Toplantının moderatörlüğünü SDE Uluslararası İlişkiler Programı Koordinatörü Prof. Dr. Birol Akgün üstlenirken, konuşmacılar ise Prof. Zhu Guanglei, Prof. Yang Long, Prof. Han Zhaoying, Doç. Dr. Erkin Ekrem, Doç. Dr. Cenap Çakmak ve Amr Elleithy oldu.
Toplantının açılış konuşmasında Prof. Akgün, Çin ve Türkiye; birisi Asya'nın doğusunda, diğeri Asya'nın batısında yükselen iki önemli güç olduğunu ve son zamanlarda her iki ülkenin ilişkilerinde ciddi gelişmeler olduğunu söyledi.
Prof. Zhu Guanglei Çin hükümeti bünyesinde geçmiş 30 yıldaki reformlardan bahsetti ve şunları kaydetti: “Çin hükümeti 1982’den beri 6 kez reform yapılmıştır. Çin hükümeti 1982’den beri 100’den fazla organ sayısını azaltılarak 28’e indirildi. Bugün, yapılan reformlar ile Çin’in Batılı ülkelerden zihinsel olarak pek fark kalmadı. Dokumacılık bakanlığı, kömür bakanlığı gibi bakanlıklar kaldırıldı. Gelişmelere baktığımızda Çin hükümetinin piyasa ekonomisine göre bu reformları gerçekleştirdiğini görüyoruz. 1982-1998 arasındaki bu reform süreci edilgen bir şekilde devem etti, 98’den sonra daha akılcı bir şekilde yol aldı. Hükümetin çalışanları, Çin’in tüm nüfusun yüzde birine denk geliyor, diğer ülkeler ile kıyaslandığında bu çok düşük bir rakamdır. 2006’dan beri hükümet reformunda sistematik bir döneme girildi, yasal düzenlemeler yapıldı. Çin hükümeti reformu yaparken, Batılı devletlerin özelliklerini ve Çin’in yapısını birlikte ele alarak kendine uygun bir yapı oluşturmaya çalıştı.”
Guanglei aynı zamanda reform üzerindeki problemlere de değindi. Gunglei; “Siyasal reform ile hükümet reformu birlikte ele alınamadı. Merkez hükümet ile yerel yönetimler arasındaki reformlar arasında kopukluk oldu. Sivil toplum örgütlerinin sayısı oldukça az kaldı. Hükümet reformu ile memuriyetin iç sorunları birlikte ele alınamadı” dedi.
Prof. Yang Long ise Çin’in siyasal sitemine değindi. Çin Komünist Partisi olan iktidar partisi ve diğer 8 muhalefet partisi arasında rekabet olmadığı üzerinde durdu. Bu parti sisteminin avantajlarına değindi. Çin’in ekonomik büyüme oranının daha önceki döneme kıyasla daha durgun olduğu üzerinde durdu. Çin’deki çeşitli problemlere değinen Long, bu problemlerin nasıl çözülebileceğini yaptığı bir sunumla açıkladı. Long aynı zamanda merkezi ve yerel yönetimler arasındaki ilişkinin gelecekte nasıl şekillendirilmesi gerektiğini belirtti.
Prof. Han Zhaoying Çin’in yeni dönemde dış politikası ve kamu diplomasisi üzerinde durdu. Zhaoying, soğuk savaştan sonra uluslararası sistemden bahsetti, bu kapsamda yükselen Çin’den ve ABD’nin tek güç olarak öne çıkmasını ele aldı. 2010’da dünyada en çok büyüyen ekonomiler üzerinde de duran Zhaoying, dünyada en büyük ekonominin ABD olduğunu, Çin’in ise ABD’den sonra geldiğini belirtti. Çin’den sonra ise Japonya’nın geldiği üzerinde durdu. Yine 2010 yılında en çok askeri harcamalar yapan ülke listesini de veren Zhaoying, ilk sırada Amerika’nın, ikinci sırada ise Çin’in olduğu kaydetti. Dünyada 2011 yılındaki nükleer güçler üzerinde de durdu, buradaki sıralamada ise Çin’in 5.sırada Amerika’nın ise ilk sırada olduğunu anlattı. Çin’in; barış, gelişme, işbirliğini prensip olarak kabul ettiğini, barış içinde küresel bir sistem ve bu kapsamda ekonomik gelişmenin sağlanmasını ise temel amaç olarak belirlediğini ele aldı.
Çin’in stratejik güvenlik ve bu kapsamda Amerika ile ilişkileri, bölgesel güvenlik kapsamında Hindistan, Japonya ile ilişkiler ve Çin’in dünya güvenliği konusundaki rolü üzerinde durdu. Ve bu kapsamda ise Afrika, Ortadoğu, İlkim değişikliği, dünya ekonomik krizine değindi. Zhaoying Çin'in son zamanlarda kamu diplomasisine öncelik vermeye başladığını ve dünyanın 96 farklı ülkesinde faaliyet gören 322 Konfuciyus enstitüsü açıldığını söyledi.
SDE'den Doç Dr. Erkin Ekrem Çin ve Türkiye arasında karşılıklı çıkar ve fırsatlar üzerinde durdu ve şunları kaydetti: “Çin büyük bir ülkedir ve bu nedenle Çin ile yakın ilişkiler kurmak önemlidir. 2030’da ABD’ye karşı koyabilecek tek ülke Çin olarak gözükmektedir. Çin’in ise Türkiye’den çıkarı, Türkiye’nin stratejik konumudur. İş birliği yapılabilecek en güvenilir ülke Türkiye olarak gözükmektedir. Ancak tüm çıkarlara baktığımızda iki ülkenin çıkarları çakışmıyor bu da işbirliğini zorlaştırıyor. Türk-Çin ilişkileri yoğun olmasına rağmen siyasi ilişkilerdeki kazanımı başka alanlara aktaramamıştır.” Ekrem aynı zamanda Uygur Türkleri ve Doğu Türkistan sorunu hakkında farklı algılara sahip olan Türkiye ve Çin’in bu konulara yaklaşımını da belirtti.
Doç. Dr. Cenap Çakmak ise Türk dış politikasındaki değişim ve bu değişimin ardındaki nedenler üzerinde durdu. Konuşmasında Türkiye'nin son dönemde yumuşak gücünü kullanma iradesi gösterdiğini savundu. Bu girişiminde temelde tarihine ve coğrafyasına atıfta bulunan Türkiye'nin, çevresinde de değişim istediğine değinen Çakmak, bu çerçevede kamu diplomasisi araçlarının etkin bir şekilde kullanılsı gerektiğini hatırlattı.
Son olarak sözü alan Amr Elleithy, Çin reformları ve insan hakları üzerine bir sunuş gerçekleştirdi. Çin dış politikası, Ortadoğu, Suriye, Çin kamu diplomasisi, Türk siyaseti ve Çin siyaseti arasında karşılaştırma yaptı ve Çin iç politikasındaki çıkar grupları üzerinde durdu.
Toplantı soru cevap bölümü ile son buldu.