili talepler gittikçe artmaktadır. Böylece, Karadağ’da, Malesia ilinde, Podgoric şehrinin kuzeyinde bulunan ve çoğunlukta Arnavut nüfuslu olan Tuzi Belediyesi otonomi talep etmektedir. Karadağ’da bağımsızlık referandumu olmadan önce bu durum tartışılmıştır. Burada yaşayan Arnavutlara, Karadağ bağımsız olursa Tuzi Belediyesi’nin de “otonomisinin” tanınacağı sözü verilmiştir. Dolayısı ile Tuzi Belediyesi Karadağ hükümetine kendilerini otonom olarak ilan edeceğini açıklamıştır. Bu inisiyatifin destekleyicileri Malesia’nın geniş bir bölge olduğunu, kendi idareleri için avantajlı ekonomik kaynaklara sahip olduğunu öne sürmektedirler. Otonom statü oluşturulacağına yönelik tüm vaatlere karşın, yasa tasarısında Karadağ’da yeni bir bölgesel otonominin tanınacağı öngörülmemiştir (Tıkla-2).
Balkanlar’da gelişen olaylara bakıldığında, Arnavutların yoğunlukla ikamet ettiği ve Arnavutluk ile sınırdaş olan Tuzi şehrinde son iki yılda Arnavut milliyetçiliği tekrar tırmanmaya mı başladı, yoksa 1913’te Balkan ülkelerine dağıtılan Arnavutların taleplerini bir hak olarak mı nitelendirmek lazım? Başka bir deyişle “Büyük Arnavutluk” gündeme gelebilir mi? Bu durumun oluşması Balkanlar'da yeni bir uluslararası çatışmanın gündeme gelmesi demektir. Her ne kadar Arnavutluk Devleti bu bünyenin bütünlüğünü kanıtlayacaksa da, Balkanlar ve Avrupa'da bugünkü sınırlar uluslararası antlaşmalarla ortaya çıkmıştır ve onlara karşı çıkmak uluslararası hukuku çiğnemek demektir.
Yunanistan ve Sırbistan, Balkanlar coğrafyasında (Arnavutların yaşadığı bölgeler) jeostratejik, ekonomik, askeri, politik alanlarda Arnavutluk'a nazaran daha güçlü olmaktadır. Bu iki ülkenin daha küçük olan komşu ülkeleri, Karadağ ve Makedonya, son zamanlarda Arnavutluk'a göre daha iyi bir uluslararası imaja sahip olmaktadır. Bu nedenle bu ülkeler uluslararası alanda daha büyük bir desteğe sahiptirler. Başka bir deyişle, genelde uluslararası güç oranlarına bakınca, Arnavutluk Devleti henüz avantajlı bir konuma sahip değildir. Dolayısıyla, “Birleşmiş Avrupa”yı hayal eden Arnavutlar ve Arnavutluk Devleti’nin dışında yaşayan Arnavutların talep ettiği hakların “Büyük Arnavutluk” fikrini canlandıracağını yorumlamak doğru değildir.
(Erjada Progonati, AB-Balkanlar, Kıdemli Asistan, 09.09.2009)