Küresel Isınma Küresel Kriz Midir?
İçinden geçtiğimiz küresel ekonomik kriz konusunda insan hayalinin düşünebildiği bütün önlemleri alan dünya ülkeleri, küresel ısınma konusunda oldukça yavaş davranmaktadır. Biz Dünyalılar, aslında kurbağa gibiyiz. Kaynar suya atılınca hemen zıplayıp kurtuluyoruz (ekonomik krizden çıkıyor olduğumuz gibi). Ama ılık bir suya atılıp yavaş yavaş ısıtılınca sessizce ölüyoruz (küresel ısınma hakkında rahat olduğumuz gibi).
Sera Gazları ;
Karbondioksit (CO2) %81.5
Metan (CH4) % 15.6
Nitrozoksit (N2O) %1.8
Kükürthekzaflorid (SF6) %0.8
Hidroflorokarbon (HFCs) %0.1
Kloroflorokarbon (CFCs) %0.1
Perflorokarbon (PFCs) %0.1
adlı kimyasal maddelerden oluşmaktadır.
Güneşten gelen ışınların %31’i geri yansırken atmosferin üst katmanlarında biriken yukarıda sıralanan sera gazları-özellikle karbondioksit- dünyayı çevreleyen battaniyeyi kalınlaştırarak güneş ışınlarının geri dönüşünü engellemekte ve küresel ısınma adı verilen sıcaklık artışına sebep olmaktadır. Yapılan son değerlendirmelere göre, küresel ortalama yüzey sıcaklıkları geçen yüzyılda 0,4-0,8 °C artmıştır (IPCC, 2001a). Küresel iklimde gözlenen ısınmanın yanı sıra, temel alınan en gelişmiş iklim modelleri, küresel ortalama yüzey sıcaklıklarında 1990-2100 döneminde 1,4-5,8 °C artış olacağını ve bu artışa bağlı olarak, iklimde gözlenen değişikliklerin süreceğini öngörmektedir. Dünya üzerindeki 2°C den fazla sıcaklık artışının su ve gıda kıtlığına sebep olacağı ve ekosistemi tehdit edeceği bilim insanlarınca açıklanmakta. IPCC 4. Değerlendirme raporuna göre Akdeniz havzasında bulunan Türkiye iklim değişikliğinden ciddi şekilde etkilenecektir. AB'nin, küresel ortalama sıcaklık artışını sanayileşme öncesi değerlerin en fazla 2 °C üzerinde sabitleme hedefini kararlaştırdığı bilinmektedir.
Küresel Isınmanın Değişik Sistemler Üzerine Etkileri
Ekolojik sistemler üzerinde küresel ısınmanın birçok etkisi vardır.Yukarı enlemlerde ve kutup bölgelerinde sıcaklık artışına bağlı olarak buzulların erimesi sonucu deniz suyu seviyesi yükselecektir. Taşkınlar, kıyı kesinlerde toprak kaybı , temiz su kaynaklarının denize karışması, aşırı buharlaşma ve kuraklığa bağlı olarak yangınlar, göl ve ırmak sularında azalma, bitki ve hayvan türlerinin yok olması yada azalması, bazı bölgelerde virüs türlerinde değişiklikler, salgın hastalıkların artması gibi bir çok olumsuz gelişme meydana gelmekte.
Deniz suyu seviyesinin yükselmesiyle taşkınlar ve seller sulak alanları ve sahilleri tahrip edecektir. Böylece, bitki türleri küresel ısınmayla gelen yeni şartlara hemen adapte olamayacak; sel, kuraklık gibi felaketler neticesinde birçok bitki türü yok olacaktır.
Küresel ısınmanın birçok sosyoekonomik ve politik etkisi vardır: Su, tarım ve orman ürünlerinde azalama; su kaynaklarında azalamaya bağlı enerji sıkıntısı; turizm ve rekreasyon alanlarının sorunlu bölgeler haline gelmesi; bazı virüs türlerinin mutasyona uğraması ve dayanıklı varyasyonların ortaya çıkması, taşkın, sel vb. olaylar sonucu bulaşıcı hastalıkların artması ile insan sağlığının tehlikeye girmesi; besin maddelerinde azalma; psikolojik sorunlar, göç, politik sorunlar, az gelişmiş ülkelerin gelişen olaylara hazırlıksız olması ve ülkelerinde krizlerin ortaya çıkması kaçınılmaz görülmektedir.
