Konferansın açılışını yapan SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay, SDE'yi tanıtan kısa bir konuşma yaptı. Aktay'ın konuşmasının ardından sözü alan Atwan, Ortadoğu’daki halkların kendilerini tanımlamada ve tercihte bulunma konusunda pasif bırakıldığını daha çok dışarıdan kontrol edildiğine işaret ederek “Biz Ortadoğu’da yaşıyoruz. Bizim asla inisiyatifimiz olmadı. Biz tercihte bulunamadık. 'Arap Baharı' kavramını da başkaları ortaya attı. Biz kabul etmek zorunda kaldık. El Kaide ismi gibi. El Kaide ismini de Usame Bin Ladin hiç kullanmadı. Her şey empoze edilmektedir” dedi.
Son yüzyılda Ortadoğu’daki bağımsızlık mücadelelerinin ve sonrasında kurulan rejimlere değinen Atwan, “yüz yıl önce Osmanlı'ya karşı mücadele ederken İngilizler ve Fransızlar bize Arap olduğumuzu ve bağımsız olmamız gerektiğini söylediler. Osmanlı'ya karşı ayaklandık ama sonra onların yönetimi altına girdik. Çünkü bağımsızlığımızı kabul etmediler”.
Atwan, Ortadoğu’daki eski rejimlerin askeri müdahaleler sonrası kurulduğunu ancak diktatörlüğe dönüşen bu rejimlerin devrimci rejimler olarak nitelendirilmesinin problemli olduğuna vurgu yaptı. Arap Baharı ile başlayan devrimlerin tetikleyicisinin veya önemli nedenlerden birinin sosyal medya olduğuna ilişkin yaklaşıma katılmayan Atwan, bu devrimlerin daha çok Arap halkının aşağılanan onuruna karşı verdiği bir mücadele olarak değerlendirilmesi gerektiği üzerinde durdu.
Arap halkının onuru için mücadele ettiğini belirten Atwan, "Tunus’ta halkın eğitim durumu ve imkânları iyiydi ancak Bin Ali halkın gözü önünde zenginleşiyordu. Halk bunu kabul edemiyordu. Mısır’da eğitim, sağlık ve diğer hizmetler kötü durumdayken Hüsnü Mübarek milyar dolarlara sahipti. Bütün bunlar halkın onurunu incitiyordu. Devrimlerin arkasındaki asıl nedenlerden biri budur" dedi.
Tunus’daki devrimin çok fazla endişe yaratmadığına değine Atwan, devrimin Mısır’a sıçramasının Batılıları endişelendirdiğini bunun nedeninin de Mısır’ın büyük bir ülke olarak dengeleri değiştirebilecek bir güce sahip olmasından kaynaklandığını belirtti.
NATO’nun Libya’ya müdahalesini eleştiren Atwan, “Batılılar sürekli Kaddafi’yle görüşüyorlardı ve ziyaret ediyorlardı. İnsan hakları onları ilgilendirmiyordu onlar için önemli olan işti. Onların ilgilendikleri şey ucuz ve bedava petrol idi. Libya’ya müdahale uzun süre önce Çin ve Amerika tarafından planlanmıştı” diyerek müdahalenin Libya halkı için olmadığını Libya’nın petrolünü kontrol altına almak amacıyla gerçekleştiğini vurguladı.
Son zamanlarda İran’a yönelik yeni bir ambargonun ve olası müdahalenin konuşulduğu bir dönemde Atwan, Amerika’nın İran’ın bazı hatalarını kabul ettiğini fakat savaş istemediğini açıkladı. Afganistan ve Irak savaşlarının yüksek maliyetinin ağır bir bedel oluşturduğunu ve bunun iflasa yol açtığını belirten Atwan “Savaşı isteyen İsrail’dir” dedi.
Suriye’deki gelişmelere de değinen Atwan, Suriye’de ayaklanmaların rejimi değiştirecek kadar güçlü olmadığını Esad rejiminin de ayaklanmaları bastıracak bir güce sahip olmadığını belirterek Suriye’nin içinde bulunduğu çıkmazı belirtti.
“Arap Dünyasında insanlar politik reformlar istiyorlar. Seçim ve demokrasi istiyorlar” diyen Atwan, Ortadoğu’daki mevcut durumun kendisini gelecek adına korkuttuğunu ama yine de “Arap dünyasında Arap Baharı’nın olması güzel, değişimin olması güzel” diyerek konuşmasını bitirdi.
Atwan’ın konuşmasından sonra konferans soru cevap kısmıyla son buldu.