ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » EnerjiGeri Dön «

Petrol - Akaryakıt Sektörü E-Bülteni: İran, Avrupa ve Irak Üzerine Tespitler ve Petrol Fiyat Analizi

15.02.2012 16:35:54

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Serkan Şahin*

 

İran’a Yönelik Baskı Beklenen Sonucu Vermedi
 
İran’a uygulanacak ABD yaptırımları için durum hala netleşmedi. Avrupa üyesi ülkelerin, Temmuz ayından sonra ellerindeki İran’la yapılan ham petrol alım kontratlarını yenilemeyeceklerini açıklamalarının ardından İran hiç de beklendiği gibi bir tepki vermeyerek, Avrupa’ya sattığı ham petrolün çok da önemli bir miktar olmadığını, kendisine yeni alıcılar bulmakta zorlanmayacağını ve Avrupa’nın kendisine ambargo uygulamadan, Avrupa’ya ham petrol ambargosu uygulayacağını açıkladı. Bu durum henüz böyle bir ambargoya hazırlıklı olmayan ve ciddi kış şartlarıyla boğuşan Avrupa için bir şok oldu. Tabii bu durum sadece Avrupa için değil aynı zamanda ABD içinde ciddi bir darbe oldu çünkü İran’a yönelik ham petrol ambargosunun istediği gibi tutmaması açısından ABD’ye bir mesaj oldu.
 
Aslında bu konuda ABD için işlerin hiç de planlandığı gibi gitmediği de ortada. ABD Savunma Bakanı Panetta’nın geçenlerde yaptığı açıklama doğruysa, ABD şu an, İran’ın dağ altında çok iyi şekilde konuşlandırdığı nükleer tesislerini vurabilecek güçte değil. Bunun için çalıştıklarını belirtseler de ABD’nin İran’a müdahale için teknik olarak yakın zamanda yeterli imkânlara sahip olamadığı açık olarak dile getirilmiş oldu. Bu bir bakıma, ABD’nin İran’a askeri müdahale için pekte niyetli olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Her ne kadar bu konuda İsrail’i destekliyor ve İsrail ağzıyla konuşuyor gibi görünse de gizliden gizliye İran’a karşı uyguladığı bu yaptırım politikasının kalıcı olmadığını, şu an için gerek ABD seçimleri gerekse ABD’nin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıların gereği olarak bunun geçici bir politika olduğunun da sinyalini vermekte.
 
Aynı şekilde İsrail Başbakanı Netanyahu’nun kabinesindeki diğer isimlere kendisinden başkasının İran politikaları hakkında konuşmaması şeklindeki talimatı da İsrail’in İran’a petrol ambargosu baskısı konusunda sahip olduğu sert tavrı daha da arttırmak, hatta bu tavrın kontrolden çıkmasını ve bunun da fiziki müdahaleye gidecek kadar bir tepkimeyi başlatmasını kesinlikle istemediğini de bir şekilde gösterdi. Şimon Peres’in İran ve İsrail halklarının düşman olmaması gerektiğini söyleyerek İran’a mesaj göndermesi de İsrail açısından durumun ne olduğunu da bize gösterdi. Bütün bu gelişmeleri dikkate aldığımızda yaz ortasına kadar İran ve ABD arasındaki ilişkide bir gelişme olması olasılığı gayet düşük gibi gözükmektedir. Yaz ortasında başlayacak resmi Avrupa Birliği ambargosunun ardından, bu ambargoyu kimin takip edeceği de belli olduktan sonra durumun daha farklı şekillenmesi daha olası.
 