Ayrıca yüzey sularındaki akış değişikliği, yer altı suları, yağış, göller ve akarsular üzerinde doğrudan etki ederek suyun kalitesini bozacaktır. Denizlerin yükselmesi kıyı alanlarındaki tatlı su kaynaklarına zarar verecek; kıyı su alanları tuzlu suyun yer altı sularına karışmasından dolayı tehlike altına girecektir.Küresel ısınma Bangladeş, Maldiv Adaları, Pakistan ve Endonezya’da toprak kayıplarıyla kendini göstermektedir. Dünyadaki buzulların onda birine ev sahipliği yapan Peru’da buzulların dörtte biri yok olmuştur. Kuzey Kutbunda 1979’dan beri buzulların %20’si erimiştir. Afrika’da Klimanjora Dağı’ndaki buzul 20.yüzyılda kütlesinin yaklaşık dörtte üçünü kaybetmiştir. Çin- Rus sınırındaki Tiyen Şan Dağlarındaki buzullar son yıllarda %20 küçülmüştür.
Türkiye’de beklenen en büyük sorun su sorunudur. Akdeniz ikliminin yaz kuraklığına ilave olarak kış yağışlarında da azalmalar beklenmektedir. Su kaynaklarının azalması neticesi enerji sıkıntısı ve kıyı bölgelerinden iç bölgelere göçler beklenmektedir. Son yıllarda Türkiye’de ormanlarda artış gösteren kuruma, zararlı böceklerin ve yangınların asıl nedenin kuraklık olduğu ileri sürülmektedir.
Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir köprü görevi gören ülkemiz, çok değişik iklim ve topografik yapıya sahip olduğundan, bitki ve hayvan türleri bakımından da oldukça zengin bir çeşitliliği bünyesinde barındırmaktadır. Türkiye’de 120 memeli, 413 kuş 93 sürüngen 18 kurbağa, 276 deniz balığı, 192 tatlı su balığı ve 60-80.000 böcek türünün bulunduğu bilinmektedir. Yine ülkemiz, bitki türleri bakımından da oldukça zengindir. Tüm Avrupa kıtasında 12.000 bitki türü bulunmasına karşılık ülkemizde 9.000 bitki türü bulunmaktadır. Bu türlerin % 30’u, dünyada sadece Türkiye orijinlidir. Oldukça fazla sayıda bitki ve hayvan türünün anavatanı ülkemizdir. Tüm bu yönleriyle Türkiye, biyolojik çeşitlilik bakımından bir kıta özelliği arz etmekte olup, dünyada eşsiz bir yere sahiptir. Yazının genelinde sıralanan tüm olumsuzluklara bakıldığında çöldeki vahayı kaybederek serap görmeye hazırlanmamız gerekecek. Aslında türler hızla yok olmakta, fakat bilim insanları bunu daha net olarak ortaya koyabilmeli ve kamuoyu ile paylaşarak gündem oluşturmalı.
Kaç Amerika?
Yerküre üzerinde yaşayan insanların gördüğü Amerikan rüyasında; bir araba, bir ev, bir klima, bir cep telefonu, bir mikrodalga, bir bilgisayar ve bir iPod sahibi olmak yer almaktadır. Bir Amerikalının tüketimi 32 Kenyalının tüketimine bedeldir. Üçüncü Nesil Çevrecilik adlı vakfın başkanı Tom Burk'e göre, "Daha düne kadar, dünyada sadece iki Amerika vardı: Kuzey Amerika ve Avrupa. Şimdi Çin ve Amerika birer Amerika doğurdu ve 2030'a kadar ikincisine hamileler. Aynı şekilde, dünyanın birçok bölgesinde yeni Amerikalar yoldadır. 2030 yılına kadar dünyada 2 Amerika'dan toplam 9 Amerika'ya çıkacağız." İhtiyar dünyamızın bu kadar Amerika'yı taşıyacak gücü yoktur. Dünyamız kapasitesini 2003 itibariyle % 25 oranında aşmış durumda ve artık artan talebe yanıt verebilecek durumda değil.
Dünya ikisini doğururken, ortalama ateşi sadece 0,8 °C arttı. Hafif bir ateşlenmede, dünyanın birçok yerinde kasırgalar, su yükselmeleri, seller, kıtlıklar, ozon delinmesi, hava kirliliği, asit yağmurları, birçok canlının yok olması, ikiye üçe katlanan hammadde ve gıda fiyatları, salgın hastalıklar gibi neler olabileceğini hep beraber yakın geçmişte gördük, görmeye de devam ediyoruz.
