KIBRIS, ÇÖZÜM İÇİN ARABULUCU İSTİYOR
Kıbrıs sorunu son günlerde çözüm arayışları ile yeniden gündeme oturdu. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununda çözümün zaman ilerledikçe zorlaştığını ifade ederken Kıbrıs Türk tarafının kısa sürede sonuçlanacak hızlı bir müzakere sürecinin gerekliliğinden bahsetti. Çözümün uluslararası desteksiz gerçekleşemeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, Birleşmiş Milletler’in bu çözüm yollarına aktif bir şekilde dâhil olmadığı sürece iki taraf arasında yürütülen çözüm alternatiflerinin tıkanacağının altını çizdi. (Tıkla -1)
Kıbrıs, Avrupalı devletlerin uzun yıllardır çıkarları doğrultusunda kullandığı, Türkiye’nin “işgalci” olarak adlandırıldığı, Yunanistan’ın Türkiye’nin önüne engel olarak çıkarttığı bir sorun olarak uluslararası politikada yerini almaktadır. Kıbrıs küçük bir ada ancak uluslararası arenada stratejik olarak en karmaşık yerlerden biri. Türkiye, Kıbrıs Rum Kesimi’ni tanımıyor ancak Kıbrıs artık 2004’ten beri bir bütün olarak Avrupa Birliği üyesi. Üstelik Türkiye’nin üyelik müzakereleri sürecine engel olan en büyük sorunlardan da biri. Rumların üyelik sürecini uzatmak ve Türkiye’nin moralini bozmak için Kıbrıs’taki barış sürecine taş koyduğu da aşikar. Kıbrıs konusunu Türkiye’nin önüne engel olarak çıkaran sadece Rumlar da değil Avrupalı devletler de Kıbrıs konusunun çözülmesiyle Türkiye’yi üyeliğe kabul edeceklerini söylüyorlar.
Kıbrıs meselesinin çözümü için şu aralar herkes bir aracı istiyor ancak kimse yanaşamıyor. Bazıları Amerika’nın bazıları da Talat’ın da istediği gibi Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs meselesine aracı olmasını ve barış sürecinin kısalmasını istiyor. Elbette ki kimse Türkiye ile Yunanistan arasındaki tarihe dayanan husumetin günümüze yansımalarından biri olan Kıbrıs meselesine karışmak istemiyor. Çünkü çözüm gerçekten zor. İki taraf da kendi isteklerinden taviz vermiyor ve vermeyecek gibi gözüküyor. Böyle olunca da bir ilerleme kaydedilemiyor. Kimse hele de Amerika veya Birleşmiş Milletler gibi uluslar arası güçler böyle karmaşık durumlardan özellikle uzak durmaktan yana bir siyaset uyguluyorlar.
Çözümün hala gelmemiş olmasından herkes Türkiye’yi sorumlu tutuyor. Türkiye müzakereler başlasın dedikçe Rum tarafı “sorun çözülemez”, “çatlak derin” gibi şevk kırıcı laflar ediyor. Kimse de sesini çıkarmıyor çünkü taraflardan biri Avrupa’nın şımarık, sarışın, mavi gözlü çocuğu Yunanistan. Hiç bir devlet Yunanistan’ı kırmak istemiyor. Bir de tabii Yunanistan’ın karşısındaki taraf Avrupa’nın yıllardır kapısında süründürdüğü ve hiç sevemediği Türkiye olunca Avrupalı devletler için Türkiye’yi oyalayacak fırsatlar çıkıyor.
Peki Kıbrıs meselesindeki bütün aktörler birbirlerine karşı açık yürekli davranmazlarsa bu sorun nasıl çözülecek? Kıbrıs’taki halk neler yaşayacak? Şu an “sorunu çözün” demek kolay geliyor olabilir ancak bu tarihi düşmanlığı kim çözecek?
(Yrd. Doç. Dr. Nail Alkan, AB – Balkanlar - Kıbrıs Masası, Kıdemli Araştırmacı)