ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » Konferans & PanelGeri Dön «

“Global Ekonomik Kriz ve Türkiye’ye Yansımaları Paneli"

10.02.2012 21:03:02

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Stratejik Düşünce Enstitüsü’nde, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın katılımlarıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye’ye Yansımaları” başlıklı bir panel düzenlendi. 10 Şubat 2012 tarihinde SDE Konferans Salonunda gerçekleşen panelin açılış konuşmasını SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay yaptı.


 

 

 

Prof. Dr. Yasin Aktay açılış konuşmasında “Bugün dünya bir ekonomik krizin içinden geçiyor. Bu kriz modern dünya tarihindeki diğer krizlerle karşılaştırılıyor ve değerlendirmeler yapılıyor. Ayrıca bütün krizler sadece ekonomik olarak değil toplumsal ve siyasal etkiler de oluşturabiliyor. Örneğin 1929 Krizi ortaya çıktığında liberalizmin bir krizi olarak adlandırıldı ve buna göre tedbirler alındı. Bazı rivayetlere göre bu ekonomik kriz İkinci Dünya Savaşı’nın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Daha sonraki krizlerde toplumsal ve siyasal etkileri itibariyle bu şekilde değerlendirilebilir. Türkiye bütün bu krizlerden etkilenmiştir ve şu anda da teğet geçen mevcut krizin etkisindedir. Fakat bütün bu krizler bir yönüyle yarattığı ekonomik ve toplumsal değişim için bir fırsat alanı olarak ta görülebilir” dedi. SDE olarak bir süredir mevcut ekonomik krizle ilgilendiklerini dolayısıyla bu çerçevede bu panelin krizin gerçek boyutlarıyla kavranmasına vesile olmasını temenni ettiklerini belirten Aktay, sözü sunuş konuşması için SDE Ekonomi Programı Uzmanı Prof. Dr. Muhsin Kar’a bıraktı.

Prof. Dr. Muhsin Kar, “Dünya ekonomisinin ciddi bir krize girdiği görülmektedir. Gelişmekte olan ülkeler bu dönemde küresel ekonominin motoru olmuşken gelişmiş ülkelerdeki sorunun devam etmesi krizin aşılmasını zorlaştırmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki ekonomik büyümenin daralması risklerin daha da artmasına neden olmaktadır. Bu durum ancak koordineli eylemlerle aşılabilir. Ayrıca krizin aşılması için sadece G-7 ülkeleri değil G-20 ülkelerinin kararları da önemlidir. Ancak bu ülkelerin ana konular üzerinde belli bir mutabakata varamamaları sıkıntıya yol açıyor” diyerek başladığı konuşmasında, küresel yavaşlamanın ekonomik düzeni sarstığını ifade etti. Küresel krizin aşılabilmesi için “daha demokratik ve katılımcı bir düzen için çaba harcanması önem kazanmaktadır” ifadesini kullanan Kar sözlerini şöyle sonlandırdı:  “Cumhuriyet tarihimizin en büyük krizinde görev yapmış olan Bakanımızın görüşleri bizim için önemlidir.”

Kar’dan sonra kürsüye gelen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan konuşmasında şunları söyledi:

“Değerli konuklar, dünyanın 2008 yılından itibaren yaşadığı kriz değişerek devam etmektedir. Bu krizin nedenleri çok konuşuldu ancak kriz öncesine bakıldığında tedbirlerin alınmaması önemli nedenlerden biridir. Burada iki önemli problem var biri bankacılık sektörü diğeri de kamu maliyesi. 2003 ve 2004 yıllarında bankaların kredi hacimlerinin hızlı bir şekilde arttığı ve kamu borçlarının arttığı yıllardır. Bankaların alabildiğine kredi hacmini genişlettiği dönemde sub-prime krizin tetikleyicisi oldu.”

“Türkiye’nin bu konudaki en önemli tedbiri, problem çıkmadan müdahale etmesi oldu. Yeni bir bankacılık yasası çıkardık. Yasal düzenlemeler yaptık. Eğer ABD bizim gibi davransaydı kriz bu aşamaya gelmezdi. ABD’nin bastığı paralar hala rezerv olarak görüldüğünden ABD’nin durumu henüz tetikleyici olmamıştır. 2014 sonuna kadar ABD bastığı paraları çekmeyeceğini belirtmiştir. Eğer ABD krizin genişlemesini istemiyorsa 2014’te ciddi bir tedbir alması gerekir. G-20 üyesi olarak bunu söylemek bizim doğal hakkımızdır.”

“AB’de problemler daha acil. Fransa ve Almanya Maastricht kuralını bir kere bozunca sonrasında kimse uymadı. AB’de güven ortamı o kadar sarsılmış ki 25 ülkenin liderleri çıkıp biz bu işi yapacağız dediğinde piyasalarda herhangi bir değişiklik olmuyor. Güven zor kazanılır ancak sarsılması çok çabuk oluyor. Yunanistan’da yıllardır ne olup bittiğini herkes biliyordu ama problemlerin üzerine gitmeyince bu hale geldi.”

“Bizim dört yılda yaptığımızı hiçbir AB ülkesi yapamaz. Türkiye’de bankacılık alanında görülen herhangi bir risk merkez bankası tarafından bankalara iletiliyor. Sağolsun onlar da bu uyarıları dikkate alıyor. Özellikle 2001 Krizi sonrası banka sektörü bunları daha çok dikkate almaktadır. Bu krizde tek bir bankaya kredi verme gereği duymadık. Türkiye bu konuda istisnadır.”