Futures piyasalarda olası bir İran müdahalesinin fiyatlanmasının sınırlı kalmasında da piyasaların olası bir fiziki İran müdahalesini yakın zamanlı ve çok olası görmemesinin etkisi var. Her ne kadar Avrupa Birliği ve ABD’deki ekonomik durumun ve Avrupa’daki sert kış şartlarının etkisiyle ham petrol fiyatları artmış olsa da bu artışta İran’ın etkisi artık önceki kadar etkili görünmemekte. Bu etkinin görülmemesinde yukarıda bahsettiğimiz şekliyle ABD ve İsrail’in tavırlarını daha ılımlı hale getirmesi temel faktör olmuş durumda. 9 Şubat’ta Brent Blend 1 aylık vadeli fiyatın 118 ABD Doları’nı aşmasına kadar giden trendin altında da ABD’den gelen ekonomik verilerin iyileşmesi ve mevsimsel etkinin uzaması olduğunu düşünmek daha makul olabilir. Aynı trendin ABD WTI Sweat Blend’inde yaşanmaması da yine Avrupa ağırlıklı olarak bu trendin oluşmuş olduğuyla ilgili teknik bir sinyal verebilir.
 
İran’a uygulanacak yaptırımların çerçevesi tam olarak oluşamadı ancak görünen o ki, ABD yakın zamanda bu konuyla ilgili bir taktik değişikliğine gidebilir. Ayrıca ABD, eskisi gibi Rusya ve Çin’e rağmen kendi çıkarlarına yönelik hamleleri yapamayacağını da görmüş oldu. Bölgedeki en büyük müttefiki Avrupa Birliği’nin gücünü kaybettiğini ve artık Avrupa Birliği’ne tam olarak güvenemeyeceğini de bu olayla görmüş oldu.
 
Avrupa Yenilenebilir Enerjide Doludizgin İlerliyor
 
Yenilenebilir enerji yatırımları ve geri döngüleri hakkında gelen haberler, bu yatırımların geleceği açısından oldukça önemli. Diğer taraftan da yenilenebilir enerjinin karbon yakıtlara karşı olan durumunda da karbon yakıtlara olan etkisinin olumlu olabileceğini gösterir örneklere de ihtiyaç olduğu bir gerçek. Bu nedenle son zamanlarda Avrupa’dan bu yönde gelen haberlerin önemi büyüktür. Bloomberg’in 9 Şubat 2012 tarihli haberinde Avrupa’daki kömür fiyatlarının, 10 aydan sonra ilk defa Güney Afrika’daki kömür fiyatlarının altına indiğini ortaya koyuyor.
 
Almanya’nın güneş ve rüzgâra dayalı enerji üretmek için oluşturduğu en büyük projesinin son verileri oldukça ümit verici. Almanya Enerji ve Su Endüstrileri Kurumu (Bundesverband der Energie- und Wasserwirtschaft) verilerine göre Aralık ayında Almanya’nın rüzgâr enerjisi üretimi 8 terrawatt/saat seviyesine ulaştı. Bu miktarı açıklamak için birkaç örnek verelim. 1 terra/watt RWE’nin Almanya’daki Emsland nükleer reaktörünün bir yıllık güç üretiminin onda birine eşit. 1 terrawattın 1000 gigawatta eşit olduğunu ve 1 gigawattın da Avrupa’daki 2 milyon evin enerji ihtiyacını karşıladığını da belirtirsek faydalı olabilir.
 
Yine BDEW verilerine göre, Almanya’nın enerji ihtiyacı 2011’de %0,5 düşerek 607 terrawatt/saat’e geriledi. Elektrik üretimi ise %2,5 gerileyerek 612 terrawatt/saat oldu. Bu da doğal olarak Almanya’nın karbon yakıt ithalatında azalmayı beraberinde getirdi. Almanya Kömür İthalatçıları Birliği Başkanı Ercih Schmitz’e göre, Almanya’nın bu yılki kömür ithalatı, bu yıl 2 milyon ton civarı düşerek 45 milyon civarına düşecek. 2011’deki ithalat, birliğin Ağustos’taki yıllık 49 milyon tonluk öngörüsünün aksine 46 milyon ton olarak gerçekleşti.
 
