Cep telefonlarından otomatik para çekme makinelerine kadar günlük yaşamın parçası haline gelen ve pek çok cihaza içerilmiş yazılımlar, hacimsel olarak küçük ancak iktisadi ve toplumsal etki alanı büyük bir sektörün nihai ürünleri olarak gittikçe sayısallaşan dünyanın önemli politika ve kalkınma araçlarından birine dönüşmüş durumda. Ve yazılım sektörü ne yazık ki ülkemiz açısından öneminin farkına yeterince varılamamış, yeterince desteklenmemiş bir sektör... Türkiye’de yaklaşık 1.600 firmanın oluşturduğu yazılım sektörü hacimsel olarak küçük ancak iktisadi etkileri ve dolaylı etki alanı itibariyle oldukça önemli bir sektör olarak ifade edilmektedir. Sektörde faaliyet gösteren firmaların KOBİ niteliğinde olması, sermaye yapılarının yeterince güçlü ve esnek olmaması gibi bazı olumsuzluklara karşın gittikçe artan pazar payı ve teknolojik gelişmenin sağladığı hızlı makineleşme sürecinin de ivmesi ile özellikle gelişmekte olan ülkeler için bilgi temelli kalkınma sürecinin önemli bir aracı olabilecek niteliktedir.
İthal girdisi az, enerji maliyeti ise neredeyse yok denecek düzeyde olan yazılım sektörünün sağladığı katma değer diğer tüm üretim sektörlerine doğru yayılan bir özellik arz etmektedir. Bilgi toplumuna dönüşümün önemli bir aşamasını teşkil eden yazılım üretimi küçük ve orta ölçekli işletmelerin yapıları ve ihtiyaçları doğrultusunda yapılandırıldığında üretilen bu yazılımlarla desteklenen üretim, dağıtım ve pazarlama süreçleri yerel düzeydeki firmaların küresel düzeyde rekabet edilebilirliğine katkı sağlayacak önemli bir hususu teşkil etmektedir. Yazılım sektörünün sağladığı en önemli katkılardan biri de kayıt dışılığın önüne geçmesidir.
Sektörün yenilikçilik motivasyonunun düşük olması ve bu durumun yazılım üretimi konusundaki isteği olumsuz olarak etkilemesi, yazılım ithalinin yüksek olması gibi olumsuz unsurlar sektör değerlendirmesi açısından ihmal edilmemesi gereken konulardır. Aksi takdirde görece daha az zahmetli ve maliyetli olarak algılanan ve tercih edilen yazılım ithalâtının uzun vadeli maliyetleri ülke ekonomisi ve sektörün geleceği açısından oldukça maliyetli olacaktır. Öte yandan sektörün ihracat kapasitesi değerlendirildiğinde ise ülkemizde faaliyet gösteren yaklaşık 100 firmanın 50 ülke ve 12 serbest bölgeye yaklaşık 250 milyon dolarlık yazılım ihracatı gerçekleştirdiği izlenmektedir.
Ar-Ge faaliyetlerinden istihdama, dış ticaretten milli gelire kadar genişleyen bir etki alanına sahip olan sektörü ülkemiz açısından yeniden değerlendiren ve sektöre ilişkin detaylı bir analizin önemine işaret eden bir çalıştay SDE (Stratejik Düşünce Enstitüsü) ve ODTÜ- TEKPOL (Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi) işbirliği ile 29 Aralık 2011 tarihinde Ankara’da geçekleştirildi. Nihai amacı sektöre yönelik kapsamlı bir değerlendirmenin kaleme alındığı bir raporla gerek sektör firmalarını gerek sektöre yönelik faaliyet gösteren mesleki ve sivil toplum kuruluşlarını, gerekse de sektörün önemli aktörleri olarak sayılabilecek kamu kurumlarını bilgilendirmek olan çalıştay ilgili alanda aktif rol alan tarafları bir araya getirdi. Çalıştayın ortaya koyduğu sonuç özetle, kendisi küçük ancak etki alanı büyük olan yazılım sektörünün bilgi temelli kalkınma sürecinde pek çok gelişmekte olan ülke gibi ülkemiz açısından da büyük öneme sahip olduğu, bu alandaki nitelikli çalışan ihtiyacının tasarlanacak müfredatlar ve açılacak yeni bölümlerle desteklenmesi, diğer bir ifadeyle ilgili alanda beşeri sermaye birikimi sağlamaya yönelik tedbir ve teşviklerin gerekliliği üzerinde oldu.
Afyon Kocatepe Üniversitesi *