2011 yılında dünya ekonomisinde beklenmeyen gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmeler nedeniyle 2012 yılının dünya ekonomisi için riskli ve güven ortamında yoksun bir yıl olacağı öngörülmektedir. 2011 yılı dünya ekonomisi açısından incelendiğinde öne çıkan başlıklar aşağıda özetlenmiştir.
- Sorunlu AB ülkelerinin borç krizi yaşamaları ve özellikle İtalya ve İspanya gibi büyük ekonomilerin borçlarını yeniden yapılandırmak zorunda kalmaları
- Küresel büyümenin azalması
- Dünya ticaret hacminin yavaşlamasına bağlı olarak gelişmekte olan ülkelerin büyümelerinin de olumsuz yönde etkilenmesi
- Gelişmiş ülkelerin kamu maliyesine ilişkin riskleri
- Gelişmiş ülkelerdeki yüksek işsizlik oranları
Küresel Ekonomi ve Büyüme Oranları
Küresel ekonomi de büyüme hızı yavaşlamış ve 2011 ve 2012 yılları için büyüme oranı tahminleri aşağı yönlü güncellenmiştir. Küresel ekonomide büyüme tahminlerindeki düşüş büyük ölçüde gelişmiş ülkelerden kaynaklanmış, gelişmekte olan ülkelere ilişkin tahminlerdeki aşağı doğru güncellemeler daha sınırlı kalmıştır. (Tablo 1)

Euro Bölgesi Borç Krizi
Euro Bölgesi ülkelerinde kamu borcunun sürdürülebilirliğine ilişkin endişelerin yoğunlaşması ve sorunların bankacılık sektörünü olumsuz etkilemesi güven kaybına neden olmuştur. Bu durum nihai harcamaların ertelenmesi ile sonuçlanmış ve iktisadi faaliyet üzerinde baskı oluşturmştur. Euro Bölgesi’ne dair alınması gereken önlemlerle ilgili olarak karar alma sürecinde yaşanan gecikmeler politika belirsizliğini artırmaktadır. Avrupa Finansal İstikrar Fonu imkanlarının önemli ölçüde artırılmaması veya mali politikaların uyumlulaştırılmasını içeren daha yoğun bir birliğe yönelinmemesi halinde Euro Bölgesi’ndeki sorunların çözümü gecikecektir. Euro Bölgesi’nde bankacılık sektöründeki sorunların giderilememesi ve diğer bölgelere de yayılarak iktisadi faaliyet üzerindeki baskıyı belirginleştirmesi olasılığı önemli bir risk unsuru olarak değerlendirilmektedir.
ABD Ekonomisi
ABD ekonomisine ilişkin beklentiler iktisadi faaliyetlerin ve istihdamın zayıf seyrini koruyacağına işaret etmektedir. ABD Merkez Bankası Başkanı Bernanke, konuşmalarında euro borc krizinin yanı sıra istihdam ve emlak sektöründe gözlenen sorunların büyümede ivme kaybına neden olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle Fed ikinci miktarsal genişleme paketini sona erdirmiş ve faizleri düşük tutma politikasını uygulamaya başlamıştır. Diğer yandan, ABD Başkanı Obama’nın 2010 yılı sonunda yürürlüğe giren mali teşvik politikasını genişleterek uzatacak yeni paket acıklaması da büyümeyi olumlu etkileyebilecek bir diğer gelişmedir.
Borç Krizi ve Finansal Piyasalar
Euro Bölgesi borç krizinde finansal piyasaları etkileyen temel unsur Avrupa ülkelerinde yaşanan borç çevrilebilirliğine dair endişelerin çevre ülkelerden merkez ülkelere bankacılık sektörünü kapsayacak şekilde yayılması olmuştur. Bu bağlamda bazı merkez ülkelerin ve özel bankaların kredi notlarında düşüşler gerçekleşmişir. Borç krizinin yayılması ve derinleşmesi ile birlikte küresel risk iştahıda azalmıştır. Buna bağlı olarak Avrupa Merkez Bankası’nın İspanya ve İtalya’nın tahvillerini satın alması ve Avrupa Finansal İstikrar Fonu’nun genişletilmesi gibi tedbirler alınmıştır. Bu tedbirler sorunu çözmemiş sadece borç sorunu ertelemiş ve piyasalarda kalıcı güveni sağlayamamıştır. Bu gelişmelere paralel olarak borç sorunu yaşayan ülkelerin tahvillerinin getirisi ile Alman tahvillerinin getiri farkı belirgin şekilde artmıştır.
Portföy akımları incelendiğinde, borçlanma senedi fonlarına girişler büyük ölçüde azalmış ve hisse senedi fonlarından güçlü çıkışlar kaydedilmiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arası faiz farkları ve büyüme beklentileri gelişmekte olan ülkelere sermaye girişlerini desteklese de, gelişmiş ülkelere ilişkin artan riskler nedeniyle sermaye akımlarını sınırlayabileceği söz konusu olmaktadır.
2012 yılında net sermaye akımlarının artış hızında 2011 yılına kıyasla önemli bir yavaşlama beklenmektedir. Türkiye ekonomisinde 2011 yılında büyüme ve istihdam konularında yaşanan olumlu gelişmelerle birlikte cari açık en önemli sorun olmaya devam etmektedir. Son yıllarda Türkiye’de cari açığın finansmanı sermaye girişleri ile sağlanmaktadır. Son aylarda cari açığın finansman kalitesi de bozulmuştur. Küresel ekonomide sermaye akımların da beklenen yavaşlama, Türkiye ekonomisinde cari açık sorununu daha fazla gündeme getirecektir. Daralan dünya ticaret hacmide cari açığı olumsuz etkileyecektir.
Bilkent Üniversitesi*