Hal böyle olunca kömür fiyatlarındaki düşüş de kaçınılmaz oldu. Antwerp-Rotterdam-Amsterdam limanındaki 4 aylık teslim fiyatları 101$/ton seviyesine kadar geriledi ve Ekim 2010’dan beri en düşük seviyesine ulaştı.
 
Almanya’nın ardından İspanya’dan da yenilenebilir enerji politikalarının başarısını gösteren veriler gelmekte. Red Electrica Corp. SA verilerine göre İspanya’da güneş enerjisi üretimi geçen sene %46 arttı. Ayrıca rüzgâr enerjisi üretimi ülkenin enerji üretiminin %60’ını karşılayacak seviyeye geldi. Bu seviyeler, 2020’ye kadar tüm elektrik üretiminin %35’ini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı planlayan Almanya için de oldukça önemli bir veri ve rüzgâr enerjisi yatırımcıları için de cesaretlendirici.
 
Kömür fiyatlarındaki bu düşüşün sadece Avrupa pazarı için sınırlı kalmasındaki en büyük etki de Çin’in kömüre olan talebi. BP Dünya Enerji İstatiksel İncelemesi 2011 (BP Statistical Review of World Energy 2011) verilerine göre Çin’in 2010 üretimi 1,8 milyar ton petrol eşdeğeri olmuş. Bu da 2010 toplam Dünya üretiminin %48,3’üne eşit. Aynı rapordaki verilerle tüketimi ise 1,71 milyar ton petrol eşdeğeri. Bu da 2010 toplam tüketiminin %48,2’si. Her iki miktar da Dünya piyasasında çok ciddi boyutlarda olduğu için genel olarak kömür piyasası Çin tarafından belirlenmekte. Uluslararası Enerji Ajansı da Çin’in üretim ve tüketimdeki bu dev miktarlarının Dünya’daki kömür ticaretindeki ve uluslararası piyasalardaki belirleyici faktör olacağına dikkat çekti.
 
Dünya’nın en büyük kömür ihracatçısı Avustralya’daki fiyatların 20 aydır Güney Afrika’dan daha yüksek olduğunu belirten uzmanlar, Avustralya’daki fiyatların yüksekliği ve taşımadaki fiyat düşüklüğü nedeniyle Asya-Pasifik alıcılarının başka pazarlara kaçabileceği uyarısında da bulunuyor ancak yine de Çin’in sürüklediği şekliyle kömür talebinde Avrupa dışında bir düşüşün olup olmayacağı şu an için belirsiz. Kişi başı kömür tüketiminde Çin’den daha çok tüketimi olan ABD’nin yenilenebilir enerji politikalarındaki tavrı da bu noktada önemli ancak her açıdan Avrupa’nın yenilenebilir enerji politikalarının başarısı kanıtlanmış durumda.
 
Irak’ın İhracat Arttırma Çabaları Türkiye İçin Fırsat Oluşturur mu?
 
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehditleri ve buna yönelik hamleleri devam ederken İran Körfezi’nden yapılan ham petrol ticaretindeki belirsizlik devam eder gibi gözükmekte ancak her şeye rağmen bu tehditlerin sözde kalacağı izlenimini veren gelişmeler olmaya devam ediyor. Bunlardan en sonuncusu da Irak’ın İran Körfezi’nden yaptığı petrol ihracatını arttırmak için bir offshore ham petrol terminali açacağı haberi oldu.
 
Bloomberg kaynaklı habere göre Irak, günlük 200.000 varillik ek bir ihracat kapasitesi oluşturmak için güneydeki Fao petrol terminalinden denize uzanan bir terminal oluşturmak için çalışmakta. Devlet Petrol İhracat Organizasyonu Başkanı Falah al-Amri’ye göre bu terminalin ihracat potansiyeli 850.000 varil. Çin’e halihazırda yaptıkları günlük 500.00 varillik ihracatı geliştirmek istediklerini söyleyen al-Amri, gelişen Asya pazarlarını hedef alarak ihracat kapasitelerini arttırmak.
 