“Bizim için istikrar her şeyin başı. Eğer istikrar adına o ülkede hiçbir şeyden korkmadan çalışılıyorsa ondan korkmayınız. Önümüzdeki dönemde yapısal reformlar yapacağız. AB’nin düştüğü tuzaklara düşmeyeceğiz.”

Babacan yapılacak reform alanlarını şu şekilde sıraladı:

- Çalışanların haklarını koruyacak ve dengeleri dikkate alacak şekilde reformlar

- İstanbul’un finans merkezine dönüştürme

- Türkiye’yi yatırımcılar için kolay hale getirmek

- İthalatın yüksek olduğu ancak rekabet gücüne sahip olduğumuz alanlarda yatırım teşviki yapmak

- Eğitim konusunda reformlar yapmak

Babacan konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü: “Biz AB’ye korkmadan gereğini yapın krizde olan ülkelerin neyi eksik az çok bellidir. Sadece o gerekenleri yapacak siyasi irade ve cesaret lazım. AB’de de bu yok. Bu konuda siyasi irade önemlidir. Geniş toplumsal kesimleri ikna etmek ve korkmadan yapmak gerekir.”

Panelistler Türkiye İçin Umutlu Konuştu

Açılış konuşmalarının ardından “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye’ye Yansımaları” konulu panelin moderatörlüğünü SDE Ekonomi Programı Koordinatörü Doç. Dr. Kıvılcım Metin Özcan yaptı. Panelde IMF Türkiye Daimi Temsilcisi Mark Lewis “The Outlook For The Global Economy”, T.C. Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Yörükoğlu “Kriz Sonrasında Yükselen Piyasa Ekonomilerinde Makroekonomik Politikalar”, TOBB Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bedri Kamil Onur Taş “Ekonomik Durgunluk Nasıl Sonlandırılır” konularında sunumlarını gerçekleştirdiler.

Mark Lewis İngilizce yaptığı konuşmasında, küresel krizin etkilerine, krizin farklı bölgelerdeki, özellikle Avro bölgesindeki, görünümüne ve küresel sermaye akımlarının durumuna değindi. Lewis, özetle, “Avro bölgesinde giderek artan gerilimler nedeniyle küresel iyileşme tehdit altındadır. Avro bölgesi krizi muhakkak sınırlanmalı. Gelişmiş ekonomilerde, mali konsolidasyon uygun bir hızda devam etmeli; güvenilir orta-vadeli mali planlar gereklidir. Ayrıca yükselen/gelişen ekonomiler daha zayıf yurtdışı ve yurtiçi talebe karşılık vermeli. Küresel aktivite 2011 yılının üçüncü çeyreğinde güçlüydü fakat durum dördüncü çeyrekte kötüleşti zira Avro bölgesi krizi şiddetlendi. Sıkılaşmış kredi verme koşulları bilanço küçültmeye yönelik baskıyı artırmakta özellikle gelişmiş ekonomilerde kararlı ve tutarlı politikalara acilen ihtiyaç duyuluyor. Yükselen ve gelişen ekonomiler küresel ekonomiyi yeniden dengelemek için kendi üzerlerine düşeni yerine getirmeliler” şeklinde konuştu.

Doç. Dr. Mehmet Yörükoğlu, gelişmiş ve gelişen ülkelerin ayrışması, kriz sonrası Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörünün göreli performansı hakkında bilgiler verdi. Yörükoğlu: “Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ayrışma artmaktadır. Gelişmiş ülkeler için öncelik, büyüme ve işsizliktir. Yükselen piyasa ekonomileri için öncelik, enflasyon ve finansal istikrardır. Ayrıca enerji, gıda ve emtia fiyatlarındaki artış, bu ayrışmayı kuvvetlendiriyor. Gelişmekte olan ülkeler ile diğer ülkeler arasındaki enflasyon oranlarında fark var. Gelişmekte olan ülkeler hızlı büyüyorlar fakat enflasyon oranları arasındaki farkta devam ediyor. Bununla birlikte yüksek büyüme potansiyeli, sağlıklı kamu maliyesi, güçlü bankacılık sektörü, azalan risk primleri ve azalan gelir dağılımı dengesizliği Türkiye ekonomisinin krizden daha avantajlı çıktığını gösteriyor.

Yrd. Doç. Dr. Bedri Kamil Onur Taş da, makroekonomik politika eylemlerinin durgunluk süreleri üzerine etkileri ve durgunlukların sona erdirilmesinde makro ekonomik politikaların ne kadar etkili olduklarına dikkat çekti. Taş konuşmasını şöyle tamamladı: “Genişleyici para politikası durağanlıkları sonlandırmakta etkilidir. Genişleyici mali politikanın durağanlık süresini uzatıcı negatif etkisi vardır. Döviz kuru rejimi değişikliklerinin durağanlık süreleri üzerinde etkisi yoktur. Küresel ekonomi ile daha entegre olan ülkeler daha uzun süre durağanlık yaşamaktadırlar. Genişleyici para politikası durağanlıkları sonlandırmada etkilidir. Genişleyici mali politika istenmeyen sonuçlara neden olmaktadır.”

Program soru cevap kısmıyla son buldu.

 




KONFERANS & PANEL KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya