Afganistan’a gönderilmesi kaçınılmaz görünen 20.000 dolayında ilave Amerikan askerinin bu gidişinin önünü açmak ve siyasi kararı vermek hususunda Başkan Obama’nın iç siyaset alanında karşılaştığı zorluklar sürmektedir.
Bu arada Afgan güvenlik güçlerine mensup 2 görevli ile birlikte, 8 Amerikan askerinin, Taliban güçlerince ağır silahlarla açılan ateş sonucu, bir ileri karakolda öldürülmesi olayı 3 Ekim Cumartesi gününden bu yana, Amerikan kamuoyunda çeşitli spekülasyonlara yol açmış bulunmaktadır.
Öyle görülüyor ki bugün Obama ve yönetimi, “küresel terörle mücadele” adı altında Bush Yönetimi’nin başlattığı silahlı müdahale sonrası, Afganistan’daki silahlı kuvvetlerin buradaki görevini tamamlamadan Irak’a müdahale etmesine ve sayılarının gerekenin çok altında kalmasına yol açanların günahını yüklenmek zorunda kalmıştır.
Kongre ve kamuoyundan gelen dayatmalar ne yönde olursa olsun, Obama’nın Afganistan’a ilave asker gönderme kararı almaktan başka çıkar yolunun bulunmadığı değerlendirilmektedir.
4 Ekim 2009 Pazar günü Tahran’ı ziyaret eden, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Mohamed El Baradei, İran’ın Qom şehri yakınlarında son zamanlarda varlığı ortaya çıkarılan uranyum zenginleştirme tesislerinin, Ajans yetkililerince 25 Ekim tarihinde ziyaret edilmesine izin verilmesi hususunda, İranlı yetkililerle görüş birliğine varıldığını açıklamıştır. El Baradei’nin ifadelerine göre, İran’ın uluslararası toplumla gerçekten işbirliği yapıp yapmadığı hususunda önümüzdeki 3-4 ay içinde kesin bir karara varılması mümkün olacaktır.
Bizim değerlendirmemiz, İran’ın bugüne kadar sürdürdüğü siyasetten ve nükleer araştırmalardan, sırf ABD ve ona yakın bazı ülkeler istiyor diye, kolay kolay vazgeçmeyeceği şeklindedir. Görünen odur ki, ABD ve İsrail’in ağırlaştırılmış uluslararası yaptırımlara gidileceği, o da olmazsa, silahlı bir müdahalenin gündemde olduğu istikametinde verdikleri gözdağı ve tehditlerin uygulanabilirliği zayıftır. Kaldı ki, uluslararası yaptırımları benimseyip uygulayacak olan ülkelerin, başta AB ülkeleri olmak üzere, İran bağlamında çok geniş ekonomik çıkar ilişkileri vardır ve bu ülkelerden hiçbiri mevcut çıkarlarından fedakarlık etmek durumunda değildir. Bu gerçekleri İran yönetimi ve iyi yetişmiş başarılı elemanlara sahip diplomasisi de çok yakından izleyip gördüğü içindir ki, nükleer araştırmalar alanında oyalama stratejisini sürdürmekte bir sakınca görmemektedir.
(Nüzhet Kandemir, ABD Masası)