BP Dünya Enerji İstatistiksel İncelemesi 2010 Raporu’na göre Irak’ın kanıtlanmış petrol rezervi 115 milyon varil. Aynı rapora göre üretimi ise günlük 2,46 milyon varil. Bu sayılara bakıldığında ve Irak’ın endüstriyel bir ülkeye dönmesinin pek de muhtemel olmadığı ve harcamasının hiçbir zaman ciddi miktarlara ulaşmayacağı düşünüldüğünde, ihracat kapasitesini arttırmak için bu daha fazla çaba sarfetmesi gerektiği çok açık.
 
İran Körfezi’nde çok küçük bir kıyıya sahip Irak’ın ham petrol ihracatında güvenebileceği iki hat var gibi durmakta. Bunlardan birisi Suriye, diğeri ise Türkiye. Irak’ın Suriye’den geçip Akdeniz’e giden ve oradan ham petrol ihracatı yapabileceği bir ihracat sistemi kurmak istediği bilinmekte. ABD’nin Suriye üzerindeki baskılarının bir nedeni de Irak’ın Akdeniz’e açılacak bu petrol yolunu güvene almak isteği olduğunu düşünmek hata olmaz. Ayrıca Rusya’nın Suriye üzerindeki baskı/destek politikasında da ABD’nin bu üstünlüğünü engelleme çabası olduğu çok açık, zira Rusya’nın İran üzerinden İran Körfezi’ndeki ham petrol sevkiyatını kontrol etmek istediği de bir sır değil. Bu, bir bakıma Rusya’nın Urals benchmark planının da bir parçası olabilir.
 
Bu durumda Türkiye üzerinden geçen bir boru hattıyla Irak’ın Akdeniz’e açılması ihtimali en güvenli ihtimal gibi görünmekte ancak bunun da Türkiye’nin körfez üzerindeki gücünü arttıracağı da kesin. Bu ise hem ABD, hem Rusya, hem Suudi Arabistan, hem de İran tarafından istenmeyen bir durum ancak 2013’e kadar ihracat kapasitesini günlük 2,6 milyon varile çıkarmak isteyen Irak için Türkiye vazgeçmesi o kadar da kolay bir opsiyon değil.
 
İran’a uygulanması muhtemel petrol ambargosu üzerine ortaya çıkacak karmaşanın Türkiye’nin lehine mi yoksa aleyhine mi olacağı henüz netleşmiş değil. Bu nedenle Türkiye’nin bu hamlelerinde diğer ülkeleri de yönlendiren bir stratejiyi ortaya koyması ve komşuları ile daha koordineli bir politika ortaya koyması gereği daha da netleşmekte. Diğer taraftan bu durumun Türkiye için bazı fırsatları ortaya çıkarması da mümkün ancak şu anki gidişatın bu yönde olduğunu söylemek çok zor. Aynı paralelde Türkiye’nin Suriye politikasını da İran’a yapılması planlanan müdahaleden bağımsız düşünmemesi gerektiğini de belirtmekte fayda var. Her ne kadar birbirinden ayrı şekilde ilerliyor gibi görünse de iki konunun kesiştiği çok fazla nokta var ve bunu da bu bilinçle incelemek, Türkiye ve bölge menfaatine uygun bir yol çizebilmek oldukça önemli gibi gözükmektedir.
 
Petrol Fiyat Analizi
 
Brent Blend 1 aylık futures günlük grafiği (Yazılım: İş Yatırım Trade Master International) 
 