Bu hızla gidersek, bu asrın sonunda ortalama küresel ısının 6°C artması bekleniyor. O yüzden ısıyı 2°C den fazla artırmayalım deniyor. Küresel kriz tarihin en büyük krizi 1929 Büyük Buhranı'na benzetilmektedir. Halbuki, İngiliz Hazine Bakanlığı'na özel bir rapor hazırlayan bilim adamı Lord Nicholas Stern'e göre : “ Bu maliyet devede kulaktır; küresel ısınma konusunda eğer önlem alınmazsa, insanlık olarak Büyük Buhran ve iki dünya savaşının toplam maliyetinden daha büyük bir bedel ödeyeceğiz.” Al Gore ve Ban Ki-Moon'un dediği gibi : “Acil bir şekilde, hayat tarzımızı gözden geçirmeli, kömür, petrol, doğalgaz gibi "cehennem yakıtları" yerine, rüzgâr, su, dalga, jeotermal, güneş enerjisi gibi "cennet yakıtlarına" dayalı yeşil büyüme yolları aramalıyız.”. Biyolog Dr. Wilson'a göre : "Arılar ve karıncalar bireysel olarak çok zeki değillerdir, ama toplu olarak çok zeki işler yapmaktadır. İnsanlar ise, tam tersidir."
Her yıl yeryüzünde 7.9 Mt karbon atmosfere salınmakta (IPPC, 2002a), buna karşılık olarak karasal eko sistemler (ormanlar ve topraklar) ve okyanuslar tarafından 4.9 Mt karbon (%58) tutulmaktadır. Buna göre her yıl 3.3 Mt karbon atmosferde birikmektedir. İklim değişikliğinin önlenebilmesinin odak noktasını; her yıl atmosferde kalan bu miktarın kontrol edilmesi ve azaltılması oluşturmaktadır.
İnsan Eli Kıyamet
"Taraflar iklim sistemini, eşitlik temelinde ortak fakat farklı sorumluklarına ve güçlerine uygun olarak, insanoğlunun günümüz ve gelecek kuşakları yararı için korumalıdır" ifadesinin yer aldığı Kyoto Protokolü bu güne dek 181 ülke imzaladı. Hani Hz. İbrahim ateşe atıldığında karınca ateşi söndürmek için su taşımakla uğraşıyormuş. “Sen bu halinle nasıl ateşi söndüreceksin?” dendiğinde “Olsun ben bana düşeni yapıyorum.” demiş. Yukarıdaki 181 ülke Protokolü imzalayarak bir niyet belirtmişler. Antlaşmaya taraf olmayan ABD, Avustralya, Çin, Hindistan gibi ülkeler ise “insan eli kıyameti”’ne odun taşımakla uğraşmaktalar.
Atmosfere salınan sera gazlarının miktarının en geç 2015-2020'ye kadar tepe yapması öngörüldüğü için bilim insanları arasındaki yaygın kanıya göre "insan eli kıyameti" önlemede oldukça ağır davranılmaktadır. BM'nin iklim sorunları üzerine kurduğu bilim heyetinin başkanı Rajendra Pachauri : “Şayet 2012'ye kadar hiçbir şey yapmazsak, büyük tehlikelerin kapıda olduğunu” ileri sürmektedir.
Dünyada herkes bir Amerikalı gibi yaşamak istemektedir. Politikacılar da bu hayali pazarlayarak seçilmektedir. Bu yüzden, Hindistan'ın bilgi işlem devi Infosys'in müdürü Nandam Nilekanı şöyle diyor: "Kimse büyüme motorunu durdurmaya cesaret edemez. Bu bir politik intihardır ve bir politikacı neden intihar etmek istesin ki? Dolayısıyla, kimse bireysel olarak intihar etmek istemediğinden, hep beraber topluca intihar edeceğiz!" Veya bıçak kemiğe dayanmadan önce alınacak önlemlerle hep beraber kurtulacağız.
Yararlanılan Kaynaklar:
1 Ali Rıza Saklıca, Ekolojik Ayak izi-İnsanı ve Doğayı Bekleyen Yarınlar, Düşünce Dergisi,
Şubat-2008
2 Cemil Örgev, Küresel Isınma Dünyamızı Tehdit Ediyor., Ekoloji Magazin Dergisi, Mart 2007
3 Dr. Ümit Avcı, Tehditler ve Biyolojik Çeşitliliğin Korunması, Ekoloji Magazin Dergisi, Aralık 2005
Living Planet Report-2006
4 Prof. Dr. İhsan Işık, Zaman Gazetesi, 25.07.2008, Ya Sessiz Kriz?,
(Ali Rıza SAKLICA, PETKİM Petrokimya Holding A.Ş., Çevre ve Teknik Emniyet Müdürü, 18 Ağustos 2009)