Avrupa’nın Yunanistan sorununu çözeceği beklentisi dolayısıyla biraz iyimser bir havaya giren piyasalar, Brent ham petrolde Ekim 2009’dan bu yana en büyük çıkışını gerçekleştirerek 118 ABD Doları’nı aştı. Yunanistan Başbakanı Papademos’u destekleyen üç partiden birinin başkanı olan Karatzaferis, en son ortaya konan kemer sıkma programında Başbakan’ı destekleyemeyeceğini açıklayınca, fiyatın sahip olduğu trend de iyimser havasını kaybetti. Analistlerin ortak fikri Avrupa Birliği, Yunanistan sorununu çözene kadar piyasaların rahat bir nefes almasının pek mümkün olmadığıdır. Geçen ay İran’ın Hürmüz Boğazı tehdidiyle gerilen piyasalar, tarafların tavırlarını sakinleştirmesi, İran’ın beklenenden daha net bir şekilde tavır koyması ve bu ambargonun etkisinin sanıldığı kadar büyük olmayacağını açıklaması ile bu tedirginlik şimdilik geride bıraktı.
 
Çin’in Yeni Yıl tatili nedeniyle tüketimindeki azalma da Brent’te oluşan trendin talep kaynaklı desteklenmesine engel oldu. ABD’deki müşteri güven endeksi de beklentileri karşılamayınca piyasalar talep baskısı yaşamadı. Uluslararası Enerji Ajansı, 2012 petrol talebi öngörüsünü Ocak’taki öngörüden 300.000 varil/gün daha az olarak yeniledi. UEA’na göre 2012 talebi, günlük 800.000 varil artarak, 89.9 milyon varil/gün olacak.
 
OPEC’de Şubat 2012 Aylık Petrol Piyasası Raporu’nda Dünya’nın 2012 büyümesini %3,4 olarak güncelledi ve Ocak Ayı’ndaki %3,5’lük büyüme beklentisini aşağı çekti. Aynı raporda Çin’in büyüme beklentisini de bir önceki aya göre %8,7’den %8,5’e çeken OPEC, 2012’deki petrol talep tahminini değiştirmedi ve günlük 1,1 milyon varil olarak sabit tuttu.
 
Büyüme ve tüketimle alakalı bütün bu verilerin etkisi, trendin gücünü kırdı. Şu an için Kuzey Yarım Küre’deki ve özellikle Avrupa’daki çok şiddetli kış şartları nedeniyle talepte bir baskı var gibi görünse de bunun mevsimsel olduğunun bilinci, futures fiyatlarda bu baskının görülmesine engel oldu. Çin’in ekonomik gelişmesindeki tedirginlikler de bu artışın önünde ciddi bir engel. Bunlara ek olarak Avrupa Birliği’nin Yunanistan ile ilgili olan sorunu çözse bile daha çözmesi gereken çok fazla konu olması ve bu konularda uzlaşı havasının olmaması geleceğe dönük fiyat artışlarının beklenmesi için uygun zemini oluşturmuyor.
 
ICE Brent 1 aylık futures grafiğine bakarsak 24 Şubat’ta başlayan trendin devam etmesi için 21 günlük hareketli ortalama eğrisi destek veriyor gibi görülmekte ancak 21 günlük momentum grafiği trendin gücünü yitirmek üzere olduğu sinyalini veriyor. Orta ve uzun vadede 100 ve 200 günlük hareketli ortalama eğrileri yukarı yönlü sinyal verse de mevcut ekonomik veriler ve talep beklentileri bu yukarı yönlü hareketin zamanla gücünü kaybetmesine sebep olacak seviyede. 24 Şubat’taki artışın geri toplamaya başladığı da grafikten görülebilir. Bu geri çekilişin ilk etapta Fibo 23,60 seviyesi olan 116, 65 ABD Doları seviyesine kadar olması, daha sonra da Fibo 50 seviyesi olan 114,42 ABD Doları’nın altına inmesi beklenebilir. Bu zaman diliminde Yunanistan ve Suriye’den gelecek haberlerde çok farklı bir durum çıkmazsa bu çekilmenin daha da aşağılara dönük bir trend oluşturması da muhtemel. Önümüzdeki günlerde hem Yunanistan’dan gelecek haberler, hem de Çin’in büyümesine yönelik haberler ilgi çekecek en önemli başlıklar gibi gözükmekte.
 
Kahin Enerji Danışmanlık*

 




ENERJİ KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya